Yaşayabildiğin kadar Aşk… Anlatabildiğin kadar Masal…!!!
Bizansın iki yakası üzerinde yükselen bu şehirde ihtişamlı bir sis var...
Konyak içerek göğü yarıp geçmenin keyifli kışkırtıcılığı içindeyim...
Kuşkusuz romanlar ve şiirler benden bahsetmiyor ama...
“Özleme oğlum beni”
Saat sabah 08:00, hücrelerindeki mahkumlar sayılmaya başlandı. Artık 60, 70 kişilik koğuşlarda değiliz ki “1, 2, 3…60” diye ip gibi dizilip kendimizi saydıralım. Görünmen...
Çöl nerede başlar nerede biter, bilinmez
Şat- Ül- Cerid bir zamanlar tüm Afrika'nın en büyük göllerinden biriydi. Şimdi ise, uçsuz bucaksız çorak bir toprak halini aldı. Günün birinde Romalılar geldiler....
Ya anlamadı ya da anlamazlıktan geldi
Bir sabah, annemin "aşık mısın oğlum sen?" sorusuyla uyandım kahvaltı masasında. Afalladım. Cevabını bilmediğim bir soruyla karşılaşmıştım. Güzel annem yardımcı olmak için, hastalığın bendeki...
Derinden gelen aforizmalar
Tadı başka bir serinlik başladı, kısaldı ışıyan günler. Soluğu tökezleyen gecelerin yalnızlığı uzadıkça uzadı. Ufukta binlerce yeni günü bekliyor şafaklar.
Mırıltısına kulak vermiyorum konuşmayan dünyanın....
“Ne çok alçaktan uç, ne çok yüksekten!”, Daedalus*
Fırtınalara karşı ters kanat açan kır çiçeklerine
Çocukken bilerek kuşları öldürdüğüm oldu. Karnımızı mı doyuracaktık, hayır. Ufacık saka kuşu, bir de bitbidi diye bir kuş vardı, mini...













