İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın 7 Ekim’de AKP Grup Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rozet takılarak partiye katılması bekleniyor. Henüz Tugay ya da AKP Genel Merkezi tarafından resmî olarak doğrulanmayan geçiş, Tugay’ın son açıklamaları ve Ankara kulislerinden gelen bilgilerle güçlü bir beklentiye dönüşürken İzmir’de tartışma bir belediye başkanının siyasi tercihinin ötesine geçti. Kentte protestolar düzenleniyor, siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri seçmen iradesini tartışmaya açıyor; AKP açısından ise yıllardır sandıkta kazanılamayan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başkanlık makamına siyasi transfer yoluyla ulaşılması ihtimali ortaya çıkıyor.

Ankara’da Gözler 7 Ekim’e Çevrildi

Gazeteci İsmail Saymaz’ın aktardığı kulis bilgisine göre Cemil Tugay’ın 7 Ekim Çarşamba günü saat 11.30’da AKP Genel Merkezi’ne gitmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından rozetinin takılması bekleniyor. Tugay cephesinden bu bilgi henüz açık biçimde doğrulanmadı; ancak daha önce AKP’ye geçeceği yönündeki iddiaları reddeden Büyükşehir Belediye Başkanı’nın son açıklamalarında aynı kesinliği kullanmaması dikkat çekiyor.

Tugay, siyasi geleceğine ilişkin soruya, kişisel siyasi geleceğinden çok İzmir’e karşı sorumluluğunu düşündüğünü belirterek “bir kararın eşiğindeyim” yanıtını verdi. Bu açıklama, temmuz ayında AKP’ye katılacağı yönündeki iddiaları reddederek bağımsız kalacağını söyleyen Tugay’ın söyleminde belirgin bir değişikliğe işaret ediyor.

Süreçteki en önemli dönemeçlerden biri ise 30 Eylül’de gerçekleşti. Erdoğan, Tugay’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Basına kapalı görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığı yalnızca görüşmenin gerçekleştiğini duyururken Tugay, İzmir’in projeleri ve sorunları hakkında Erdoğan’a bilgi verdiğini açıkladı. Görüşmenin hemen ardından AKP’ye geçiş iddiaları yeniden siyaset gündeminin merkezine yerleşti.

İzmir’de Tartışma Seçmen İradesine Döndü

Cemil Tugay’ın olası parti değişikliği İzmir’de yalnızca siyasi kulislerin konusu olarak kalmadı. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla sendikalar, meslek örgütleri ve siyasi parti temsilcileri Alsancak’ta protesto düzenledi. Yürüyüşe izin verilmemesi üzerine polisle göstericiler arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Eylemlerde belediye başkanlarının seçildikleri siyasi kimliği görev süreleri içinde değiştirmelerinin seçmen iradesi açısından yarattığı sorun öne çıkarıldı.

Tartışmanın temelinde basit ama siyasal sonuçları ağır bir soru bulunuyor: Seçmen yerel seçimde yalnızca belediye başkanının kişiliğine mi, yoksa aday olduğu partiye, programa ve temsil ettiği siyasi çizgiye de mi oy verdi?

Türkiye’de belediye başkanlarının görevlerinden istifa etmeden parti değiştirmelerine hukuki bir engel bulunmaması, bu sorunun siyasi ve etik boyutunu ortadan kaldırmıyor. Tugay’ın AKP’ye katılması halinde 31 Mart 2024’te başka bir siyasi kimlikle alınan belediye başkanlığı yetkisi, seçmene yeniden başvurulmadan farklı bir parti çatısı altında sürdürülecek.

Önce Reddetti, Şimdi “Kararın Eşiğinde”

Tartışmayı büyüten unsurlardan biri de Tugay’ın geçmiş açıklamalarıyla bugün kullandığı dil arasındaki fark. Tugay, daha önce AKP’ye geçeceği iddiaları gündeme geldiğinde siyasi ilkelerin önemini vurgulamış ve böyle bir geçişe mesafeli olduğunu açık biçimde ifade etmişti. 6 Ekim’de bu eski açıklamaların yeniden gündeme gelmesi, yaklaşan kararın siyasi maliyetini de görünür hale getirdi.

CHP’den 18 Haziran’da ayrılan Tugay, bir süre bağımsız kalacağını açıklamış, temmuz ayında da AKP’ye geçeceği iddiasını açıkça reddetmişti. Erdoğan’la görüşmenin ardından ise artık kesin bir ret yerine “karar aşaması”ndan söz etmesi, Ankara ve İzmir kulislerinde 7 Ekim beklentisini güçlendirdi.

Muhalefetten İstifa Çağrıları

YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, Tugay’ın AKP’ye katılmak istemesi halinde önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden istifa etmesi gerektiğini savundu. Özkan ayrıca İzmir halkını 7 Ekim akşamı İlk Kurşun Anıtı önünde yapılması planlanan protestoya çağırdı.

YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise Tugay’ın yaklaşık bir buçuk aydır parti yöneticileriyle iletişimini büyük ölçüde kestiğini söyledi. Güç, belediye başkanları üzerindeki siyasi ve adli baskının transferlerde etkili olduğunu öne sürdü. Bu değerlendirme muhalefetin siyasi iddiası niteliğinde; Tugay’ın olası kararının herhangi bir soruşturma ya da baskının sonucu olduğunu doğrulayan bağımsız bir veri bulunmuyor.

CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü ise tartışmayı daha geniş bir çerçeveye taşıyarak İzmir’de başka belediye başkanlarının da AKP ile görüşmeler yürüttüğü iddiasında bulundu. Gümrükçü’nün açıklaması, Tugay meselesinin tek bir belediye başkanıyla sınırlı olmayabileceği yönündeki tartışmaları artırdı.

AKP İçin İzmir’in Siyasi Anlamı

Cemil Tugay’ın AKP’ye katılması gerçekleşirse gelişmenin siyasi ağırlığı yalnızca bir belediye başkanının parti değiştirmesinden kaynaklanmayacak. AKP, kuruluşundan bu yana İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanamadı. Parti 2014’te Binali Yıldırım, 2019’da Nihat Zeybekci ve 2024’te Hamza Dağ ile girdiği seçimlerde Büyükşehir Belediyesi’ni alamadı. Tugay’ın katılması halinde AKP, seçimle kazanamadığı Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamına ilk kez bir siyasi transfer sonucunda ulaşmış olacak.

Ancak başkanın parti değiştirmesi İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin seçimlerde oluşan siyasi aritmetiğini kendiliğinden değiştirmiyor. Bu nedenle AKP, belediye başkanlığı makamını siyasi olarak kendi hanesine yazabilecek olsa da belediye yönetiminde karar alma süreçlerinin tamamını tek başına kontrol eden bir çoğunluğa ulaşmış olmayacak.

Bu ayrım önemli. Çünkü İzmir’de yaşanan değişiklik bir seçim sonucu değil, seçimden sonra oluşan siyasi saflaşmanın sonucu olacak.

Uluslararası Basın da İzmir’e Bakıyor

Gelişme Türkiye dışındaki yayın kuruluşlarının da gündemine girdi. DW Türkçe, Tugay’ın olası transferini AKP’nin yıllardır seçim yoluyla kazanamadığı İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne siyasi transferle ulaşması ihtimali üzerinden değerlendirdi. DW’nin ulaştığı İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ise Tugay’ın iddialarla ilgili açıklama yapmayacağını bildirdi. Haberde geçişin taraflarca henüz doğrulanmadığı özellikle vurgulandı.

Euronews ise sürecin önceki aşamalarını yakından izledi. Temmuz ayında Tugay’ın AKP’ye geçiş iddialarını reddettiğini aktaran yayın kuruluşu, 30 Eylül’de Erdoğan ile yapılan Beştepe görüşmesini de ayrıca haberleştirdi. Böylece birkaç aylık süreçte Tugay’ın pozisyonundaki değişim uluslararası yayınlara da yansıdı: Temmuzda bağımsız kalacağını açıklayan Büyükşehir Belediye Başkanı, ekim başında artık “bir kararın eşiğinde” olduğunu söylüyor.

Rozetten Büyük Bir Tartışma

Cemil Tugay’ın 7 Ekim’de AKP’ye katılması halinde Ankara’daki törende görünen şey bir parti rozeti olacak; İzmir’de tartışılan ise bundan daha kapsamlı bir mesele.

Bir belediye başkanının parti değiştirme hakkı ile seçmenin sandıkta ortaya koyduğu siyasi tercih arasındaki sınırın nerede başladığı ve nerede bittiği yeniden tartışılacak. Bir aday, seçimden sonra kendi siyasi tercihini değiştirebilir; fakat beraberinde kendisine verilmiş milyonlarca oyun siyasal anlamını da değiştirmiş olur mu?

Bu sorunun hukuki cevabı ile demokratik meşruiyet bakımından verilecek cevap aynı olmak zorunda değil.

Bu nedenle 7 Ekim’de Ankara’da takılması beklenen rozet, yalnızca Cemil Tugay’ın siyasi adresini belirlemeyecek. İzmir’de asıl tartışma, sandıkta verilen yetkinin seçilmiş kişinin siyasi mülkiyetine dönüşüp dönüşemeyeceği üzerinden sürecek.


NHY / T24, DW Türkçe, Euronews Türkçe, Ege Postası, Ege’de Sonsöz, Gerçek İzmir, BirGün, ANKA Haber Ajansı