AKP’nin sosyal güvenlik sisteminde 18 yıldır uygulanan “devlet katkısını” kaldıran düzenlemesi, hükümet tarafından teknik bir muhasebe değişikliği olarak sunulurken, Ekonomist Aziz Çelik bunun sosyal güvenliğin hukuki güvencelerini zayıflatan ve gelecekte emeklilerin hak taleplerini sınırlandırmayı hedefleyen ideolojik bir dönüşüm olduğunu savundu. Çelik, iktidara yakın medyanın da düzenlemeyi yalnızca “SGK açığı büyüyor” söylemi üzerinden meşrulaştırmaya çalıştığını belirterek bunun kamuoyunu yanıltan bilinçli bir algı operasyonuna dönüştüğünü ifade etti.
Muhasebe Düzenlemesi Değil, Sosyal Güvenlik Politikasında Stratejik Değişiklik
TBMM’de kabul edilen torba yasayla birlikte 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81. maddesinde yer alan “devlet katkısı” uygulaması yürürlükten kaldırıldı. Böylece Hazine’nin SGK’ye her ay prim gelirlerinin yüzde 25’i oranında otomatik ve yasal zorunluluk kapsamında yaptığı katkı sona erdi.
Hükümet, değişikliği bütçe kalemlerini sadeleştiren teknik bir revizyon olarak açıklarken, Ekonomist Aziz Çelik BirGün Gazetesi’nde yayımlanan kapsamlı değerlendirmesinde bu söylemin gerçeği yansıtmadığını belirtiyor. Çelik’e göre değişiklik, yalnızca muhasebe kayıtlarının yeniden düzenlenmesi değil; devletin sosyal güvenliğe ilişkin hukuki sorumluluğunu formüle bağlı ve zorunlu bir yükümlülük olmaktan çıkarıp siyasi iktidarın takdirine bağlı hale getiren yapısal bir dönüşüm anlamına geliyor.
Bu nedenle tartışmanın özü, bütçe tekniğinden çok sosyal devlet ilkesinin nasıl yeniden tanımlandığıyla ilgili.
Devletin Zorunlu Sorumluluğu Takdiri Harcamaya Dönüştürülüyor
2008 yılında yine AKP tarafından getirilen düzenlemeyle devlet katkısı, SGK’nin olağan gelirlerinden biri olarak tanımlanmış ve prim gelirlerinin dörtte biri oranında Hazine tarafından otomatik olarak ödenmesi güvence altına alınmıştı.
Yeni düzenlemeyle bu mekanizma kaldırılıyor. Hazine’nin SGK’ye kaynak aktarması tamamen ortadan kalkmıyor; ancak artık bu aktarım yasayla belirlenmiş otomatik bir yükümlülük değil, ihtiyaç durumuna göre yapılacak “açık finansmanı” transferi niteliği kazanıyor.
Aziz Çelik’e göre tam da bu nedenle hükümetin “parasal olarak hiçbir şey değişmeyecek” savunması gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü anlatıyor. Çünkü değişen para miktarından çok, devletin sosyal güvenlik sistemine ilişkin hukuki sorumluluğunun niteliği oluyor.
“Kara Delik” Söylemi Yeniden Üretiliyor
Çelik’in dikkat çektiği en önemli noktalardan biri ise düzenlemenin yaratacağı siyasal algı.
Bugüne kadar devlet katkısı SGK bilançosunda “gelir” olarak yer alıyordu. Yeni sistemde ise aynı kamu kaynağı “açık finansmanı” olarak kaydedilecek. Böylece SGK’nin mali tablolarında açık rakamları hızla büyüyecek.
Bu durumun tesadüf olmadığını belirten Çelik, yıllardır kamuoyunda kullanılan “SGK kara delik”, “emekliler bütçeye yük oluyor”, “sosyal güvenlik sürdürülemez hale geldi” söylemlerinin yeniden dolaşıma sokulacağını ifade ediyor.
Başka bir ifadeyle değişen, devletin yaptığı harcama değil; o harcamaya verilen isim.
Ancak kamuoyunda oluşacak algı çok farklı olacak. Aynı kamu kaynağı artık sosyal güvenliğin olağan finansmanı değil, sürekli büyüyen bir “zararın” kapatılması olarak gösterilecek.
Yandaş Medya Aynı Söylemi Tekrarlıyor
Düzenlemenin ardından iktidara yakın medya organlarında yapılan yayınlarda da benzer bir çerçevenin öne çıkarılması dikkat çekiyor.
Pek çok haberde değişiklik yalnızca “teknik düzenleme”, “bütçe sadeleşmesi” veya “SGK açıklarının daha şeffaf görülmesi” şeklinde sunulurken, devlet katkısının kaldırılmasıyla ortadan kalkan hukuki güvenceye ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmiyor.
Bunun yerine kamuoyuna yeniden “SGK açık veriyor”, “emeklilik sistemi bütçeye yük oluyor”, “sosyal güvenlik reformu kaçınılmaz” söylemleri aktarılıyor.
Aziz Çelik’e göre tam da bu söylem, gelecekte emeklilik yaşının yükseltilmesi, aylık bağlama oranlarının daha da düşürülmesi, intibak düzenlemelerinin reddedilmesi veya emekli aylıklarının artırılmamasının gerekçesi haline getirilecek.
Bu nedenle değişiklik yalnızca teknik bir mali düzenleme olarak değil, sosyal güvenlik haklarını daraltabilecek yeni reformların ideolojik hazırlığı olarak okunmalı.
Rakamlar Farklı Bir Gerçeği Gösteriyor
Çelik’in yazısında yer verdiği veriler ise sosyal güvenlik sistemindeki asıl sorunun farklı bir yerde olduğunu ortaya koyuyor.
2002 yılında SGK gelirleri içinde kamu katkısının payı yüzde 40-46 seviyesindeyken, bu oran yıllar içerisinde düzenli biçimde gerileyerek 2025 yılında yaklaşık yüzde 15’e düştü.
Aynı dönemde emekli dosya sayısı ise yaklaşık 5,9 milyondan 16,2 milyona yükseldi.
Yani sosyal güvenlik sisteminin taşıdığı yük katlanırken, devletin sisteme ayırdığı kaynakların oranı sürekli azaldı.
Çelik’e göre bugün emekli aylıklarının yoksulluk sınırının çok altında kalmasının temel nedenlerinden biri de kamu katkısındaki bu sistematik gerileme.
Dolayısıyla sosyal güvenlikte yaşanan finansman sorununun nedeni emeklilerin sayısındaki artış değil; siyasi iktidarın sosyal güvenliğe ayırdığı kamusal kaynakları azaltması.
Tartışma Teknik Değil, İdeolojik
Aziz Çelik, sosyal güvenliğin bireysel sigorta mantığıyla değil anayasal sosyal hak ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Dünyada yaşlanan nüfus nedeniyle devletlerin sosyal güvenlik sistemlerine daha fazla bütçe desteği sağladığına dikkat çeken Çelik, Türkiye’de ise bunun tersine kamu katkısının azaltıldığını belirtiyor.
Bu nedenle yapılan son düzenleme yalnızca muhasebe kayıtlarının yeniden düzenlenmesi değil; sosyal güvenliği kamusal bir hak olmaktan çıkarıp bütçeye yük olarak gösteren neoliberal yaklaşımın yeni bir adımı olarak değerlendiriliyor.
Çelik’e göre bugün kaldırılan yalnızca bir muhasebe kalemi değil; devletin sosyal güvenliğe ilişkin otomatik ve yasal sorumluluğu. Bunun yerine getirilen sistem ise sosyal güvenlik harcamalarının siyasi iktidarın tercihleri doğrultusunda şekillenebileceği yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Kaynaklar
- Aziz Çelik, “Devlet Katkısı Aldatmacası!”, BirGün Gazetesi.
- Devlet Katkısı Kaldırıldı, “Kara Delik” Söylemi Geri Döndü - 28 Temmuz 2026
- Madenciler Alacaklarını İstiyor, Verilen Sözler Yine Tutulmuyor - 27 Temmuz 2026
- SGK’da Sessiz Darbe: Devlet Güvencesi Yasadan Çıkarılıyor - 23 Temmuz 2026
















