back to top
Ana Sayfa Haber Enflasyonda Çift Haneli Gerçekler: TÜİK Yüzde 31,51, ENAG Yüzde 49,03

Enflasyonda Çift Haneli Gerçekler: TÜİK Yüzde 31,51, ENAG Yüzde 49,03

TÜİK’e göre tüketici fiyatları ağustosta yüzde 1,84 arttı, yıllık enflasyon yüzde 31,51’e geriledi. Ancak ENAG’ın hesaplamasında yıllık enflasyon yüzde 49,03’e ulaştı. İstanbul’da yıllık fiyat artışı yüzde 34,96 olurken, TÜRK-İŞ’in dört kişilik aile için hesapladığı açlık sınırı 37 bin 388 TL’ye, yoksulluk sınırı 121 bin 786 TL’ye yükseldi. Rakamlar arasındaki fark, Türkiye’de enflasyon tartışmasının yalnızca “oran” değil, vatandaşın karşı karşıya kaldığı hayat pahalılığının nasıl ölçüldüğü meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre tüketici fiyatları ağustosta bir önceki aya göre yüzde 1,84 arttı. Yıllık enflasyon ise temmuzdaki yüzde 31,75 seviyesinden yüzde 31,51’e geriledi.

TÜFE, yılın ilk sekiz ayında yüzde 22,07 artarken, on iki aylık ortalamalara göre artış yüzde 31,79 olarak gerçekleşti. Bu oran aynı zamanda eylül ayında yenilenecek konut ve işyeri kira sözleşmelerindeki yıllık artış tavanını da belirledi.

Ancak resmi enflasyon rakamı ile bağımsız ölçümler arasındaki fark ağustosta da dikkat çekici boyutunu korudu.

TÜİK ile ENAG arasında 17,52 puanlık fark

Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) hesaplamasına göre tüketici fiyatları ağustosta aylık yüzde 2,24 arttı. ENAG’ın yıllık enflasyon hesabı ise yüzde 49,03 oldu.

Böylece TÜİK’in yüzde 31,51’lik yıllık enflasyon oranı ile ENAG’ın yüzde 49,03’lük oranı arasında 17,52 puanlık fark oluştu. Aylık enflasyonda da iki hesaplama arasında 0,40 puanlık fark bulunuyor.

Farkın önemi yalnızca istatistiksel değil. Enflasyon oranı; ücret artışlarından kira zamlarına, emekli ve memur maaşlarından sosyal yardımlara kadar çok sayıda ekonomik kararın temelini oluşturuyor. Dolayısıyla hangi enflasyon ölçümünün esas alındığı, milyonlarca kişinin gelirinin gerçek değerini doğrudan etkiliyor.

İstanbul’da fiyat artışı Türkiye ortalamasının üzerinde

TÜİK’in ülke genelindeki yüzde 31,51’lik yıllık enflasyonuna karşılık İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) verileri kentte fiyat artışının daha yüksek seyrettiğini gösteriyor.

İTO’nun İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’ne göre ağustosta aylık enflasyon yüzde 1,66 olurken, yıllık enflasyon yüzde 34,96 olarak gerçekleşti. Temmuz ayında İstanbul’da yıllık enflasyon yüzde 35,20 düzeyindeydi.

İstanbul verilerinde özellikle sağlık harcamaları yüzde 9,77 ile aylık bazda en yüksek artışı kaydederken, ulaştırmada fiyatlar yüzde 4,42, haberleşmede yüzde 3,69 ve konutta yüzde 2,01 arttı. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki aylık artış ise yüzde 1,30 oldu.

Bu tablo, Türkiye’nin en büyük kentinde yaşayan milyonlarca kişi açısından resmi yıllık enflasyon oranının üzerinde bir fiyat baskısının hissedildiğine işaret ediyor.

TÜİK sepetinde de en büyük yük konut, ulaşım ve gıdada

TÜİK verilerinin ayrıntıları da hayat pahalılığının özellikle temel ihtiyaçlarda yoğunlaştığını gösteriyor.

Ağustosta gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı yüzde 33,79 oldu. Ulaştırmada yıllık artış yüzde 35,08’e, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlardan oluşan grupta ise yüzde 39,77’ye ulaştı. Bu üç grubun yıllık enflasyona toplam katkısı 19,07 puan oldu.

Aylık bazda ise ulaştırma grubu yüzde 4,82’lik artışla en yüksek katkıyı yaptı. Ulaştırmanın aylık enflasyona katkısı 0,82 puan olurken, konut grubunun katkısı 0,27 puan olarak gerçekleşti.

Eğitim ise ağustos ayının zam şampiyonu oldu. Eğitim grubunda fiyatlar bir ayda yüzde 8,62, yıllık bazda yüzde 53,44 arttı. Alkollü içecekler ve tütün grubundaki aylık artış yüzde 6,89 olurken, ulaştırma yüzde 4,82 yükseldi. Giyim ve ayakkabı ise fiyatların gerilediği tek ana harcama grubu olarak yüzde 3,54 düştü.

Başka bir ifadeyle, yıllık enflasyonun gerilemesi vatandaşın karşılaştığı fiyatların gerilediği anlamına gelmiyor. Fiyatlar artmaya devam ediyor; yalnızca artış hızı önceki döneme göre bir miktar yavaşlıyor.

Açlık sınırı 37 bin lirayı aştı

Enflasyonun hanelerdeki karşılığını ortaya koyan en önemli göstergelerden biri ise TÜRK-İŞ’in geçim maliyeti araştırması.

TÜRK-İŞ’in ağustos araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, 37 bin 388 TL’ye yükseldi.

Dört kişilik ailenin gıda harcamasının yanı sıra kira, ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için haneye girmesi gereken toplam gelir ise 121 bin 786 TL olarak hesaplandı.

Açlık sınırı temmuzda 36 bin 940 TL idi. Böylece yalnızca bir ayda yaklaşık 448 TL arttı. Yoksulluk sınırı ise temmuzdaki 120 bin 325 TL’den 121 bin 786 TL’ye çıktı.

Bu rakamlar, enflasyonun yalnızca makroekonomik bir gösterge olmadığını; mutfaktan kiraya, ulaşımdan eğitime kadar doğrudan yaşam maliyetine dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Resmi enflasyon düşüyor, hayat pahalılığı bitmiyor

Ağustos verilerinin ortaya koyduğu temel tablo şu:

TÜİK’e göre enflasyon düşüyor; ancak fiyatlar düşmüyor.

Yıllık enflasyonun yüzde 31,75’ten yüzde 31,51’e gerilemesi, fiyatların geçen yılın aynı ayına göre hâlâ yüzde 31,51 daha yüksek olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Üstelik yılın ilk sekiz ayında fiyatlar yüzde 22,07 oranında arttı.

Daha önemlisi, vatandaşın temel harcama kalemlerinde fiyat artışları genel TÜFE’nin üzerinde seyrediyor. Gıda yüzde 33,79, ulaştırma yüzde 35,08, konut ise yüzde 39,77 oranında yıllık artış gösteriyor. Eğitimde yıllık artış yüzde 53,44’e ulaşmış durumda.

ENAG’ın yüzde 49,03’lük yıllık enflasyonu ve İTO’nun İstanbul için açıkladığı yüzde 34,96’lık oran da farklı ölçümlerin vatandaşın yaşadığı fiyat hareketlerini farklı biçimlerde yansıttığını gösteriyor.

Ekonomide “enflasyon düşüyor” söylemi ile vatandaşın deneyimi arasındaki makas

Ekonomi yönetimi açısından yıllık enflasyonun düşmesi, dezenflasyon sürecinin sürdüğüne ilişkin önemli bir gösterge. Nitekim ekonomistlerin ağustos ayı beklentisi de aylık yüzde 1,86 civarındaydı; gerçekleşen yüzde 1,84’lük artış beklentinin sınırlı da olsa altında kaldı.

Ancak dezenflasyon ile hayat pahalılığının sona ermesi aynı şey değil.

Enflasyonun yüzde 31,51’e gerilemesi, fiyatların yüzde 31,51 oranında düştüğü anlamına gelmiyor. Tam tersine, fiyat düzeyi yüksek bir noktaya çıktıktan sonra artmaya devam ediyor. Bu nedenle ücret ve emekli aylıkları enflasyon kadar artırılsa bile, geçmiş dönemde yaşanan fiyat artışlarının yarattığı satın alma gücü kaybı otomatik olarak geri kazanılmıyor.

Türkiye ekonomisinin temel sorunu da burada düğümleniyor: Enflasyon oranı gerilese bile hayat pahalılığı yüksek kalmaya devam ediyor.

TÜİK’in yüzde 31,51’i, ENAG’ın yüzde 49,03’ü, İTO’nun yüzde 34,96’sı ve TÜRK-İŞ’in 37 bin 388 liralık açlık sınırı aynı tablonun farklı yüzlerini gösteriyor.

Rakamların birbirinden ayrıldığı nokta ölçüm yöntemi; ortaklaştıkları nokta ise fiyatların ve geçim maliyetinin hâlâ ağır bir baskı oluşturması.

Türkiye’de enflasyon düşüyor olabilir; ancak milyonlarca emekçi açısından geçim mücadelesi düşmüyor.