back to top
Ana Sayfa Haber Ardahan’da Pazarın Hesabı Aynı: Üretici de Esnaf da Mazota Çalışıyor

Ardahan’da Pazarın Hesabı Aynı: Üretici de Esnaf da Mazota Çalışıyor

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Ardahan’da pazar ve esnaf ziyaretlerinde karşılaştığı tablo, Türkiye’de hayat pahalılığının zincirin her halkasına yayıldığını gösterdi: Çiftçi ürününü düşük fiyata satamıyor, esnaf satış yapamıyor, nakliye maliyeti ürün fiyatının büyük bölümünü yutuyor; Özel ise artan akaryakıt maliyetleri ile köprü ve otoyolların özelleştirilmesinin bu tabloyu daha da ağırlaştıracağını savundu.

Pazarda Değişmeyen Hesap: Mazot

Özel’in Ardahan programında pazar esnafıyla yaptığı sohbetlerde ekonomik krizin gündelik hayattaki karşılığı doğrudan yurttaşların sözleriyle ortaya çıktı. Kavun satan bir esnaf, ürünün satış fiyatından kendisine yalnızca yüzde 10 civarında pay kaldığını belirterek, maliyetin yüzde 60’ının nakliyeye, yüzde 20’sinin ise tarımsal üretime gittiğini söyledi. Esnaf, “Mazot pahalı” diyerek asıl yükün ulaştırma maliyetinde toplandığını anlattı.

Bir başka esnaf ise geçen yıl ile bu yıl arasında satış fiyatlarının neredeyse değişmediğini, buna karşın maliyetlerin yükseldiğini belirterek, “Çiftçi iptal, bitik. Para mazota gidiyor” dedi. Hayvancılıkla uğraşan bir yurttaş da 22 liraya süt satmak zorunda kaldığını, hayvanlarını satamadığını ve ithalat nedeniyle yerli üreticinin zor durumda kaldığını söyledi. “Böyle giderse çok zor durumdayız” sözleri, pazar tezgâhındaki ekonomik sıkışmanın üretim tarafındaki karşılığını özetledi.

Bu tablo yalnızca Ardahan’a özgü değil. TÜİK’in ağustos verilerinde gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı yüzde 33,79, ulaştırmada ise yüzde 35,08 olarak kaydedildi. Tarımsal girdi fiyat endeksi de haziranda yıllık yüzde 32,06 arttı. Böylece üretimden nakliyeye, nakliyeden tezgâha uzanan maliyet zincirinin farklı halkalarında yüksek fiyat baskısı devam ediyor.

Üreticinin Ürünü Ucuz, Sofranın Fiyatı Yüksek

Özel, pazardaki maliyet hesabını Türkiye’nin gıda enflasyonu üzerinden siyasal bir eleştiriye dönüştürdü. Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünyada üst sıralarda bulunduğunu söyleyen Özel, Avrupa ülkeleriyle karşılaştırma yaparak yüksek akaryakıt maliyetinin tarımsal ürünlerin fiyatına doğrudan yansıdığını savundu.

Burada dikkat çeken nokta, üreticinin düşük satış fiyatı ile tüketicinin yüksek market fiyatının aynı ekonomik zincirin iki farklı ucunda ortaya çıkması. Üretici yeterli gelir elde edemezken tüketici daha pahalı gıdayla karşılaşıyor. Aradaki fark ise yalnızca tarımsal üretim maliyetlerinden değil, akaryakıt, taşıma, depolama, komisyon ve dağıtım giderlerinden oluşan geniş bir maliyet zincirinden besleniyor.

Özel’in “yüzde 60 mazota gidiyor” şeklindeki hesabı, Ardahan’daki esnafın kendi verdiği rakama dayansa da Türkiye’nin genel bir resmi olduğu biliniyor. Ancak TÜİK’in verileri, ulaştırma ve tarımsal girdilerdeki yüksek fiyat artışının gıda fiyatları üzerindeki baskısını doğrulayan daha geniş bir çerçeve sunuyor.

Otoyol Özelleştirmesi Tartışmayı Büyütüyor

Özel’in Ardahan’da dikkat çektiği ikinci başlık ise yalnızca akaryakıt değil, ulaşım altyapısının geleceği oldu. “Şimdi bir de otobanları özelleştiriyorlar, daha da pahalanacak” diyen Özel, ulaşım maliyetlerinin yeni geçiş ücretleriyle yükselmesi halinde bunun özellikle tarımsal ürün taşıyan küçük üretici ve esnaf üzerinde ek baskı yaratacağını savundu.

Bu eleştirinin arkasında somut bir karar bulunuyor. 5 Eylül’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çeşitli otoyol ve çevre yolları özelleştirme kapsamına alındı. Düzenlemeye göre işletme hakkının verilmesi, kiralama, gelir ortaklığı gibi yöntemler kullanılabilecek ve sözleşmelerin süresi 30 yıl olabilecek. İşlemlerin 31 Aralık 2031’e kadar tamamlanması öngörülüyor.

Ancak burada Özel’in “özelleştirme sonrası geçiş ücretleri mutlaka daha da pahalanacak” değerlendirmesini, kararın kendisinden doğrudan çıkan kesin bir sonuç olarak değil, siyasi bir öngörü olarak ayırmak gerekiyor. Karar özelleştirme yöntemini ve 30 yıllık sözleşme süresini belirliyor; gelecekte uygulanacak geçiş ücretlerinin ne olacağını ise tek başına açıklamıyor. Bununla birlikte mühendislik örgütleri ve muhalefet, kamusal ulaşım altyapısının özel işletme mantığına açılmasının kullanıcı maliyetlerini artırabileceği uyarısında bulunuyor.

Halkın Dili, Ekonominin Gerçekliği

Özel’in Ardahan ziyaretinde dikkat çeken başka bir unsur ise ekonomik sıkıntıların parti programlarından ya da makroekonomik göstergelerden önce doğrudan yurttaşların cümlelerinde görünür hale gelmesi oldu. Çiftçi sütünü maliyetinin altında satmaktan, hayvanını elinden çıkaramamaktan, esnaf satış yapamamaktan, pazarcı ise taşıma giderinin ürünün fiyatını belirlemesinden yakınıyor.

Özel’in Doğu Anadolu’daki saha çalışması da bu nedenle yalnızca bir siyasi ziyaret olarak değil, yeni kurulan YENİ Parti’nin ekonomik muhalefetini tabanda kurma çabası olarak okunabilir. Partinin 10 Eylül’de Ardahan, 11 Eylül’de Kars programıyla sürdürdüğü saha çalışmasının merkezinde kadın buluşmaları, pazar ve esnaf ziyaretleri bulunuyor. İlk kitlesel mitingin ise eylül sonunda Artvin’de yapılması planlanıyor.

Ardahan pazarındaki tablo aslında Türkiye ekonomisinin daha büyük çelişkisini özetliyor: Üreten kazanamıyor, satan kazanamıyor, tüketen ise pahalıya almak zorunda kalıyor. Mazot fiyatı, tarımsal girdi, nakliye ve kamusal ulaşım maliyetleri aynı zincirin parçaları haline gelirken, ekonomik politikanın temel sorusu da yalnızca enflasyonun kaç puan düşeceği değil, bu maliyet zincirinin yükünü kimin taşıdığına dönüşüyor.