Diyarbakır’da son dönemlerde artan kadın cinayetlerine karşı bu kez erkekler sokağa çıktı. “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz” pankartıyla yürüyen yüzlerce erkek, kadınlara yönelik şiddetin yalnızca bireysel suçlarla açıklanamayacağını belirterek erkek egemen zihniyetle yüzleşme ve sorumluluk alma çağrısı yaptı.

DEM Parti’nin seçilmiş erkek milletvekilleri, belediye eşbaşkanları ve parti örgütlerinin çağrısıyla düzenlenen yürüyüş, Diyarbakır’ın Rezan (Bağlar) ilçesindeki parti örgütü önünden başlayarak İskanevleri Mahallesi’ndeki Karanfil Parkı’na kadar sürdü. Yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşte, “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz”, “Değişime kendimizden başlıyoruz”, “Sessizliği boz”, “Erkek şiddetine karşı susmuyoruz” ve “Kadınların katledilmesi biz erkeklerin utancıdır” pankart ve dövizleri taşındı.

Yürüyüş boyunca alkış ve ıslıklarla kadın cinayetlerine tepki gösterilirken, “Jin, jiyan, azadî” ve “Bijî berxwedana jinan” sloganları atıldı. Eylem, kadınlara yönelik şiddete karşı erkeklerin de doğrudan sorumluluk alması gerektiğine ilişkin çağrının öne çıktığı bir buluşmaya dönüştü.

“Kadına Yardım Değil, Erkek Egemenlikle Yüzleşme”

Karanfil Parkı’nda konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Emin Ay, yürüyüşün kadınlara “yardım” amacı taşımadığını, erkeklerin kendi konumları ve davranışlarıyla yüzleşmesi gerektiğini söyledi.

Ay, kadınlara yönelik katliam ve şiddetin yalnızca bireysel suçlar olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun erkek egemen sistemin kadınlar üzerindeki sonuçlarından biri olduğunu ifade etti. Son dönemde Diyarbakır’da bir ay içerisinde dört kadının katledildiğini söyleyen Ay, son cinayetin de “çok vahşice” olduğunu belirterek tepki gösterdi.

“Biz erkekler bugün yürüdük. Bunu kadına yardım olarak görmemek lazım” diyen Ay, kadınların her gün direndiğini ve mücadele ettiğini vurgulayarak erkeklere kendi davranışlarını ve egemen zihniyeti sorgulama çağrısı yaptı.

Ay, kadınların özgürlüğünün toplumun özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, “Kadının özgür olmadığı toplumda özgürlük, huzur ve barış sağlanamaz” dedi.

“Kadın Katlediliyorsa İlk Karşı Çıkması Gereken Erkeklerdir”

Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Mehmet Kamaç da yürüyüşün kadınların şiddete ve katliamlara karşı yaptığı çağrıya erkekler tarafından verilmiş bir yanıt olduğunu söyledi.

Kamaç, 2025 yılında Türkiye’de 294 kadının, 2026 yılının ilk sekiz ayında ise 189 kadının katledildiğini belirtti. Son bir ay içerisinde Diyarbakır’da dört kadının öldürüldüğünü söyleyen Kamaç, “Bunlar birer rakam değil, birer can. Bunlar bu toplumun yarısı” ifadelerini kullandı.

Kadına yönelik şiddetin toplumsal ve siyasal boyutuna dikkat çeken Kamaç, cezasızlık politikalarının kadın cinayetleri açısından yarattığı tabloya ilişkin eleştiriler yöneltti. Gülistan Doku, Rojin Kabaiş ve Rojwelat Kızmaz dosyalarını da hatırlatan Kamaç, bu olayların kadınlara yönelik şiddet karşısında verilen toplumsal ve siyasal tepkilerin önemini gösterdiğini söyledi.

Kamaç’a göre kadınların katledilmesi yalnızca kadınların değil, bütün toplumun geleceğini ve değerlerini hedef alan bir sorun. Bu nedenle erkeklerin kadın cinayetleri karşısında sessiz kalmaması gerektiğini belirten Kamaç, “Kadın katlediliyorsa, buna ilk karşı çıkması gereken erkeklerdir” dedi.

“Kadın Yaşamın Öznesidir”

Kamaç, kadınların siyasette, ekonomide, sosyal yaşamda, ticarette ve sanatta toplumun asli öznesi olduğunu vurgulayarak, kadınların yaşamın yalnızca bir “yan parçası” olarak görülmesine karşı çıktı.

Kadına yönelik katliamların yalnızca fiziksel şiddet üzerinden değil, kadınları toplumun öznesi olarak görmeyen zihniyet üzerinden de ele alınması gerektiğini söyleyen Kamaç, bütün topluma birlikte mücadele çağrısı yaptı.

Diyarbakır’daki yürüyüşün ardından verilen mesajın merkezinde ise erkeklerin kendi sorumluluklarıyla yüzleşmesi vardı. Yürüyüşte dile getirilen çağrı, kadınların yıllardır sürdürdüğü mücadeleye erkeklerin dışarıdan destek veren bir konumdan değil, erkek egemenliğinin ürettiği şiddetle kendi hayatlarında yüzleşen özneler olarak katılması gerektiğine işaret etti.

Kamaç, konuşmasını kadınlı erkekli bütün toplumun kadın cinayetlerinin karşısında durması gerektiğini belirterek tamamladı: “Erkeği kadınıyla bu katliamların önünde duracağız ve durduracağız.”

Diyarbakır’daki yürüyüşün en dikkat çekici yanı da tam burada ortaya çıktı: Kadınların yıllardır taşıdığı mücadele çağrısının bu kez erkeklere yöneltilmesi ve erkeklerin, kadın cinayetleri karşısında yalnızca tepki göstermekle değil, kendi toplumsal konumlarıyla yüzleşmekle sorumlu tutulması.

  • TB / İlke TV, MA