Fransa’da 21 Eylül’de eğitimdeki eşitsizliklere, öğretmen ve personel açığına, kalabalık sınıflara, bakımsız okul binalarına ve üniversiteye geçiş baskısına karşı başlayan lise öğrencilerinin eylemleri ülke geneline yayıldı. Hükümetin 30 Eylül itibarıyla açıkladığı bilançoya göre 202 kişi yaralanırken 625 kişi gözaltına alındı. 1 Ekim’de ise hareket 1.020’den fazla liseye ulaşırken yalnızca bir günde yaklaşık 1.950 gözaltı yapıldı. Öğretmen sendikaları öğrencilerin taleplerini desteklerken, hükümet şiddet olaylarını gerekçe göstererek güvenlik vurgusunu öne çıkarıyor.
Fransa’da lise öğrencilerinin eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle başlattığı protestolar, Paris banliyölerinden ülkenin farklı kentlerine yayılarak büyüyor. 21 Eylül’de Créteil’deki Saint-Exupéry Lisesi’nde öğretmen kadrolarındaki eksikliklere karşı başlayan hareket, kısa sürede Île-de-France bölgesini aştı. Öğrenciler öğretmen açığının giderilmesini, sınıflardaki öğrenci sayısının azaltılmasını, okul binalarının yenilenmesini, daha fazla eğitim ve destek personeli istihdam edilmesini ve ders programlarının ağırlaştırılmamasını talep ediyor. Parcoursup üzerinden üniversiteye geçişte yaşanan rekabet ve baskı da protestoların önemli başlıklarından biri.
30 Eylül itibarıyla İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, eylemlerin 356 liseyi etkilediğini ve 625 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Eğitim Bakanı Édouard Geffray ise eylemlerin başlangıcından bu yana 119 öğrenci ve eğitim çalışanının yaralandığını, Nuñez’in verdiği 83 polis ve jandarma yaralısıyla birlikte toplam yaralı sayısının 202’ye ulaştığını bildirdi. Hükümet ayrıca bazı eylemlerde yangın çıkarılması, polise yönelik saldırılar ve çeşitli şiddet olaylarının yaşandığını belirtti.
Taleplerden Şiddet Tartışmasına
Hareketin büyümesiyle birlikte eğitim taleplerinin yanında protestolarda yaşanan şiddet olayları da Fransız siyasetinin temel tartışma başlıklarından biri haline geldi. Nantes’ta Nelson-Mandela Lisesi’nin giriş bölümünde yangın çıkarken, Lyon, Strasbourg, Nice, Marsilya ve başka kentlerde de barikatlar, çöp konteynerlerinin yakılması ve polisle çatışmalar bildirildi. 30 Eylül’de bazı öğrencilerin yaralanması üzerine Fransız Ulusal Polis Genel Müfettişliği’nin üç ayrı inceleme yürüttüğü açıklandı.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Madrid’de yaptığı açıklamada liselerin bilgi ve eğitim için açık olması gerektiğini, okulların bloke edilmesinin veya çöp kutularının yakılmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Bununla birlikte Macron, gençlerin yaşadığı kaygıları ve öfkeyi de “anladığını” ifade etti. Hükümet ise eylemlerde aşırı grupların etkili olduğunu savunuyor. İçişleri Bakanı Nuñez, bazı kişilerin farklı okullar arasında dolaşarak öğrencileri şiddete yönlendirdiğini ileri sürdü.
Muhalefetten La France Insoumise çevresinden ise hükümetin eylemlerin temelindeki eğitim sorunları yerine şiddet görüntülerine odaklandığı yönünde açıklamalar geldi. Jean-Luc Mélenchon, öğrencilerin kendi taleplerini açık biçimde dile getirdiğini ve temel talebin eğitim için daha fazla kaynak olduğunu savundu. Böylece eğitim bütçesi ve okul koşulları üzerinden başlayan hareket, hükümet ile muhalefet arasındaki daha geniş siyasal tartışmanın da parçasına dönüştü.
Öğretmen Sendikaları Öğrencilerin Yanında
Öğretmen sendikalarının tutumu ise dikkat çekici bir ortak noktaya sahip: Sendikalar, öğrencilerin eğitim koşullarına ilişkin taleplerini desteklerken, okullardaki şiddetin de sona ermesi çağrısı yapıyor.
Fransa’nın en büyük ortaöğretim öğretmen sendikalarından SNES-FSU, SNUEP-FSU ve SNEP-FSU tarafından 1 Ekim’de yayımlanan ortak açıklamada, öğrencilerin personel eksikliği, eski ve bakımsız binalar, kalabalık sınıflar, sürdürülemez ders programları ve yükseköğrenime geçişteki engeller nedeniyle başlattığı eylemlerin desteklendiği belirtildi. Sendikalar, hükümetin bütçe ve eğitim politikalarının öğrencilerin yaşadığı sorunlara yanıt vermesi gerektiğini savunurken, her türlü şiddetin sona ermesi çağrısında bulundu.
SNES-FSU ayrıca öğrencilerin demokratik haklarını kullanabilmesi için öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının onların yanında bulunması gerektiğini açıkladı. Sendika, eylemlerin bağımsızlığına saygı gösterilmesini isterken öğrencilerin gösteri, toplantı ve ifade özgürlüklerinin korunmasını talep etti. Eğitim bütçesinin taleplere yanıt vermemesi halinde hükümetin gerilimin daha da büyümesinden sorumlu olacağını savundu.
Sendikanın 1 Ekim tarihli Yüksek Eğitim Konseyi açıklamasında ise eğitim çalışanlarının yaklaşık yüzde 40’ının kamu grevine katıldığı, öğretmenlerin ücretlerinin ve eğitim sistemindeki personel eksikliğinin de uzun süredir sorun olduğu belirtildi. SNES-FSU, liselilerin dile getirdiği sorunları “okula yetersiz yatırımın” sonucu olarak değerlendiriyor ve eğitim politikalarının ulusal düzeyde değiştirilmesini istiyor.
CGT: Şiddet Taleplerin Önüne Geçmemeli
Fransa’nın büyük işçi konfederasyonlarından CGT de lise öğrencilerine destek verdi. CGT Genel Sekreteri Sophie Binet, 1 Ekim’de Franceinfo’ya yaptığı açıklamada öğrencilerin ve eğitim çalışanlarının yanında olduklarını belirtti. Binet, şiddet olaylarının hareketin taleplerini gölgelediğini söylerken, hükümetin izlediği stratejinin gerilimin yükselmesine katkıda bulunduğunu savundu.
CGT’ye bağlı CGT Éduc’action ise daha açık bir tutum aldı. Sendika, öğrencilerin daha iyi eğitim koşulları, sınıf mevcutlarının düşürülmesi ve Parcoursup sisteminin kaldırılması gibi taleplerini desteklediğini açıkladı. Sendika ayrıca polis müdahalesinin sona erdirilmesini ve öğrencilerin örgütlenme, toplantı ve gösteri haklarının güvence altına alınmasını istedi.
UNSA Éducation ise farklı bir vurgu yaptı. Sendika, öğrencilerin dile getirdiği eğitim sorunlarının görmezden gelinemeyeceğini belirtirken, öğretmenlere ve diğer eğitim çalışanlarına yönelik tehdit ve saldırıları da açık biçimde kınadı. UNSA’ya göre öğretmen ve eğitim personeli açığı, okul binalarının durumu ve öğrencilerin geleceğe ilişkin kaygıları yıllardır biriken sorunlar. Çözümün ise hem öğrencilerin dinlenmesi hem de eğitim sistemine yatırım yapılması olduğunu savundu.
Eğitim Bütçesi Tartışmanın Merkezinde
Protestoların zamanlaması da tartışmanın önemli bir boyutunu oluşturuyor. Eylemler, hükümetin 2027 bütçesini hazırladığı ve kamu harcamalarında tasarruf arayışlarının gündemde olduğu dönemde büyüdü. Reuters’ın aktardığına göre öğrencilerin öğretmen açığı ve kötü durumdaki okul binalarına ilişkin şikâyetleri, kamu harcamalarında kesinti beklentileriyle birleşerek daha geniş bir toplumsal hoşnutsuzluğun parçası haline geldi.
Öğretmen sendikaları da eğitimdeki sorunların yalnızca okulların kendi imkânlarıyla çözülemeyeceğini vurguluyor. SNES-FSU, UNSA Éducation ve CGT Éduc’action’ın açıklamalarında ortaklaşan başlıklar öğretmen ve destek personeli açığının kapatılması, sınıf mevcutlarının azaltılması, okul binalarına yatırım yapılması ve öğrencilerin eğitim hakkının güçlendirilmesi. Ayrıştıkları noktalardan biri ise eylemlerde ortaya çıkan şiddetin nasıl değerlendirilmesi gerektiği.
Fransız basınında da benzer bir ayrım görülüyor. Le Monde, hareketin yalnızca birkaç banliyö lisesinin tepkisi olmaktan çıkarak ülke çapında yayılmasına dikkat çekerken, öğrencilerin dile getirdiği eğitim sorunlarının birçok okulda karşılık bulduğunu aktarıyor. Gazetenin saha haberlerinde öğrenciler öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, bakımsız binalar ve ağır ders programlarının yanı sıra geleceğe ilişkin belirsizliklerini anlatıyor.
Bir Haftada Ülke Geneline Yayıldı
Hareket 1 Ekim’de yeni bir aşamaya geçti. Fransa Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde 1.020’den fazla lise eylemlerden etkilendi ve 222 lisede blokaj gerçekleşti. Böylece hareket yaklaşık dört liseden birine ulaşmış oldu. Yalnızca perşembe günü yaklaşık 1.950 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Eğitim Bakanı Geffray, eylemlerin başlangıcından bu yana 170 öğrenci ile 65 eğitim çalışanının yaralandığını açıkladı.
Bu yeni tablo, 30 Eylül’de açıklanan 625 gözaltı ve 202 yaralı bilançosunun hızla aşıldığını gösteriyor. Ancak rakamların farklı günlerde ve farklı yöntemlerle açıklanması nedeniyle bilanço verilerinin tarihleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. 30 Eylül hükümet açıklamasındaki 202 yaralı; 119 öğrenci ve eğitim çalışanı ile 83 polis ve jandarmanın toplamından oluşuyordu. 1 Ekim için açıklanan 235 yaralı ise 170 öğrenci ve 65 eğitim çalışanını kapsıyor.
Hükümet, hareketin şiddet olaylarıyla gölgelenmesini öncelikli sorun olarak görürken, sendikalar ve öğrenciler eğitim sistemindeki sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini söylüyor. Eğitim Bakanlığı ise öğrencilerin taleplerini dinlemek amacıyla bir “danışma platformu” kurulacağını ve ulusal ölçekte bir değerlendirme toplantısı yapılacağını açıkladı. Bakan Geffray’in öğrenciler, veliler, sendikalar ve temsilcilerle görüşmesi planlanıyor.
Fransa sokaklarında bugün yalnızca liselilerin öfkesi değil, eğitim sisteminin yıllardır biriktirdiği sorunlar da görünür hale geliyor.
Bir sınıfta eksik öğretmen.
Bir başka okulda bakımsız bina.
Kalabalık sınıflar.
Ağır ders programları.
Üniversiteye geçiş baskısı.
Ve bütün bunların üzerine büyüyen gelecek kaygısı.
Sokaktaki görüntüler değişiyor, gözaltı ve yaralı sayıları artıyor. Fakat Fransız öğretmen sendikalarının ortaklaştığı temel soru değişmiyor:
Gençlerin sesini bastırmak mı, yoksa o sesi doğuran eğitim sorunlarına kaynak ayırmak mı?
Fransa’daki lise eylemleri artık yalnızca bir öğrenci protestosu olmaktan çıkmış durumda. Eğitim bütçesi, kamu hizmetleri, gençlerin geleceği, polis müdahalesi ve devletin toplumsal taleplere vereceği yanıt üzerinden daha geniş bir siyasal ve sosyal tartışmaya dönüşüyor.
Ve sokağın büyüyen sorusu da giderek daha açık hale geliyor:
Gençler daha fazla polis değil, daha fazla öğretmen ve daha iyi bir okul istiyor.
- NHY / AA, Reuters, Le Monde, Bianet, Cumhuriyet, Evrensel, Diken, Euronews, Le Parisien, SNES-FSU, SNUEP-FSU, SNEP-FSU, UNSA Éducation, CGT Éduc’action












