back to top
Ana Sayfa Haber Fon Krizi Borsadan Ekonomiye Yayılır Mı? Para, Güven Ve Siyaset Aynı Masada

Fon Krizi Borsadan Ekonomiye Yayılır Mı? Para, Güven Ve Siyaset Aynı Masada

Türkiye’de yatırım fonları üzerinden büyüyen kriz artık yalnızca bir sermaye piyasası soruşturması değil; 455 bin 758 yatırımcıyı, yüz milyarlarca liralık portföyü, Borsa İstanbul’daki güveni ve ekonomi yönetiminin kriz karşısındaki kapasitesini aynı anda sınayan bir sürece dönüşmüş durumda.

Sermaye piyasalarındaki soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 56’ya yükselirken, SPK’nın 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermesiyle başlayan süreçte yeni bir aşamaya geçildi. SPK verilerine göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Tasfiye süresinin piyasa koşulları dikkate alınarak üç aydan altı aya çıkarılması, fon varlıklarının acele satışlarla daha fazla değer kaybetmesinin önüne geçilmesini amaçlıyor.

Krizin büyüklüğünü gösteren asıl rakam ise fonların toplam büyüklüğü. Tasfiye kapsamındaki fonların yaklaşık 826 milyar liralık, yani yaklaşık 20 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığı belirtiliyor. Buradaki temel mesele yalnızca bu paranın ne kadarının geri alınacağı değil; yüz binlerce yatırımcının parasına ne zaman ulaşacağı ve tasfiye sürecinin Borsa İstanbul üzerinde yeni bir satış baskısı oluşturup oluşturmayacağı.

Borsa İstanbul’da Güven Sarsıntısı

Fon krizinin piyasa üzerindeki etkisi artık rakamlara doğrudan yansıyor. BIST 100, 28 Eylül’ü yüzde 2,38 kayıpla 12.592,76 puanda tamamladı. 29 Eylül sabahında ise yüzde 0,61 daha gerileyerek 12.516 puandan açıldı. 17 Eylül’de yaşanan sert satış dalgasında BIST 100 gün içinde yüzde 7,5’in üzerinde gerilemiş, bankacılık endeksindeki kayıp yüzde 8,5’i aşmış ve devre kesici çalışmıştı.

Uluslararası piyasalarda Türkiye’nin risk göstergelerinden biri olan beş yıllık CDS primi de 28 Eylül itibarıyla yaklaşık 254 baz puana çıkarak mayıstan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Reuters’a göre BIST 100, 28 Eylül itibarıyla son haftalarda yaşanan kayıplarla mart başındaki seviyelere kadar geriledi.

Bu tablo, fon krizinin henüz bankacılık sistemine yayılan bir bilanço krizine dönüşmediğini, ancak sermaye piyasasında güven ve likidite sorunu yarattığını gösteriyor. Borsa İstanbul’daki sert hareketlerin sürmesi halinde mesele fon yatırımcılarının zararından çıkıp şirket değerlemeleri, teminatlar, yatırımcı davranışları ve yeni sermaye girişleri üzerinden ekonominin daha geniş kesimlerine dokunabilecek bir noktaya taşınabilir.

SPK Ve Merkez Bankası Ne Yapıyor?

SPK, tasfiye edilen fonlarda 17 Eylül’de TEFAS üzerinden iletilen ve daha sonra iptal edilen alım satım talimatlarının, tasfiye bakiyesinden yatırımcının fondaki payı oranında karşılanacağını açıkladı. Ayrıca tasfiye süresinin altı aya çıkarılmasıyla fon portföylerinin piyasa koşullarına göre daha uygun zamanda elden çıkarılmasının önü açıldı.

Diğer taraftan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma kapsamında uygulanan tedbirlerin bir bölümü yeniden değerlendirildi. 45 firma ve 19 fon üzerindeki malvarlığı tedbirlerinin kaldırılması, SPK’nın değerlendirmelerinin ardından gerçekleşti. Aynı soruşturma kapsamında bazı şirket, fon ve kişilerin işlemleri ise inceleme altında tutuluyor.

TCMB de 17 Eylül’de likidite koşullarına ilişkin tedbirlerini artırarak haftalık repo fonlamasının yükseltileceğini, bankaların Merkez Bankası nezdindeki borçlanma limitlerinin güncelleneceğini ve teminat iskonto oranlarının gözden geçirileceğini açıkladı.

Siyaset Krizin Peşini Bırakmıyor

Siyasi tartışmanın bir tarafında iktidarın “finansal sistemde risk yok” açıklaması bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Eylül’de fon piyasasının sınırlı bir bölümünde sorun yaşandığını, Türk sermaye piyasalarının dayanıklı olduğunu ve gerekli idari ve hukuki düzenlemelerin hızla yapılacağını söyledi. Erdoğan, 29 Eylül’de ekonomi yönetimi ve ilgili kurumların yöneticileriyle bir araya gelerek yeni tedbirleri değerlendireceğini açıkladı.

Muhalefet cephesinde ise tablo çok daha farklı okunuyor. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizinin iktidar çevresindeki isimlerle bağlantıları üzerinden Erdoğan’a doğrudan sorular yöneltti ve son açıklamasında istifa ile erken seçim çağrısı yaptı. YENİ Parti ayrıca 15 maddelik bir kanun teklifi hazırladığını ve teklifin bütün siyasi partilerle görüşüleceğini açıkladı.

DEM Parti ise fon krizinin bütün boyutlarıyla araştırılması için Meclis araştırması ve komisyon kurulmasını istedi. DEM Parti milletvekilleri, denetim mekanizmaları, siyasi ve bürokratik bağlantılar, elde edilen kazançlar ve zararın kimlerin üzerinde kaldığının TBMM tarafından araştırılmasını talep ediyor. CHP Sözcüsü Müslim Sarı da fon krizini sermaye piyasalarındaki güven ve denetim sorunu üzerinden değerlendirerek kamu kaynaklarının zararların kapatılması için kullanılmasına karşı çıktı.

Türkiye Ekonomisi Bu Krizi Kaldırabilir Mi?

Asıl soru burada başlıyor. Mevcut veriler Türkiye ekonomisinin tamamını tehdit eden bir bankacılık krisine işaret etmiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Finansal İstikrar Komitesi, 17 Eylül’de Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının işleyişi açısından temel veya yapısal bir risk bulunmadığını, sorunun fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığını açıkladı. Erdoğan da aynı çerçeveyi savundu.

Bankacılık sisteminin mevcut göstergeleri de bu ayrımı önemli kılıyor. BDDK’nın Mart 2026 verilerinde sektörün sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,52 seviyesindeydi. TCMB ise eylül ayındaki değerlendirmesinde bankaların uzun vadeli dış borç çevirme oranlarının yüksek seyrettiğini ve yurt dışı borçlanma imkanlarının güçlü kaldığını bildirdi. Bu nedenle bugünkü tabloyu doğrudan bir bankacılık sistemik krizi olarak tanımlamak için elde yeterli veri bulunmuyor.

Ancak ekonominin kaldırma kapasitesini yalnızca bankaların bilançosu belirlemiyor. Türkiye hâlâ yüksek enflasyon, yüksek faiz ve dış finansman ihtiyacının bulunduğu bir dönemde. TCMB politika faizini yüzde 37’de tutarken, TL ticari kredi faizleri eylül başında yüzde 49,3, ihtiyaç kredisi faizleri ise yüzde 63 düzeyindeydi. Böyle bir ortamda yeni bir güven şoku, sermaye piyasasından bankacılık sistemine doğrudan sıçramasa bile yatırım, kredi maliyetleri, şirket değerleri ve tüketici beklentileri üzerinde ek baskı yaratabilir.

Krizin Gerçek Maliyeti Güven Kaybı Olabilir

Fon krizinin Türkiye ekonomisi açısından en kritik tarafı 826 milyar liralık portföyün büyüklüğünden çok, bu paranın arkasındaki yüz binlerce yatırımcının sisteme duyduğu güven. SPK’nın açıkladığı 455 bin 758 kişilik yatırımcı kitlesi, meselenin yalnızca büyük sermaye sahiplerini ilgilendirmediğini gösteriyor. Tasfiye sürecinin uzaması, portföylerin değer kaybetmesi veya yatırımcıların paralarına erişimin gecikmesi, finansal sisteme yönelik güveni daha da aşındırabilir.

Bugün ekonomi yönetiminin önündeki en kritik başlık da bu nedenle yalnızca soruşturmanın genişletilmesi değil, yatırımcının parasına hangi takvim ve yöntemle ulaşacağıdır. Ekonomi yönetiminde, özellikle 1 milyon lira ve altındaki yatırımcıların ödemelerine öncelik verilmesi seçeneğinin gündeme geldiği bildiriliyor; ancak 29 Eylül öğle saatleri itibarıyla bu konuda kesinleşmiş kapsamlı bir ödeme takvimi bulunmuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi yönetimiyle yapacağı toplantının da bu başlıkları ele alması bekleniyor.

Türkiye ekonomisi tek başına bu fon krizini taşıyabilecek büyüklükte bir ekonomi. Fakat asıl sınav, krizin Borsa İstanbul ile sınırlı kalıp kalmayacağı ve yatırımcının “param güvende” duygusunu yeniden kazanıp kazanamayacağı. Çünkü finans piyasalarında güven bir kez sarsıldığında, kaybedilen yalnızca bir günün borsa puanı değil; yeniden kurulması çok daha uzun süren bir ekonomik ilişkidir.

Fon krizinin bundan sonraki seyri, 455 bin yatırımcının parasının nasıl tasfiye edileceğinden Borsa İstanbul’daki satış baskısının durup durmayacağına, SPK’nın yeni düzenlemelerinden siyasi ve bürokratik bağlantılara ilişkin soruşturmanın nereye uzanacağına kadar dört ayrı başlıkta belirlenecek. Türkiye ekonomisinin bu sınavı taşıyıp taşıyamayacağını ise en çok bu dört başlığın nasıl yönetileceği gösterecek.


  • TB / SPK, Hazine Ve Maliye Bakanlığı, TCMB, BDDK, Reuters, Anadolu Ajansı, T24i Medyascope