Türkiye’nin farklı illerindeki Migros depolarında çalışan işçilerin insanca ücret talebiyle başlattığı eylemlere, aralarında çok sayıda profesör ve akademisyenin bulunduğu geniş bir imzacı grubu destek verdi; Migros yönetimine sendikal haklara uyma ve işçilerin seçtiği temsilcilerle müzakere çağrısı yapıldı.
Ücret Talebinden Ülke Çapında Bir Emek Tartışmasına
23 Ocak 2026’da farklı alt işveren firmalara bağlı Migros depo işçilerinin başlattığı ücret mücadelesi, kısa sürede Türkiye genelindeki Migros depolarına yayılarak yerel bir işyeri itirazının ötesine geçti. Bildiride, işveren tarafından tek taraflı biçimde belirlenen ücret artışlarına karşı geliştirilen bu direnişin, özel sektörde yaygınlaşan düşük ücret, güvencesiz ve sendikasız çalışma düzeninin sonuçlarını bir kez daha görünür kıldığı vurgulandı.
Akademisyenler, mücadelenin yalnızca belirli bir depo ya da alt işverenle sınırlı olmadığını; Migros’un tüm depolarını kapsayan yapısal bir sorun alanına işaret ettiğini belirterek, yaşananların Türkiye’de emek rejiminin genel fotoğrafını yansıttığını ifade etti.
Akademisyenlerden Açık Tavır Ve Sendikal Vurgu
Bildiride imzası bulunan akademisyenler, insanca yaşanabilir bir ücret talebiyle yürütülen bu “meşru mücadelede” Migros depo işçilerinin ve sürece öncülük eden Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası’nın (DGD-SEN) yanında olduklarını kamuoyuna ilan etti. Metinde, sendikal örgütlenmenin Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığı hatırlatılarak, bu hakların fiilen tanınmamasının açık bir ihlal olduğu vurgulandı.
Açıklama, yalnızca dayanışma beyanıyla sınırlı kalmadı; akademisyenler, işçilerin kolektif iradesinin tanınması ve özgürce seçilmiş temsilciler aracılığıyla müzakere yürütülmesinin demokratik ve hukuki bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti.
Migros Yönetimine Eleştiri Ve Çağrı
Akademisyenler, Migros yönetimini mücadeleyi işten çıkarmalar başta olmak üzere çeşitli baskı araçlarıyla bastırmaya çalışmakla eleştirerek, bu yaklaşımın hem hukuka hem de sosyal sorumluluk iddialarına aykırı olduğunu savundu. Açıklamada, Migros’un sendikal haklara saygı göstermesi ve işçilerle müzakere yolunu açması çağrısı net bir dille yinelendi.
Bildirinin tonu, özel sektörde büyük ölçekli şirketlerin emek politikalarına yönelik daha geniş bir eleştiriyi de içinde barındırdı. Akademisyenler, Migros örneğinin, kurumsal söylemlerle pratik arasındaki mesafeyi ve sendikasızlaştırmanın yarattığı yapısal sorunları gözler önüne serdiğini kaydetti.
Geniş Ve Dikkat Çekici İmza Listesi
Açıklamaya; Prof. Dr. Ahmet Selamoğlu, Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Mesut Gülmez, Prof. Dr. Seyhan Erdoğdu, Prof. Dr. Zülbiye Toluk Uçar, Prof. Dr. Aziz Çelik, Prof. Dr. Nilgün Toker, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda profesör, doçent, doktor öğretim üyesi ve araştırma görevlisi imza attı. İmzacılar arasında sosyal bilimlerden hukuka, iktisattan siyaset bilimine uzanan geniş bir akademik yelpaze yer aldı.
Bu geniş katılım, Migros depo işçilerinin yürüttüğü mücadelenin yalnızca bir iş uyuşmazlığı olarak değil, akademi dünyasında da yankı bulan toplumsal bir mesele olarak görüldüğünü ortaya koydu.
Kaynaklar:
– Akademisyenler tarafından yayımlanan ortak bildiri metni
– Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) açıklamaları
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.













