107) Avrupa’da bir hayalet (heyula) dolaşıyor; goşizm hayaleti!
108) Heyula: Korkunç hayalet, umacı, kimliği belirsiz olan, iriyarı…
109) Çoklukla Avrupa’da meydana gelen, nedenini tartışmaktan itinayla kaçındıkları “kimi olaylar” üzerine Avrupa’nın kapitalist-tekelci medyasında sıkça dillendirilen “vandallık” karalamasının yanına goşizmin de eklendiği görülmekte, anlaşılmakta! Üstelik sermaye kanalizasyonlarından beslendiği anlaşılan bu koroya kimi liberal sol ve eski/kalıt sol kalemlerinde katıldığı da görülmekte, söylenmekte; ne var ki korkunun ecele faydası yok!
110) Ve vandallık; bir paylaşım ve “eşitlenme” eylem halinin proloğu, önsözü olarak “vandallık”?
111) Durum/söylem/yargı böyleyken goşizm hakkında bir iki satır yazmak-anımsatmak zorunlu hale gelmiş oluyor; naçizane… Goşizm; sözlükler birkaç kelimeyle tanımlar: aşırı solculuk, ultra devrimcilik…
68 “Devrimi” ile birlikte yeniden siyasi literatürde boy göstermeye başlayan goşizm, eskimeye ya da “çağa” ayak uydurmakta zorlanan yazımlarda Marksizm’den kopmuş bir “sol” olarak değerlendirilir. Kimi değerlendirmelere göre goşizm, nesnel durumu değerlendiremeyen ve sınıf tabanı olmayan küçük burjuva radikalizminin diğer adıdır. Küçük burjuva radikalizminin ideoloji-politika ve eylem alanındaki başlıca göstergesinin şiddet olduğu mutlaka anımsatılır! Diğer taraftan tıpkı 19.yüzyılın ortalarında özellikle Rusya’da varlık gösteren nihilizmden popülizme tüm şiddet vurgularına, eleştiri ve polemiklerine benzer bir şekilde goşizmin, 68’lerde yeniden politik jargonda yerini alması, dillendirilmesi önemlidir. O zamanlar “önemli” sayılması bu önemlilik halinin, altmış yıl önceki yaklaşımın bugün geçerli olduğu anlamına gelmez, eleştiriler eskimiş önemini yitirmiştir!
112) Toplumsal düzeni tümüyle reddeden goşizm yıkıcı şiddet içeren başkaldırıyla barışçıl-eşitlikçi-özgürlükçü toplumsal bir düzenin kurulabileceğini öne sürmektedir; şiddeti değişimin neredeyse biricik öznesi olarak tanımlar. Değişim ya da hedeflenen; varlığını sürdürmekte her türden şiddeti kendi hukukuna göre meşru kılan “vahşi” kapitalist dünyada günlük hayata devlet zoru ile eklemlenmiş bir ayrıntının düzenlenmesi; kimi zamanlarda burjuva dünyasında hoşnutsuzluk yaratsa bile ya da kabullenilmek zorunda kalınacak, reddedilemeyecek bir reform vesaire… Masum, yatıştırıcı hedefler! Sermayenin gönüllü olmasa da sonuç itibarıyla kabullenebileceği “şeyler”!
Asıl hedefin ise toplumu tüm kurum ve bağımlı değerleriyle dönüşüme uğratacak devrim olduğu gerçeği; işte asıl korktukları bu, buna evrilebilecek engellenemez bir sıçrama; öznelerin bile o an hayal edemeyecekleri nitelik ve nicelik sıçraması; işte korkularının asıl nedeni. Şiddetin temel hedefinin devrim olduğu gerçeği…
Devrim yüzlerce yıllık şiddetin hesabının şiddetle görülmesidir…
113) Bir ara not olarak anımsatılması ya da unutulmaması gereken şey “goşistlerin” çoğu kez kendilerini goşist olarak tanımlamadıkları!
114) Goşizmi Marksizm ile anarşizm arasındaki yüz elli yıldan bu yana süren polemikte ara bir durak olarak değerlendirenlerde var! Tarihsel süreçte daha çok anarşistlere yönelik bir “küfür” olan, günümüze –çağımıza- yaklaştıkça zaman aşağılayıcı bir saldırı vurgusu yüklemlenen goşizm suçlamasından (!) payını alanlar bu defa yalnızca anarşistler olmayacak sosyalistlerde bu söylemin hedefini oluşturacaktır. Hayaletten korkunun bir diğer göstergesi… Marksizm ile Anarşizmin, Paris Komünü, İspanya İç Savaşı ve 68’in ardından -tartışmalar her zaman saklı kalmak kaydıyla- eylem alanlarında yeniden bir araya gelişlerinin yarattığı korku!
115) Goşizm kapitalizm/emperyalizmin küresel şiddetine karşı yeniden tanımlanmış, kurgulanmış devrimci şiddetin yeniden tanımlanması olabilir mi?
115) Lenin-“Sol Komünizm”; Lenin bu polemiklerin de şiddeti politikanın araçlarından yalnızca biri olarak ele alır ve politikada zaferin tüm araçların gerektiğinde nasıl kullanılacağını ya da kullanılmayacağını bilmekten geçtiğini dile getirir. Bu politik süreçte, yığınların partisinin-komünist partinin, tüm araçları kullanarak ulaşacağı hedefi ise, proletaryanın sınıf diktatörlüğü olarak tanımlar. Politikada çok sayıdaki araçlardan biri olarak şiddetin hedefine Lenin’de proletarya diktatörlüğü konmuştur. O eski toplumu devirmek için kullanılacak barışçı yöntemlerin, eğitsel yöntemlerin, ekonomik yöntemlerin, yönetsel yöntemlerin yanında böylece yer alır. Kavramın tanım alanı daraltılırken etki alanının genişlemesine özen gösterilmektedir.
“Taktik yalnızca devrimci duygu üstüne kurulmamalıdır.”
Kavram tanım alanı belirlenirken göze çarpan önemli bir unsuru ise, “parti içi disiplin” ile “devrimci şiddet” kavramlarının alanının ayrılmasına özen gösterilmesi oluşturmaktadır. Devrimci eylemi kavramış örgüt ile devrimci eylemi -henüz- kavramaktan uzak sınıf tanımlaması da, bir diğer unsuru –ve sorunu- oluşturur.
116) Anarşistlerde Marksistler gibi “devrimci şiddet” olgusunu amaca ulaşmada bir araç olarak görürler. Fark, öznenin kurgulanmasındadır.
- Dipnotlar 9 (107-116) - 8 Kasım 2026
- Dipnotlar 8 – (96-106) - 29 Ekim 2026
- Kişisel Tiyatro Tarihi 2 - 21 Ekim 2026




















