back to top
Ana Sayfa Haber Çocuk Suçluluğunda Çözüm Daha Ağır Cezalar mı, Yoksa Daha Güçlü Sosyal Politikalar...

Çocuk Suçluluğunda Çözüm Daha Ağır Cezalar mı, Yoksa Daha Güçlü Sosyal Politikalar mı?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, çocuklara yönelik yeni yargı paketinde ağır suç iÅŸleyen çocuklar bakımından hâkimlere daha geniÅŸ ceza takdir yetkisi tanınacağını açıklaması, çocuk adalet sistemine iliÅŸkin temel bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Uluslararası araÅŸtırmalar ise çocukların suça yönelmesini azaltmada ceza artışından çok erken müdahale, eÄŸitim, aile desteÄŸi, yoksullukla mücadele ve rehabilitasyon politikalarının belirleyici olduÄŸunu ortaya koyuyor.

Ceza Artışı İle Suç Oranı Arasında Güçlü Bir İlişki Bulunmuyor

AK Parti tarafından TBMM’ye sunulan kanun teklifiyle, 12-15 ve 15-18 yaÅŸ grubundaki çocuklara uygulanacak ceza indirimlerinin yeniden düzenlenmesi ve kasten öldürme ile neticesi sebebiyle ağırlaÅŸmış yaralama gibi suçlarda hâkimlere daha geniÅŸ takdir yetkisi verilmesi öngörülüyor.

Ancak çocuk adalet sistemi üzerine çalışan uluslararası kuruluşların uzun yıllara yayılan araştırmaları, çocuk suçluluğunu azaltan temel unsurun cezaların ağırlaştırılması olduğuna ilişkin güçlü bir kanıt ortaya koymuyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), Avrupa Konseyi, OECD ve çocuk adaleti üzerine çalışan çok sayıda akademik araştırma, çocukların yetişkinlerden farklı gelişim özelliklerine sahip olduğunu; bu nedenle çocuk adalet sisteminin temel amacının cezalandırma değil, yeniden topluma kazandırma olması gerektiğini vurguluyor.

Kriminoloji alanında onlarca yıldır yapılan araştırmaların ortak sonucu da benzer: Suçun caydırıcılığını belirleyen temel unsur cezanın ağırlığı değil, suçun ortaya çıkarılma ve adil biçimde yargılanma ihtimalidir.

Çocukları Suça İten Nedenler Çok Daha Derin

Uluslararası literatür, çocukların suça yönelmesini tek başına bireysel tercihle açıklamıyor.

Araştırmalara göre çocuk suçluluğunu artıran başlıca faktörler şunlar olarak sıralanıyor:

  • Derin yoksulluk ve gelir eÅŸitsizliÄŸi,
  • EÄŸitime eriÅŸimde yaÅŸanan sorunlar ve okul terkleri,
  • Aile içi ÅŸiddet ve ihmal,
  • Çocuk işçiliÄŸi,
  • Madde bağımlılığı,
  • Suç örgütlerinin çocukları hedef alması,
  • Güvensiz mahalleler ve sosyal dışlanma,
  • Ruh saÄŸlığı hizmetlerine eriÅŸememe,
  • Koruyucu sosyal hizmetlerin yetersizliÄŸi.

Özellikle UNICEF ve OECD raporları, çocukların erken yaşta eğitim sisteminden kopmasının ilerleyen yıllarda suça sürüklenme riskini ciddi biçimde artırdığını gösteriyor.

UNODC ise çocukların organize suç yapıları tarafından kullanılmasının en önemli nedenleri arasında ekonomik kırılganlık, sosyal destek eksikliği ve devlet kurumlarıyla zayıf ilişki kurulmasını gösteriyor.

Başarılı Ülkeler Cezayı Değil Önlemeyi Önceliyor

Çocuk suçluluğunu azaltmada başarılı kabul edilen ülkelerin ortak özelliği, daha sert cezalardan ziyade erken müdahale politikalarını benimsemeleri.

İskandinav ülkelerinde okul temelli sosyal hizmetler, psikolojik destek mekanizmaları, aile danışmanlığı, ücretsiz spor ve kültür faaliyetleri ile yerel yönetimlerin çocuklara yönelik koruyucu programları çocuk suçluluğunun azaltılmasında önemli rol oynuyor.

Almanya, Hollanda ve Kanada gibi ülkelerde ise çocuk adalet sistemi, “onarıcı adalet” yaklaşımını merkeze alıyor. Bu modelde amaç yalnızca iÅŸlenen suçu cezalandırmak deÄŸil; çocuÄŸun yeniden eÄŸitim sistemine kazandırılması, aile baÄŸlarının güçlendirilmesi ve tekrar suç iÅŸlemesinin önlenmesi oluyor.

BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in çocuk adaletine iliÅŸkin ilkeleri de çocukların özgürlüklerinden yoksun bırakılmasının “son çare” olması gerektiÄŸini vurguluyor.

Türkiye’de Tartışma Yalnızca Ceza Ekseninde Mi Yürüyor?

Kanun teklifi yalnızca ceza artışlarını içermiyor. Çocukların dijital risklerden korunması, bağımlılıkla mücadele, sosyal inceleme raporlarının güçlendirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun artırılması gibi düzenlemeler de pakette yer alıyor.

Ancak kamuoyunda tartışmanın büyük ölçüde cezaların artırılması üzerinden yürütülmesi dikkat çekiyor.

Oysa çocuk suçluluğu üzerine çalışan uzmanlar, ağır suç işleyen çocukların önemli bölümünün uzun yıllar ihmal, yoksulluk, aile içi şiddet, eğitimden kopuş veya organize suç yapılarıyla temas gibi çok katmanlı riskler altında büyüdüğünü belirtiyor.

Bu nedenle birçok uzman, çocuk adalet sisteminin yalnızca mahkeme salonlarında değil; okulda, mahallede, aile içinde ve sosyal hizmetlerde başladığını savunuyor.

Asıl Soru Ceza Değil, Çocuğun Suçla Neden Karşılaştığı

Toplumun ağır suçlar karşısındaki adalet talebi kuşkusuz meşrudur. Ancak çocuk adalet sisteminin temel amacı yalnızca işlenen suça karşılık vermek değil, aynı zamanda yeni suçların ortaya çıkmasını önlemektir.

Uluslararası deneyimler, çocukların suça yönelmesini azaltan en etkili politikaların; yoksulluğu azaltan sosyal programlar, kapsayıcı eğitim sistemi, güçlü çocuk koruma mekanizmaları, aile destek hizmetleri ve erken psikososyal müdahaleler olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle çocuk adaletine iliÅŸkin yapılacak her düzenlemenin yalnızca “verilecek ceza” üzerinden deÄŸil, “çocuÄŸu suça götüren koÅŸulların nasıl ortadan kaldırılacağı” sorusu üzerinden de deÄŸerlendirilmesi gerekiyor.