Kent Uzlaşısı soruşturması kapsamında 19 Mart 2025’te tutuklanan, daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) dosyasından da tutuklama kararı verilen seçilmiş Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, ilk dosyadan tahliye edilmesine rağmen cezaevinde tutulmasına tepki gösterdi. İkinci tutuklamanın olası tahliyesini engellemek amacıyla yapıldığını savunan Şahan, “Yedek tutuklama olduğunu ispat etmek istesem, bu kadar açık bir tablo ortaya koyamazdım” dedi. Şahan, hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkının toplumsal barışın vazgeçilmez koşulları olduğunu vurguladı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklu bulunan seçilmiş Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, hakkında yürütülen iki ayrı soruşturma nedeniyle yaşadığı tutukluluk sürecini değerlendirdi. Kent Uzlaşısı dosyasından 11 Şubat 2026 tarihinde tahliye edildiğini, ancak İBB soruşturması kapsamında verilen ikinci tutuklama kararı nedeniyle Silivri’de kalmaya devam ettiğini belirten Şahan, yaşadıklarını hukuki bir çelişki olarak nitelendirdi.
19 Mart 2025 sabahı Kent Uzlaşısı operasyonunda gözaltına alındığını ve tutuklandığını hatırlatan Şahan, yaklaşık altı ay sonra İBB soruşturmasına dâhil edildiğini açıkladı. Bu süreçte kendisine yönelik herhangi bir iddia ileri sürülmediğini savunan Şahan, İBB iddianamesinin mahkemeye sunulmasından haftalar önce ikinci kez tutuklandığını belirtti.
“Olası Tahliyenin Önüne Yedek Tutuklama Çıkarıldı”
Şahan, ikinci tutuklama kararının zamanlamasına dikkat çekerek, bunun Kent Uzlaşısı dosyasından olası bir tahliyenin önünü kesmek amacıyla alındığını düşündüğünü ifade etti. İlk tutukluluğunun 329’uncu gününde, 11 Şubat 2026 tarihinde, henüz iddianamesi hazırlanmamış Kent Uzlaşısı dosyasından tahliye edildiğini hatırlatan Şahan, bu gelişmenin ikinci tutuklamaya ilişkin kuşkularını güçlendirdiğini söyledi.
Şahan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün itibarıyla, Kent Uzlaşısı dosyası kapsamında tutuklu kimse kalmadı. Yedek tutuklama olduğunu ispat etmek istesem, bu kadar açık bir tablo ortaya koyamazdım. Esas tutuklanma nedenim ortadan kalkmış olmasına rağmen, bugün hâlâ Silivri’deyim, tutukluyum.”
Şahan’ın açıklaması, aynı kişi hakkında farklı soruşturmalardan verilen tutuklama kararlarının birbirleriyle ilişkisini ve bir dosyadan tahliye kararı verilmesine rağmen başka bir dosyadaki tutukluluğun sürmesini yeniden tartışmaya açtı. Şahan’ın “yedek tutuklama” olarak nitelendirdiği uygulamanın amacı hakkındaki değerlendirmesi ise kendisinin ileri sürdüğü bir iddia niteliği taşıyor.
“Devletin Organları Anayasal Sınırlar İçinde Çalışmalı”
Şahan, açıklamasında yalnızca kendi tutukluluğuna değil, Türkiye’de hukuk devleti ve yargıya güven sorununa da değindi. Kent Uzlaşısı soruşturmalarında yaşanan olumlu gelişmelerin İBB soruşturmalarına da yansımasını istediğini belirten Şahan, yasama, yürütme ve yargı organlarının anayasal sınırlar içinde faaliyet göstermesinin toplumsal güven açısından zorunlu olduğunu vurguladı.
“Kişisel olarak yaşadığım sürecin çelişkileri bir yana; devletin yasama, yürütme ve yargı organlarının anayasal sınırlar içinde çalışmaya dönmesi, milletimizin adalete olan güveni açısından hayati önemdedir.”
Şahan’ın bu değerlendirmesi, tutukluluğuna ilişkin itirazını bireysel bir hak arayışının ötesine taşıyarak yargı bağımsızlığı, anayasal düzen ve yurttaşların adalete duyduğu güven çerçevesine yerleştirdi.
Toplumsal Barış ve Demokrasi Vurgusu
Açıklamasının önemli bir bölümünü Türkiye’de yürütülen barış ve çözüm tartışmalarına ayıran Şahan, “Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlandırılamayacağını belirtti. Toplumsal barışın demokrasi, karşılıklı güven, millî birlik ve toplumsal refahla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
19 Şubat’ta kamuoyuyla paylaşıldığını belirttiği komisyon raporuna da değinen Şahan, kalıcı barışın karşılıklı güvenin güçlendirilmesi ve ortak gelecek iradesinin geliştirilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
Şahan, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:
“Bu yaklaşımın; ayrışmayı değil dayanışmayı, hesaplaşmayı değil uzlaşmayı esas aldığına inanıyorum. Bugün milletçe ihtiyaç duyduğumuz şey; ortak akıl, sağduyu ve çözüm üretme iradesidir. Hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve anayasal düzen hepimizin ortak güvencesidir.”
Kent Uzlaşısı soruşturması nedeniyle tutuklanan bir belediye başkanının, aynı zamanda toplumsal uzlaşma ve demokratik çözüm çağrısı yapması, açıklamanın siyasal açıdan dikkat çeken yönlerinden biri oldu. Şahan, barışın yalnızca çatışmaların sona erdirilmesiyle değil, hukuki güvencelerin güçlendirilmesi ve toplumun ortak geleceğe duyduğu güvenin yeniden kurulmasıyla kalıcı hale gelebileceğini savundu.
“Bir Şehir Plancısı, Seçilmiş Belediye Başkanı ve Bir Baba Olarak…”
Şahan, açıklamasının sonunda siyasal kimliğinin yanı sıra mesleki ve kişisel sorumluluklarına da değindi. Cumhuriyet’in yetiştirdiği bir şehir plancısı, halkın seçtiği bir belediye başkanı ve bir baba olarak ülkenin huzuru, millî birliği ve kardeşliği için katkı sunmaya devam edeceğini belirtti.
Mesajını “Adalet tecelli edene kadar; umutla, sabırla, inançla…” sözleriyle tamamlayan Şahan’ın açıklaması, Kent Uzlaşısı dosyasından verilen tahliye kararının ardından İBB soruşturmasındaki tutukluluğunun sürmesi nedeniyle yaşanan hukuki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Şahan’ın anlattığı süreç, bir soruşturmadan tahliye edilen kişinin başka bir soruşturma kapsamında cezaevinde kalmaya devam etmesinin hukuki gerekçelerinin açıklığı ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğü bakımından da sorular ortaya çıkarıyor. Bu soruların yanıtı, yalnızca Şahan’ın bireysel durumunu değil, siyasal nitelikli soruşturmalarda kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının nasıl korunduğuna ilişkin daha geniş bir tartışmayı da ilgilendiriyor.












