back to top
Ana Sayfa Haber Londra’da Filistin İçin Büyük Yürüyüş: Corbyn’den Britanya’ya İsrail’e Silah Ambargosu Çağrısı

Londra’da Filistin İçin Büyük Yürüyüş: Corbyn’den Britanya’ya İsrail’e Silah Ambargosu Çağrısı

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü yılında Londra’da düzenlenen Filistin dayanışma yürüyüşüne on binlerce kişi katıldı. Organizatörler katılımı 250 bin olarak açıklarken eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Britanya hükümetini İsrail’e silah desteğini tamamen durdurmaya çağırdı. Yürüyüş, Gazze’deki yıkımın yanı sıra İngiltere’nin İsrail’le sürdürdüğü askerî ve siyasi ilişkileri de yeniden tartışmaya açtı.

Londra’nın sokakları 10 Ekim Cumartesi günü bir kez daha Filistin bayraklarıyla doldu. Thames Nehri kıyısındaki Victoria Embankment’ta toplanan kalabalık, Westminster üzerinden Britanya hükümetinin merkezine doğru yürürken yalnızca Gazze’deki ölümleri değil, üç yıldır devam eden savaşın karşısında uluslararası toplumun üstlendiği sorumluluğu da gündeme taşıdı. Kimi göstericiler Filistin kefiyeleriyle, kimileri sendika pankartlarıyla yürüyordu. Kalabalığın ortak talebi, İsrail’e yönelik kapsamlı bir silah ambargosu uygulanması ve Filistinlilere yönelik hak ihlallerinin sona erdirilmesiydi.

The Guardian’ın haberine göre yürüyüşü düzenleyen kuruluşlar katılımı yaklaşık 250 bin kişi olarak açıkladı. ITV News ve The Independent ise gösteriyi binlerce kişinin katıldığı büyük bir yürüyüş olarak haberleştirdi. Katılımcı sayısına ilişkin bağımsız ve kesin bir resmî tespit bulunmamakla birlikte Londra’nın merkezindeki gösteri, Filistin meselesinin Britanya kamuoyunda önemini koruduğunu ortaya koydu.

Corbyn: Soykırımın Sona Erdiğini Söyleyemeyiz

Yürüyüşe katılan eski İşçi Partisi lideri ve bağımsız milletvekili Jeremy Corbyn, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Filistin için yürüdüklerini, Gazze’de yaşananların üçüncü yılını hatırlattıklarını belirtti. İsrail’in bombardımanları, açlık ve ağır insan hakları ihlallerinden söz eden Corbyn, kendi hükümeti dâhil çeşitli devletlerin İsrail’e sağladığı askerî ve siyasi desteği eleştirdi.

Corbyn’in mesajındaki temel iddia, Gazze’deki soykırımın sona ermediği ve Britanya’nın İsrail’e silah desteğini derhâl kesmesi gerektiğiydi. Eski İşçi Partisi lideri, savaşın yalnızca çatışmanın yaşandığı topraklarda değil, silah ticareti ve diplomatik ilişkiler yoluyla başka ülkelerin siyasi sorumluluğunda da karşılık bulduğunu savundu. Böylece gösterinin hedefi yalnızca İsrail hükümetinin politikaları değil, Londra’da alınan kararlar da oldu.

Bu açıklama, Corbyn’in uzun süredir sürdürdüğü Filistin dayanışması çizgisinin devamı niteliğinde. Ancak yürüyüşte dile getirilen suçlamaların hukuki ve siyasi boyutlarını birbirinden ayırmak gerekiyor. Soykırım nitelemesi, çeşitli insan hakları örgütleri tarafından kullanılırken İsrail yönetimi bu suçlamayı reddediyor. Uluslararası hukuk açısından devletlerin yükümlülükleri ve suçlamaların yargısal değerlendirilmesi, siyasi açıklamalardan ayrı bir süreç oluşturuyor.

Silah Ambargosu Tartışmasının Merkezinde F-35 Programı

Londra’daki yürüyüşün en önemli siyasi taleplerinden biri, Britanya’nın İsrail’le askerî ticaretinin bütünüyle durdurulmasıydı. Bu talebin arkasında, hükümetin daha önce açıkladığı kısıtlamaların kapsamına ilişkin tartışma bulunuyor. Britanya yönetimi Eylül 2024’te Gazze’deki askerî operasyonlarda kullanılma riski taşıyan bazı silah ihracat izinlerini askıya almış, Eylül 2026’da ise işgal altındaki Filistin topraklarındaki faaliyetlere maddi katkı sağlayabilecek ihracatlara yönelik kısıtlamaları genişletmişti.

Bununla birlikte hükümetin kendi verileri, İsrail’i varış ülkesi olarak içeren bütün askerî ihracat izinlerinin durdurulmadığını gösteriyor. Şubat 2026 sonu itibarıyla 203 askerî ihracat izni yürürlükteydi. Bunların bir bölümü üçüncü ülkelere yeniden ihracat, eğitim ve savunma sistemleriyle ilgiliydi. Özellikle uluslararası F-35 savaş uçağı programı, tartışmanın merkezinde bulunuyor. Britanya hükümeti, doğrudan İsrail’e giden belirli parçaları kısıtlarken uluslararası F-35 tedarik zincirinin tümünü durdurmanın başka ülkelerin güvenliğini de etkileyebileceğini savunuyor. Göstericiler ise bu istisnaların İsrail’in askerî kapasitesine dolaylı katkıyı sürdürdüğünü belirterek kapsamlı ambargo istiyor.

Böylece mesele yalnızca silah satışına ilişkin teknik bir izin tartışması olmaktan çıkıyor. Bir devletin dış politikasında insan hakları yükümlülükleriyle askerî ittifaklar, ekonomik ilişkiler ve savunma sanayisinin çıkarları arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu sorusu öne çıkıyor. Corbyn’in hükümete yönelttiği eleştiri de tam bu noktada yoğunlaşıyor: İsrail’e yönelik siyasi açıklamaların, askerî ilişkilerde ne ölçüde somut karşılık bulduğu.

Polis Önlemleri, Gözaltılar ve Karşı Gösteri

Londra Metropolitan Polisi, yürüyüş öncesinde gösterinin güzergâhına ve katılımcıların davranışlarına ilişkin bazı sınırlamalar getirdi. Polis, 7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğünde İsrail’e düzenlenen saldırının üçüncü yıl dönümüne yakın bir tarihte yapılan gösterinin farklı topluluklar arasında gerilim yaratabileceğini belirtti. Yürüyüş sırasında yaklaşık 20 kişi çeşitli suç şüpheleriyle gözaltına alındı. Bunların arasında yasaklı Palestine Action örgütünü desteklediği değerlendirilen pankartlarla ilgili gözaltılar da bulunuyordu.

Gösteri güzergâhında küçük bir karşı protesto da düzenlendi. Britanya’da Filistin’e destek gösterileri ile Yahudi toplumunun güvenliğine ilişkin kaygılar aynı dönemde kamuoyunun gündeminde yer alıyor. 7 Ekim saldırılarında yaşamını yitirenler için düzenlenen anmalar, antisemitizmle mücadele çağrıları ve Filistinli sivillerin korunmasını isteyen yürüyüşler, ülkedeki tartışmanın farklı yönlerini oluşturuyor.

Üç Yılın Ardından Londra’nın Sorduğu Soru

7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğündeki saldırılarda yaklaşık 1.200 kişi öldürülmüş, 251 kişi rehin alınmıştı. Ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik askerî harekâtı başladı. Üç yılın sonunda Gazze’deki can kaybı, yerel sağlık yetkililerinin verilerine göre 74 bini aşarken geniş çaplı yıkım, yerinden edilme ve insani ihtiyaçlar sürüyor. Ateşkes girişimleri ve diplomatik görüşmeler, bölgedeki insani sorunları bütünüyle sona erdirmiş değil.

Londra’da yürüyenlerin taşıdığı pankartlar ve Corbyn’in açıklaması, savaşın üçüncü yılında Britanya’nın sorumluluğuna ilişkin tartışmayı yeniden görünür kıldı. Göstericiler, İsrail’e silah ihracatının tamamen durdurulmasını ve hükümetin diplomatik tutumunun daha ileri yaptırımlarla desteklenmesini talep etti. Hükümet ise mevcut ihracat kısıtlamalarının uluslararası insancıl hukukla ilgili riskler gözetilerek uygulandığını savunuyor.

Üç yılın ardından Londra sokaklarında dile getirilen temel soru, yalnızca Gazze’deki savaşın ne zaman sona ereceği değildi. Savaşın sürmesinde başka ülkelerin aldığı kararların ne ölçüde etkili olduğu ve bu ülkelerin kendi hukukları ile uluslararası yükümlülükleri karşısında nasıl davranmaları gerektiği de tartışılıyordu. Filistin bayraklarıyla yürüyen kalabalık dağıldığında, bu sorular Britanya siyasetinin gündeminde kalmaya devam etti.


  • NHY / The Guardian, ITV News, The Independent, Reuters, UK Parliament, House of Commons Library, UK Government, Palestine Solidarity Campaign, Metropolitan Police, Palestine Coalition, Jeremy Corbyn.