back to top
Ana Sayfa Haber Gazze’de Dördüncü Eğitim Yılı da Enkazın Gölgesinde: 1,5 Milyon Filistinli Çocuğun Geleceği...

Gazze’de Dördüncü Eğitim Yılı da Enkazın Gölgesinde: 1,5 Milyon Filistinli Çocuğun Geleceği Tehlikede

İsrail’in saldırıları ve işgal koşulları, Filistinli çocukların eğitim hakkını dördüncü yılında da ağır biçimde etkiliyor. Gazze’de okul binalarının yüzde 97,5’i hasarlı, anaokullarının büyük bölümü kullanılamıyor. İşgal altındaki Filistin topraklarında 1,5 milyon çocuk güvenli ve nitelikli eğitimden yoksun kalırken, geçici çadırlarda yeniden başlayan dersler eğitimin kayıplarını gidermeye yetmiyor. Çocuklar yalnızca okullarını değil, öğrenme, gelişme ve geleceğe hazırlanma olanaklarını da kaybediyor.

Dünyanın birçok ülkesinde çocuklar yeni eğitim yılına sınıflarında, öğretmenleri ve arkadaşlarıyla başlarken Filistinli çocukların önemli bir bölümü dördüncü kez yıkılmış okulların, yerinden edilmenin ve süren güvensizliğin gölgesinde eğitim yılına girdi. Uluslararası çocuk hakları örgütü Save the Children’ın yayımladığı veriler, Gazze’de eğitim altyapısının neredeyse bütünüyle tahrip edildiğini, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te ise askeri baskınlar, hareket kısıtlamaları ve yerleşimci şiddetinin çocukların eğitim hakkını tehdit ettiğini ortaya koyuyor. İşgal altındaki Filistin topraklarında okul çağındaki yaklaşık 1,5 milyon çocuk güvenli ve nitelikli eğitime düzenli biçimde erişemiyor. Gazze’de yeniden açılan geçici eğitim merkezleri yüz binlerce çocuğu öğrenimle buluştursa da yıkılan okul binaları, öğretmen kayıpları, zorunlu göç ve süregelen güvenlik sorunları, eğitimin yeniden kurulmasının yalnızca derslik açmakla mümkün olmayacağını gösteriyor.

Gazze’de Okulların Yüzde 97,5’i Hasarlı

Ekim 2023’te başlayan İsrail askeri harekâtının üçüncü yılı geride kalırken Gazze’de eğitim kurumlarının uğradığı yıkım, bölgedeki en ağır toplumsal kayıplardan biri haline geldi. Save the Children’ın açıkladığı verilere göre okul binalarının yüzde 97,5’i hasar gördü. Okulların yüzde 93’ünden fazlasının yeniden kullanılabilmesi için kapsamlı onarım veya tamamen yeniden inşa gerekiyor. Eğitim yapılarının yaklaşık yüzde 81’inin doğrudan saldırılardan etkilendiği belirtiliyor. Bu veriler, savaş öncesinde yüz binlerce çocuğun eğitim gördüğü okul ağının büyük ölçüde işlevsiz kaldığını ortaya koyuyor.

Yıkım yalnızca ilkokulları ve ortaöğretim kurumlarını kapsamıyor. Ağustos 2026’da yapılan hasar değerlendirmesinde Gazze’de incelenen 649 anaokulundan 563’ünün yıkıldığı, hasar gördüğü veya İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kaldığı için erişilemez durumda olduğu belirlendi. Bu sayı, değerlendirilen anaokullarının yüzde 86’sına karşılık geliyor. Erken çocukluk döneminde oyun, dil gelişimi, toplumsal ilişkiler ve temel öğrenme becerilerinin kazanıldığı kurumların büyük bölümünün kullanılamaması, eğitimin kesintiye uğramasının etkilerini daha küçük yaşlara taşıyor.

Okulların yıkılması, yalnızca çocukların ders görebileceği binaların ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Bir okul, çocuğun ailesi dışında düzenli toplumsal ilişkiler kurduğu, yaşıtlarıyla birlikte yaşamayı öğrendiği, öğretmenleri aracılığıyla dünyayı tanıdığı ve kendisine ait bir gündelik düzen geliştirdiği yerlerden biri. Gazze’de bu kurumların büyük ölçüde ortadan kalkması, çocukların öğrenme sürekliliğini olduğu kadar ruhsal ve toplumsal gelişimlerini de etkiliyor. Eğitim altyapısının yeniden kurulması için bina, öğretmen ve ders araçlarının sağlanmasının yanında çocukların güven içinde yaşayabilecekleri koşulların oluşturulması gerekiyor.

Üç Yıl Sonra Ders Başladı, Ancak 200 Bin Çocuk Hâlâ Eğitimin Dışında

Gazze’deki ağır yıkıma rağmen yeni eğitim yılında sınırlı da olsa yüz yüze öğrenim yeniden başladı. Eylül ayının sonundaki verilere göre yaklaşık 700 bin okul çağındaki çocuktan 500 bini aşkını geçici öğrenme alanlarında eğitim görmeye başladı. Buna karşılık yaklaşık 200 bin çocuk herhangi bir düzenli ve yapılandırılmış öğrenme etkinliğine erişemiyor. Geçici eğitim alanlarının açılması önemli bir gelişme olmakla birlikte, üç yıl boyunca düzenli yüz yüze eğitimden uzak kalan çocukların kayıplarını kısa sürede gidermek mümkün görünmüyor.

Gazze kentinde kurulan geçici eğitim merkezlerinden birinde 20 özel eğitim çadırı bulunuyor. Yaklaşık dört bin çocuk bu alanda dönüşümlü olarak haftada üç gün hızlandırılmış derslere katılıyor. Uluslararası yardım kuruluşlarının desteklediği benzer merkezlerde çocuklara temel derslerin yanı sıra ruhsal ve toplumsal destek sağlanmaya çalışılıyor. Ancak çadırların dersliğe dönüştürülmesi, hasarlı okul binalarının yeniden inşasının yerini tutmuyor. Düzenli eğitim için güvenli yapılar, yeterli öğretmen, ders kitapları, araç gereçler, ulaşım olanakları ve kesintisiz bir öğretim takvimi gerekiyor.

Eğitimdeki kesintinin sonuçları çocukların yaşlarına göre farklılaşıyor. Küçük çocuklar okuma yazmaya hazırlık, dil gelişimi ve temel toplumsal becerileri kazanabilecekleri dönemleri kaybederken daha büyük öğrenciler sınavlara hazırlanmakta, sınıf geçmekte ve yükseköğrenime ulaşmakta güçlük çekiyor. Üç yıl boyunca yaşanan zorunlu göç, aile bireylerinin kaybı, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetlerine erişimdeki sorunlar da öğrenme sürecini etkiliyor. Bu nedenle eğitimin yeniden başlaması, yalnızca ders programlarının uygulanmasını değil, çocukların yaşam koşullarının bütünlüklü biçimde iyileştirilmesini gerektiriyor.

Okul Yolunda Öldürülen Çocuklar

Filistinli çocukların eğitim hakkını tehdit eden koşullar, yalnızca okulların yıkılmasıyla sınırlı değil. Yeni eğitim yılının başlamasının ardından Gazze’de okul çağındaki en az iki çocuğun İsrail saldırılarında öldürüldüğü bildirildi. Deyr Belah’ın doğusundaki Sukaina Okulu’na düzenlenen saldırıda yedi yaşındaki Saadi Ghaliya yaşamını yitirdi. Gazze’nin batısında ise sekiz yaşındaki Vefa Akile, okuldan babasıyla birlikte dönerken içinde bulundukları aracın İsrail saldırısında vurulması sonucu hayatını kaybetti.

İki çocuğun ölümü, Gazze’de eğitimin yeniden başlaması için gerekli olan güvenlik koşullarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Bir okul binasının açılması veya geçici bir derslik kurulması, çocukların oraya güven içinde ulaşabilecekleri anlamına gelmiyor. Evden okula uzanan yolun, ders saatlerinin ve eve dönüşün de saldırı tehlikesinden uzak olması gerekiyor. Çocukların eğitim hakkı, yaşam ve güvenlik haklarından ayrı değerlendirilemiyor.

Gazze’de çocukların eğitim ortamlarında karşılaştığı tehlikeler, uluslararası insancıl hukuk bakımından da ciddi sorular doğuruyor. Okullar ve öğrenciler sivil korumadan yararlanıyor. Eğitim kurumlarına yönelik saldırıların hukuka uygunluğu, askeri hedef iddiaları, ayrım gözetme, orantılılık ve sivillerin korunmasına ilişkin kurallar çerçevesinde değerlendirilmek zorunda. İsrail ordusunun okul binalarının silahlı gruplar tarafından askeri amaçlarla kullanıldığı yönündeki geçmiş açıklamaları da bu yükümlülükleri ortadan kaldırmıyor. Her saldırının koşullarının bağımsız biçimde araştırılması gerekiyor.

Batı Şeria’da 834 Binden Fazla Çocuğun Eğitimi Risk Altında

Filistinli çocukların eğitim sorunu Gazze ile sınırlı değil. Doğu Kudüs dâhil Batı Şeria’da 834 binden fazla okul çağındaki çocuğun güvenli ve nitelikli eğitime erişemediği belirtiliyor. Bölgedeki askeri kontrol noktaları, hareket kısıtlamaları, okul baskınları ve yerleşimci şiddeti, öğrencilerin ve öğretmenlerin eğitim kurumlarına düzenli ulaşmasını zorlaştırıyor. Gazze’deki yaygın fiziksel yıkımdan farklı olarak Batı Şeria’da eğitim hakkı, büyük ölçüde işgal koşullarının günlük yaşam üzerindeki etkileriyle karşı karşıya bulunuyor.

Nablus kentinde İsrail güçlerinin iki okula baskın düzenleyerek Filistin bayraklarının kaldırılmasını istediği bildirildi. Olay, eğitim kurumlarının yalnızca öğretim faaliyetleri bakımından değil, öğrencilerin toplumsal ve kültürel kimlikleriyle ilişkileri bakımından da baskı altında bulunduğu yönündeki kaygıları artırdı. Çocukların eğitim gördükleri kurumlarda güven içinde bulunabilmeleri, eğitim hakkının temel koşullarından biri olarak kabul ediliyor.

Batı Şeria’da yaşayan 13 yaşındaki Lama, eğitimini sürdürmek ve gelecekteki amaçlarına ulaşmak istediğini belirterek, “Eğitimimizi sürdürmek ve hayallerimizi gerçekleştirmek için çok büyük umutlarımız var” dedi. Lama’nın sözleri, çocukların karşı karşıya kaldıkları koşullara rağmen öğrenimlerini sürdürme isteğini ortaya koyuyor. Ancak bu isteğin gerçekleşebilmesi, yalnızca çocukların çabasına değil, eğitim kurumlarının güvenliğine ve hareket özgürlüğünün sağlanmasına da bağlı.

“Benim İçin Okul, Hayat Demek”

Gazze’de yaşayan 13 yaşındaki Amjad’ın eğitim hakkına ilişkin sözleri, okulların çocukların yaşamındaki yerini anlatıyor. Amjad, “Benim için okul yalnızca matematik ve Arapça demek değil. Okul, hayat demek” diyerek uzun süre eğitimden uzak kalmanın çocuklar açısından taşıdığı anlamı dile getirdi.

Geçici eğitim merkezlerinde derslere başlayan çocukların anlatımları da benzer bir ihtiyacı ortaya koyuyor. On yaşındaki Rahaf, yeniden okula başladığı gün yeni arkadaşlar edinmek istediğini, fen bilimleri ve İngilizce derslerini sevdiğini anlattı. Sekiz yaşındaki Habiba, okula geldiklerinde kendilerine çikolata verildiğini ve birlikte oyun oynadıklarını söyledi. On yaşındaki Maryam ise okumayı, yazmayı ve okulda bulunmayı özlediğini belirtti. Bu ifadeler, çocukların uzun süre uzak kaldıkları gündelik eğitim yaşamına yeniden katılmasının önemini gösteriyor.

Uluslararası çocuk hakları kuruluşları, okulların yalnızca akademik bilgi verilen kurumlar olmadığını, çocukların korunması, ruhsal destek alması ve toplumsal ilişkilerini geliştirmesi bakımından da önemli işlevler üstlendiğini vurguluyor. Savaş koşullarında bu işlevlerin önemi daha da artıyor. Ailesini, evini veya yakınlarını kaybeden çocukların yeniden düzenli bir öğrenme ortamına katılabilmesi, yaşadıkları ağır deneyimlerin etkileriyle başa çıkmalarına yardımcı olabilecek desteklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Save the Children’ın Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa Bölge Direktörü Ahmad Alhendawi, eğitimdeki kesintinin çocukların yalnızca derslerinden geri kalmasına yol açmadığını, ruhsal sağlıklarını, bilişsel gelişimlerini ve gelecekteki yaşam olanaklarını da etkilediğini belirtti. Alhendawi, Filistin’de eğitim sisteminin sistematik biçimde tahrip edilmesinin bir kuşağın öğrenme hakkını, gelişme olanaklarını ve geleceğini tehdit ettiğini söyledi.

Eğitimin Yeniden Kurulması İçin Güvenlik ve Yaşam Koşulları Gerekiyor

Gazze’de eğitim sisteminin yeniden kurulmasının önündeki engeller, okul binalarının onarılmasıyla sınırlı değil. Hasarlı yapıların güvenli hale getirilmesi, patlamamış mühimmatın temizlenmesi, öğretmenlerin görevlerine dönebilmesi, eğitim malzemelerinin bölgeye ulaştırılması ve çocukların güvenli ulaşımının sağlanması gerekiyor. Bunlara temiz su, sağlık hizmetleri, yeterli beslenme ve barınma koşullarının iyileştirilmesi de ekleniyor. Çünkü ağır insani koşullarda yaşayan bir çocuğun düzenli öğrenim görebilmesi, okulun dışındaki yaşamının da belirli bir güvenceye kavuşmasına bağlı.

Uluslararası yardım kuruluşları, 2026-2027 eğitim yılı için geçici öğrenme merkezlerini genişletmeye çalışıyor. Eylül sonu itibarıyla 203 eğitim alanında 335 binden fazla çocuğa doğrudan destek sağlandığı, eğitim ve erken çocukluk gelişimi malzemelerinden yararlanan çocuk sayısının ise 460 bini aştığı bildirildi. Bununla birlikte eğitim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için yeterli ve düzenli finansman, öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli hareket edebilmesi ve eğitim araçlarının kesintisiz ulaştırılması gerektiği vurgulanıyor.

Gazze’deki eğitim kaybının uzun vadeli sonuçları yalnızca bugünün öğrencileriyle sınırlı kalmayacak. Okuryazarlık, mesleki yeterlilik, yükseköğrenime geçiş ve çalışma yaşamına katılım gibi alanlarda yaşanabilecek gecikmeler, ilerleyen yıllarda Filistin toplumunun yeniden yapılanma olanaklarını da etkileyebilir. Eğitim sisteminin tahrip edilmesi, sağlık, barınma ve ekonomik yaşamda meydana gelen yıkımla birlikte değerlendirildiğinde, savaşın etkilerinin çatışmaların sona ermesinden sonra da uzun süre devam edebileceğini gösteriyor.

Filistinli çocukların dördüncü eğitim yılında da karşı karşıya kaldıkları tablo, uluslararası toplumun önüne yalnızca insani yardım sorumluluğunu değil, eğitim hakkının korunmasına ilişkin hukuki ve siyasal yükümlülükleri de getiriyor. Çadır sınıfların kurulması, kitapların dağıtılması ve geçici öğrenme programlarının başlatılması çocukların bugünkü gereksinimlerini karşılamak bakımından önemli. Ancak bu çalışmaların kalıcı bir eğitim sistemine dönüşebilmesi için saldırıların sona ermesi, sivil yaşamın korunması ve eğitim kurumlarının yeniden işler hale getirilmesi gerekiyor.

Gazze’de bugün bir çocuğun yeniden okul sırasına oturabilmesi, savaşın yıktığı bir binanın yerine yenisinin yapılmasından daha geniş bir anlam taşıyor. Çünkü kaybedilen yalnızca ders saatleri değil; çocukların birlikte büyüyebilecekleri, öğrenebilecekleri ve kendi geleceklerini kurabilecekleri yıllar. Yıkılmış bir okul yeniden yapılabilir, bir derslik yeniden açılabilir, eksilen kitaplar yeniden basılabilir. Ancak çocukluğun eğitimden, güvenlikten ve toplumsal yaşamdan uzak geçen yıllarını aynı biçimde geri getirmek mümkün değil. Filistinli çocukların eğitim hakkının korunması, bu nedenle yalnızca bugünün insani sorunu değil, gelecek kuşakların yaşam olanaklarına ilişkin bir sorumluluk olarak varlığını sürdürüyor.


  • NHY / Save the Children International, UNICEF, Reuters, Associated Press, The New Yorker, Al Jazeera