back to top
Ana Sayfa Haber Enflasyon Maaşları Değil Geçim Umudunu Eritiyor

Enflasyon Maaşları Değil Geçim Umudunu Eritiyor

TÜİK’in temmuz ayı enflasyon verileri, resmi göstergelerde dezenflasyon sürecinin sürdüğüne işaret etse de, ücretliler ve emekliler açısından tablo farklı bir gerçeği ortaya koyuyor. Yılın ilk yedi ayında asgari ücretin alım gücü 5 bin 766 TL erirken, temmuz ayında artırılan en düşük emekli aylığı daha ilk ayında 419 TL değer kaybetti. Veriler, yüksek enflasyonun yalnızca fiyatları değil, milyonlarca yurttaşın satın alma gücünü ve yaşam standartlarını da aşındırmayı sürdürdüğünü gösteriyor.

Dezenflasyon Programı Kâğıt Üzerinde Kaldı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), temmuz ayında aylık yüzde 1,78, yıllık bazda ise yüzde 31,75 arttı. Hükümetin yaklaşık üç yıldır uyguladığı dezenflasyon programı resmi verilere göre yıllık enflasyonda düşüş eğilimi sağlasa da, fiyat artışlarının özellikle temel tüketim kalemlerinde yüksek seyretmesi ücretlilerin gelirini aşındırmaya devam ediyor.

Ekonomistler, yıllık enflasyondaki gerilemenin tek başına refah artışı anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Çünkü enflasyon oranı düşse bile fiyatlar yükselmeye devam ediyor; dolayısıyla ücretler aynı hızla güncellenmediğinde satın alma gücü geriliyor. Bu nedenle “dezenflasyon”, vatandaşın mutfağında hissedilen hayat pahalılığını ortadan kaldırmıyor; yalnızca fiyat artış hızının yavaşladığını gösteriyor.

Asgari Ücret Yedi Ayda Yaklaşık Altı Bin Lira Eridi

2026 yılı başında 28 bin 75 TL olarak belirlenen asgari ücret, yüksek enflasyon karşısında yılın ilk yedi ayında ciddi bir alım gücü kaybına uğradı. Yapılan hesaplamalara göre asgari ücretin reel değeri 5 bin 766 TL eridi. Başka bir ifadeyle, yılın başında satın alınabilen mal ve hizmetlerin önemli bir bölümü yedi ay sonra aynı ücretle karşılanamaz hâle geldi.

Bu tablo, uzun süredir tartışılan “yılda tek zam” politikasını yeniden gündeme taşıyor. Enflasyonun aylık olarak devam ettiği bir ekonomide ücretlerin yılda yalnızca bir kez güncellenmesi, özellikle sabit gelirli çalışanların satın alma gücünü hızla aşındırıyor. Sendikalar ve emek örgütleri, bu nedenle asgari ücretin yılda en az iki kez enflasyona göre güncellenmesi gerektiğini savunuyor.

Emekliler Zam Almadan Kaybetmeye Başladı

Temmuz ayında yapılan yasal düzenlemeyle 23 bin 552 TL’ye yükseltilen en düşük emekli aylığı da yüksek enflasyon karşısında ilk ayında değer kaybetti. Temmuz enflasyonunun ardından aylığın 419 TL’lik alım gücü kaybına uğradığı hesaplanıyor.

Benzer durum kamu çalışanları ve diğer emekliler için de geçerli oldu. Kamu görevlilerine toplu sözleşme kapsamında yılın ikinci yarısı için verilen yüzde 7’lik artışın yaklaşık dörtte biri daha ilk ayda enflasyon tarafından aşındırıldı. İşçi ve BAĞ-KUR emeklilerine yapılan yüzde 17,76 oranındaki zam da temmuz enflasyonuyla birlikte reel değer kaybetmeye başladı. Böylece ücret artışları daha vatandaşın cebine tam olarak yansımadan enflasyon karşısında etkisini yitirmiş oldu.

Sorun Enflasyon Değil Gelirin Enflasyona Yetişememesi

Türkiye ekonomisinde son yıllarda en önemli sorunlardan biri, ücret artışlarının fiyat artışlarının gerisinde kalması olarak öne çıkıyor. Resmi enflasyon oranları gerilerken bile gıda, kira, enerji ve temel hizmetlerdeki fiyat artışlarının yüksek seyretmesi, geniş toplum kesimlerinin yaşam maliyetini artırıyor. TÜİK verilerine göre temmuz ayında konut grubunda yıllık artış yüzde 40,32, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise yüzde 37,53 olarak gerçekleşti. Bu iki harcama kalemi, dar gelirli hanelerin bütçesinde en büyük payı oluşturuyor.

Ekonomistler, ücretlerde yaşanan reel kaybın yalnızca bireysel refahı değil, iç talebi, tüketimi ve ekonomik büyümeyi de doğrudan etkilediğini belirtiyor. Gelirinin önemli bölümünü temel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kalan haneler, eğitim, kültür, sağlık ve sosyal harcamalarını kısmak zorunda kalıyor. Bu durum ise ekonomik eşitsizliği daha da derinleştiriyor.

Gelir Politikası Yeniden Tartışılıyor

Temmuz enflasyonu sonrasında ortaya çıkan tablo, Türkiye’de ücret belirleme politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönündeki tartışmaları güçlendirdi. Sendikalar, meslek örgütleri ve bağımsız iktisatçılar, enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde yılda tek zam uygulamasının çalışanları ve emeklileri korumakta yetersiz kaldığını savunuyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve OECD de yüksek enflasyon dönemlerinde ücret politikalarının çalışanların satın alma gücünü koruyacak biçimde tasarlanmasının, sosyal refahın ve ekonomik istikrarın temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Aksi durumda, resmi enflasyondaki düşüşe rağmen toplumun geniş kesimleri için hayat pahalılığı kalıcı bir sorun olmaya devam ediyor.

Temmuz ayı verileri, Türkiye ekonomisinin yalnızca enflasyonu düşürme değil, ücretleri enflasyona karşı koruyacak kalıcı mekanizmalar oluşturma konusunda da önemli bir sınavla karşı karşıya olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.