DİSK-AR’ın, TÜİK verileri üzerinden hazırladığı son rapor, Türkiye’de işsizliğin resmi rakamların çok ötesinde bir boyuta ulaştığını ortaya koydu. Dar tanımlı işsizlik yüzde 8,2 olarak açıklanırken, çalışmak istediği halde iş bulamayanlar, eksik istihdam edilenler ve umudunu kaybedenler dahil edildiğinde geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 627 bine, işsizlik oranı ise yüzde 31’e yükseldi. Rapor, işgücü piyasasındaki gerçek tablonun resmi göstergelerle tam olarak yansıtılamadığı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Dar Ve Geniş İşsizlik Arasındaki Makas Açılıyor
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR), TÜİK’in Mayıs 2026 Hanehalkı İşgücü Araştırması verileri üzerinden hazırladığı “İşsizliğin Görünümü Raporu”, Türkiye’de işsizliğin ölçüm yöntemine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Rapora göre TÜİK’in açıkladığı mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,2 seviyesinde bulunurken, DİSK-AR’ın uluslararası kabul gören geniş tanımlı işsizlik hesaplamasına göre oran yüzde 31’e ulaştı. Bu hesaplamada yalnızca aktif olarak iş arayanlar değil, çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanlar, eksik istihdam edilenler ve umutsuz işsizler de dikkate alınıyor.
DİSK-AR verileri, dar tanımlı işsiz sayısının son iki yılda sınırlı biçimde gerilemesine karşın, geniş tanımlı işsiz sayısının aynı dönemde yaklaşık 2 milyon 700 bin kişi artarak 12 milyon 627 bine yükseldiğini ortaya koyuyor. Böylece resmi işsizlik göstergesi ile işgücü piyasasının fiili görünümü arasındaki fark daha da belirginleşmiş durumda.
İşgücü Piyasasında Gizlenen Sorunlar Büyüyor
Rapor, yalnızca işsizliği değil, çalışma yaşamındaki kırılganlığı da gözler önüne seriyor. Haftalık çalışma süresi yetersiz olduğu halde daha fazla çalışmak isteyenlerin oluşturduğu zamana bağlı eksik istihdam son iki yılda 3 milyondan 4,3 milyona yükseldi.
Benzer şekilde “potansiyel işgücü” olarak tanımlanan, çalışmaya hazır olmasına rağmen çeşitli nedenlerle aktif iş aramayanların sayısı da 5,5 milyona ulaştı. DİSK-AR’a göre bu tablo, işsizliğin yalnızca resmi oranlarla okunmasının Türkiye’deki emek piyasasını açıklamakta yetersiz kaldığını gösteriyor.
Kadınlar Ve Gençler Daha Ağır Etkileniyor
Rapor, işsizliğin toplumsal etkisinin eşit dağılmadığını da ortaya koyuyor. Kadınlarda işsizliğin tüm kategorilerde erkeklerden daha yüksek seyrettiği belirtilirken, gençlerde dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 14,8, genç kadınlarda ise yüzde 21,8 olarak hesaplandı.
Öte yandan Mayıs 2026 itibarıyla yaklaşık 2,4 milyon işsizin işsizlik ödeneğinden yararlanamadığı belirtilerek, sosyal koruma mekanizmalarının da işsiz nüfusun önemli bölümünü kapsayamadığına dikkat çekildi.
Analiz: Tartışma Rakamlardan Çok Ölçüm Yönteminde Düğümleniyor
Türkiye’de işsizlik tartışmasının merkezinde artık yalnızca oranların yüksekliği değil, hangi yöntemin gerçek tabloyu yansıttığı sorusu bulunuyor. TÜİK’in dar tanımlı işsizlik verileri uluslararası istatistik standartları içinde resmi gösterge niteliği taşırken, DİSK-AR ise aynı veri setinden hareketle geniş tanımlı işsizlik hesabının çalışma yaşamındaki görünmeyen işsizliği ortaya çıkardığını savunuyor.
Bu nedenle ortaya çıkan farklılık, iki ayrı veri setinden değil, işsizliğin nasıl tanımlandığından kaynaklanıyor. Resmi göstergeler iş arama kriterini esas alırken, geniş tanımlı yaklaşım umudunu kaybedenleri, eksik çalışanları ve çalışmaya hazır olduğu halde iş bulamayan kesimleri de tabloya dahil ediyor. Ekonomide büyüme, istihdam ve gelir dağılımı tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde bu yöntem farkı, Türkiye’de işgücü piyasasının gerçek durumuna ilişkin tartışmaların önümüzdeki süreçte de süreceğine işaret ediyor.















