Tarikatların, cemaatlerin altın çağını yaÅŸadığı Türkiye’de, 1980’lerin YeÅŸil KuÅŸak Projesini incelemezsek bugünleri çözümlemede eksik kalırız.
Sol hareketin yükseliÅŸine, kitlelerde sosyalizme olan sempatinin yükseliÅŸine karşı, yeÅŸil kuÅŸak projesi o günlerde geliÅŸtirildi. Fetullahçıların örgütlenmesi o günlere dayanır. “Aman komünist olmasınlarda” diyen anlayışın sonucu bugünlere geldik.
On yılda bir darbe yaÅŸayan Türkiye’de 12 Eylül Amerikancı faÅŸist darbe ile Türkiye’nin geleceÄŸi çalındı. Darbe ile muhalif dernekler kapatılıp, solcular uzun gözaltı sürecinde ve hapishanelerde iÅŸkencelerden geçirilirken, katledilirken, dinci kuÅŸağın yetiÅŸtirilmesinin önü açılıyordu.
1969’da imam hatip okullarının sayısı 71 iken, 12 Eylül darbesinden sonraki yıllarda bu sayının gün be gün arttığını görürüz. 1983 yılında, 1739 sayılı Yasa’nın 32. maddesi deÄŸiÅŸtirilerek (16. 06. 1983 tarihinde, 2842 sayılı yasayla), imam hatiplerin de aralarında bulunduÄŸu lise dengi meslek okullarına, lise fark dersi verme zorunluluÄŸu olmadan tüm yükseköğretim programlarında okuma olanağı yaratılmıştır. Böylece genel liseler ile meslek liseleri arasında, yükseköğretim yönünden fark kalmamıştır.
1990-1991 öğretim yılında imam hatip liselerinin sayısı 392, 1996-1997 öğretim yılında okul sayısı 601’e çıkmıştır.
1990’lu yılların başında, o zaman Refah Partisi İstanbul il BaÅŸkanı olan Recep Tayyip ErdoÄŸan tüm okulların imam hatipleÅŸtirileceÄŸi Türkiye Cumhuriyet’ini imam hatiplerin yöneteceÄŸini söylemiÅŸti. Bu siyasal islamcıların bir hayali olarak gündemde yer almıştır. AKP’nin iktidara gelmesinden sonra tüm okulların imam hatipleÅŸtirilmesi projesi için uygun zaman kollanmıştır.
12 Eylül 2010 referandumuyla yargının ele geçirilmesi ve 2011 genel seçimlerinde yüzde 50’ye varan oy alınmasından sonra eÄŸitimin dincileÅŸtirilmesine sıra geldiÄŸine karar verilmiÅŸ ve düğmeye basılmıştır. Yani 1990’lardaki düşünce uygulamaya konulmuÅŸ, 4+4+4 Yasası ile tüm okulların imam hatipleÅŸtirilmesi çalışmasına baÅŸlanmıştır. Kindar ve dindar nesilin yetiÅŸtirilmesinde bir toplum mühendisliÄŸi çalışmasıdır bu.
AKP – Fetullah Gülen Cemaatinin altın nesli yani kindar ve dindar neslin yetiÅŸtirilmesinin kökeni YeÅŸil kuÅŸak projesine dayanır. Åžimdi yeÅŸil kuÅŸak projesine bir göz atalım.
YeÅŸil KuÅŸak Projesi, Amerika BirleÅŸik Devletleri BaÅŸkanı Jimmy Carter’in, ulusal güvenlik danışmanı Zbigniew Brzezinski tarafından 1977’de geliÅŸtirilen bir projedir. YeÅŸil kuÅŸak projesinin amacı, Islamiyeti komünizme karşı bir kalkan olarak kullanarak, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler BirliÄŸi’nin ( SSCB), petrol zengini Basra Körfezi civarında etkinlik saÄŸlamasını engellemek, ezilenlerin, işçi- emekçilerin, dünya halklarının kurtuluÅŸ umudu olan Sosyalist düşüncenin dünya üzerinde yayılmasını engellemekti. Sovyetler’in ilerleyiÅŸini durdurmak ve bölge üzerinde etkisini engellemek amacıyla ortaya atılan YeÅŸil kuÅŸak projesinin ana ekseni komünizme karşı İslam’ın kalkan olarak kullanılmasıydı.
SSCB’nin Afganistan müdahalesi sırasında CIA ve Pakistan himayesinde mücahit güçler örgütlendi. Afganistan’da ekilen haÅŸhaşın, eroin olarak dünya piyasasına sürülmesine göz yumuldu. UyuÅŸturucudan elde edilen gelir, Sovyetler’e karşı örgütlenen İslamcı gruplara aktarıldı. Karşı saldırı amacıyla Afgan gruplara yoÄŸun silah satışı yapıldı ve Pakistan’daki askeri kamplarda eÄŸitim verildi. Tüm bunlar Taliban gibi radikal dinci örgütlerin temellerinin atılmasını saÄŸladı. Bu proje kapsamında ılımlı İslam da desteklendi.
Projenin amacı, Sovyetler BirliÄŸi’ni çevrelemek ve komünizmin güneye inmesini engellemek için aralarında Türkiye’nin de olduÄŸu Sovyetler BirliÄŸi’ne komÅŸu Müslüman ülkelerde dindar bir genç kuÅŸak yetiÅŸtirmektir. ABD’nin YeÅŸil kuÅŸak projesi:” Kızıl tehlikeye karşı yeÅŸil panzehir.” McCarthy döneminden itibaren “kızıl tehlike” Amerikan basınının tüm dünyaya yaydığı bir kavramdır.
Amerika projenin sahibi olarak, Pakistan eğitim ve lojistik destekçi olarak, Suudi Arabistan, parasal olarak, müslümanlar ise cihadist militan desteği ile yeşil kuşağın büyümesini sağladılar.
Amerika kendi emperyal çıkarlarını koruyan YeÅŸil KuÅŸak projesini müslümanlara çok güzel pazarlamıştı. Sovyetler BirliÄŸi ile girmiÅŸ olduÄŸu çatışmaya doÄŸrudan müdahil olmayarak ” vekil savaşçılar”la, Sovyetler BirliÄŸi’ni alt etmeyi planlıyordu. SoÄŸuk savaÅŸ diye adlandırılıyordu bu süreç. İslam coÄŸrafyasından binlerce insan yetiÅŸtirilerek, “Allah tanımaz, dinsiz komünistler”in rejimine karşı savaÅŸtırıldılar. Mücahitler, Allah yolunda savaÅŸtıklarını sanıyordu ama gerçekte ABD’nin Sovyetler BirliÄŸi’ne karşı olan savaşında piyondan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildiler. Çünkü yeÅŸil kuÅŸak projesi, Amerika’nın Sovyetler BirliÄŸini yıpratma ve yıkma savaşıydı. Yıllar sonra Pervez Müşerref şöyle itiraf etmiÅŸti; ” Sovyetler BirliÄŸi’ne karşı cihat baÅŸlattık, tam on yıl boyunca 20-30 bin mücahit yetiÅŸtirip Afganistan’a gönderdik. Orada çarpıştılar ama ne oldu? SavaÅŸ sonunda herkes gemiyi terk etti. Pakistan kullanıldı ve yazgısına terk edildi… Biz 1979 yılında baÅŸta ABD olmak üzere, BM ve Batı’nın uygulamaya koyduÄŸu bir planın kurbanıyız.”
12 Eylül’ün darbeci genelkurmay baÅŸkanı Kenan Evren ne diyordu? “Dinini ve diyanetini bilen gençlikten zarar gelmez.” İşte cemaatlerin güçlenmesinin önü 12 Eylül darbesi ile açıldı. Tayyip ErdoÄŸan’da bu proje ile yetiÅŸtirilen kuÅŸaktandır.
12 Eylül’ün darbeci generalleri “dinini bilen nesilden zarar gelmez” demiÅŸti ama Fetullahçılar 15 Temmuz’da darbe yapmaya kalkıştılar. Bu darbe giriÅŸimini kendi lehine çeviren Tayyip ErdoÄŸan ise kendi sivil darbesini yaptı. 15 Temmuz sonrası camilerden günlerce sela okutan ErdoÄŸan, “Laik Cumhuriyet”in ruhuna çoktan fatiha okumuÅŸtu. Velhasıl darbecilikte boynuz kulağı geçti, Tayyip ErdoÄŸan İslami faÅŸist Saray Cuntası ile hala iÅŸ başında.
12 Eylül 1980’de okunan darbe bildirisinin ardından Hasan Mutlucan’ın ” Yine de Åžahlanıyor” türküsü çalınırken, 13 Eylül’de, Amerika BaÅŸkanı Jimmy Carter’i büyük bir sevinçle arayan ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Paul Henze, “Bizim çocuklar baÅŸardı” ( Our boys did it) demiÅŸti. Amerika’nın bizim çocuklar dediÄŸi Kenan Evren ve darbeci generallerdi.
12 Eylül darbesiyle, 1961 Anayasası uygulamadan kaldırıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi geçersiz kılındı. Emek örgütleri, mesleki kuruluşlar ve partiler kapatıldı. Yüzbinlerce insan gözaltına alındı. Halkın tepkisinden dolayı uygulamaya koyamadıkları 24 Ocak Kararlarını darbe sonrasında yürürlüğe koydular.
24 Ocak Kararları askeri darbeden önce Turgut Özal tarafından, Süleyman Demirel’in isteÄŸi ile hazırlandı. 1980 darbesi gerçekleÅŸtikten sonra da emek örgütlerinin, sendikaların, derneklerin kapatılmasıyla 24 Ocak Kararları’na tepki verilemez oldu. Bu kararlar darbe hükümeti tarafından da desteklendi. Zaten darbe hükümetinde ekonomiden sorumlu baÅŸkan yardımcısı olarak Turgut Özal görevlendirilmiÅŸti. Devletçilik politikasından liberal ekonomiye geçilirken, yabancı sermayeye kapılar sonuna kadar açılmış ve halk yoksullaÅŸmıştır. Ve İMF programı devreye girmiÅŸtir.
12 Eylül darbesi sonrasında 7 bin kişi idamla yargılanırken, 517 kişiye idam cezası verildi ve 50 devrimci asıldı.
23 bin 677 dernek kapatıldı. 3 bin 854 öğretmen, 120 öğretim üyesi ve 47 hakim işten atıldı. Yüzlerce gazeteci tutuklandı ve gazeteler kapatıldı. Çok sayıda gazateci öldürüldü. Sendikaların faaliyeti durduruldu ve mallarına el konuldu.
Sıkıyönetim, tutuklamalar, iÅŸkenceler, idamlar… Türkiye’nin üzerine çöken dipsiz bir karanlıktır 12 Eylül… 78 kuÅŸağının en güzel düşlerinin, devrim hayallerinin üzerine tanklar sürülmüştür. Türkiye’nin en güzel beyinleri, Türk halkının yiÄŸit ve güzide evlatları ya iÅŸkencelerden geçirildi ya da katledildi. Komünal bir yaÅŸamı mümkün kılmaya çalışan gençlerin düşleri İstanbul’dan Fatsa’ya , batıdan doÄŸuya, memleketin her yanını sarmıştı. Belki de devrim bir an kadar yakındı.
Nitekim Kenan Evren ” biz darbe yapmasaydık burada Fatsa’dakiler oturacaktı” diyordu.
Amerika’nın korktuÄŸu “kızıl tehdit”e karşı Amerikancı generaller eliyle darbe yapılarak yeÅŸil kuÅŸak panzehiri devreye konuldu. Lakin günü geldi kullandıkları panzehir, zehir olup onları vurdu. Bugün Tayyip ErdoÄŸan, Fetullahçılar ve Menzilcilerden Süleymancılara cümle cemaati bu yeÅŸil kuÅŸak projesi sonucu güçlendiler.
Lakin ” Bir ÅŸey var deÄŸiÅŸecek bir ÅŸey var deÄŸiÅŸmesi gereken… Önce acılardan baÅŸlanacak.” Tarikatlar ve cemaatler, dinciler altın devrini yaÅŸasa da komünal düşler kuran çocukları var Türkiye’nin. 68 kuÅŸağının ve 78 kuÅŸağının idam sehpasında bile dimdik duran düşlerinin aydınlığı er ya da geç aydınlatacaktır güzel ülkem Türkiye’yi!
12 Eylül darbe sürecinde hayatlarını yitiren tüm devrimcileri saygıyla anıyorum.
- Zihin Savaş Alanı (2) - 16 Ağustos 2026
- Zihin SavaÅŸ Alanı – (1) - 8 AÄŸustos 2026
- NATO: SoÄŸuk SavaÅŸ’tan Yeni Düşman Arayışına - 11 Temmuz 2026

















