Milyonlarca yurttaşın gözü, hava sıcaklıklarının hızla düşmesiyle birlikte doğalgaz ve elektrik tarifelerine çevrildi. Enerji yönetimi yüksek oranlı zam gereksiniminin sürdüğünü kabul ederken, enflasyon hedefleri nedeniyle 1 Ekim’den itibaren konut tarifelerinde değişiklik yapılmaması bekleniyor. Ancak konut elektriğinde sübvansiyon kapsamını belirleyen yıllık tüketim sınırının 4 bin kilovatsaatten 3 bin kilovatsaate indirilmesi gündemde. Bu da “zam yok” denilen dönemde daha fazla hanenin yüksek tarifeyle karşılaşabileceği anlamına geliyor.
Türkiye’de elektrik tarifeleri üç aylık dönemler halinde, doğalgaz tarifeleri ise aylık olarak gözden geçiriliyor. Elektrikte tarifeyi Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), doğalgazda ise BOTAŞ belirliyor.
1 Ekim’den itibaren geçerli olacak tarifeler için hazırlıklar sürerken, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı politika nedeniyle konutlarda elektrik ve doğalgaza doğrudan zam yapılması beklenmiyor.
Sektör kaynakları, son dakikada bir değişiklik olmaması halinde hem elektrik hem doğalgazda mevcut konut tarifeleriyle yılın son çeyreğine girileceğini belirtiyor.
Zam Yok Ama Sübvansiyon Daralabilir
Konut aboneleri açısından asıl dikkat çeken başlık ise elektrik faturalarındaki sübvansiyon sınırı.
Halen konutlarda yıllık 4 bin kilovatsaat olan son kaynak tedarik tarifesi limitinin 2027 yılı için 3 bin kilovatsaate çekilmesi bekleniyor. Geçen yıl benzer düzenlemenin ekim ayında yapılması nedeniyle yeni kararın da aynı dönemde açıklanabileceği belirtiliyor.
Bu değişiklik, elektrik birim fiyatının kâğıt üzerinde artmaması halinde bile belirli bir tüketimin üzerindeki hanelerin daha yüksek maliyetle karşılaşması anlamına gelecek.
Eski TEDAŞ Genel Müdür Vekili Osman Nuri Doğan, sınırın 3 bin kilovatsaate indirilmesi durumunda aylık yaklaşık 780 TL’ye kadar elektrik faturası bulunan abonelerin sübvansiyon kapsamındaki uygulamadan yararlanmaya devam edebileceğini belirtti.
Fatura Artışı Zam Olmadan Da Gelebilir
Dolayısıyla milyonlarca hanenin karşı karşıya olduğu tablo yalnızca “1 Ekim’de elektrik ve doğalgaza zam gelecek mi?” sorusuyla sınırlı değil.
Tarifenin değiştirilmemesi, enerji maliyetlerinin yurttaş açısından sabit kalacağı anlamına gelmiyor. Sübvansiyon kapsamının daraltılması, özellikle yüksek tüketimli haneler açısından faturayı doğrudan etkileyebilecek bir mekanizma olarak öne çıkıyor.
Kış aylarında doğalgaz tüketiminin yükselmesiyle birlikte enerji faturalarının hane bütçesindeki ağırlığının daha da artması beklenirken, konut tarifelerinin mevcut düzeyde tutulmasının bütçeye etkisi de yakından izlenecek.
Sanayi Ve Santraller İçin Zam İhtimali Masada
Konutlarda mevcut tarifelerin korunması beklenirken, enerji sektöründe sanayi kuruluşları ve elektrik üretim santrallerinin kullandığı doğalgaza ilişkin farklı bir tablo gündemde.
Sektör kaynakları, BOTAŞ’ın doğalgaz alım maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek sanayi ve santral tarifelerinde sınırlı bir artış ihtimalinin konuşulduğunu belirtiyor.
Halen sanayi ve santrallere doğalgazın bin metreküpü 18 bin TL’den satılıyor. Kaynaklar bu fiyatın artırılmasının düşük ihtimal olduğunu belirtse de nihai kararın önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.
Enerjide Maliyet Baskısı Sürüyor
Enerji yönetiminin verdiği mesaj ise dikkat çekici: Elektrik ve doğalgazda yüksek oranlı zam gereksinimi devam ediyor ancak bu maliyetin tarifelere yansıtılması enflasyon hedefleri doğrultusunda sınırlanıyor.
Bu nedenle 1 Ekim’de konut tarifelerinde değişiklik yapılmaması, enerji maliyetlerindeki baskının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Baskı, sübvansiyonun kapsamı ve kamu kaynakları üzerinden taşınırken, özellikle 2027’de tüketim sınırının aşağı çekilmesi halinde “zam yapılmadı” denilen dönemin faturası daha sonra yurttaşın önüne çıkabilir.
Kısacası enerji faturasında şimdilik doğrudan zam görünmüyor; ancak sübvansiyonun sınırı daralıyor. Soğuk hava bastırırken milyonlarca hanenin asıl izlemesi gereken rakam yalnızca tarife değil, o tarifeden kimlerin yararlanabileceği olacak.











