Uluslararası Çalışma Örgütü’nün yayımladığı küresel rapor, uzun çalışma saatleri, iş stresi, mobbing ve iş yerindeki şiddetin yalnızca çalışma koşullarını değil, doğrudan yaşam hakkını tehdit ettiğini ortaya koydu. Rapora göre psikososyal riskler her yıl 840 binden fazla insanın ölümüne neden olurken, küresel ekonomide yarattığı kayıp trilyonlarca dolarlık görünmez bir yıkıma işaret ediyor.
Çalışma Hayatında Sessiz Kriz
28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü kapsamında yayımlanan “Psikososyal Çalışma Ortamı: Küresel Gelişmeler ve Eylem Yolları” başlıklı rapor, modern çalışma yaşamının görünmeyen ama derinleşen krizini gözler önüne serdi. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre, iş yerlerinde maruz kalınan psikososyal riskler artık yalnızca bireysel tükenmişlik meselesi değil; küresel ölçekte bir halk sağlığı sorunu.
Raporda, uzun çalışma saatleri, yoğun iş baskısı, belirsizlik, iş yerinde şiddet ve taciz gibi faktörlerin kardiyovasküler hastalıklar ile zihinsel bozukluklar üzerinden yılda 840 binden fazla ölüme yol açtığı belirtildi. Ayrıca bu koşulların yaklaşık 45 milyon engelliliğe uyarlanmış yaşam yılı (DALY) kaybı yarattığı hesaplandı.
Uzun Mesai Ve Kurumsal Şiddet
ILO verilerine göre dünya genelinde çalışanların yüzde 35’i haftada 48 saatin üzerinde çalışıyor. Bu durum yalnızca fiziksel yorgunluk değil; kronik stres, depresyon ve kalp hastalıkları gibi ağır sonuçlar doğuruyor. Aşırı çalışma, üretkenlik adına meşrulaştırılırken, işçinin bedeni ve zihni sessizce tüketiliyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer veri ise çalışanların yüzde 23’ünün iş yaşamı boyunca en az bir kez şiddet veya tacize maruz kalmış olması. Psikolojik şiddet, yüzde 18 ile en yaygın tür olarak öne çıkıyor. Bu tablo, iş yerlerinde mobbingin hâlâ kurumsal kültürün görünmez ama olağanlaştırılmış bir parçası olduğunu gösteriyor.
Dijitalleşme Yeni Riskler Üretiyor
Rapor, dijitalleşme ve yapay zekâ kullanımının çalışma yaşamını dönüştürdüğünü ancak bu dönüşümün her zaman iyileşme anlamına gelmediğini vurguluyor. Platform ekonomisi, uzaktan çalışma ve hibrit modeller esneklik sağlarken; sınırları belirsizleşen mesai saatleri, sürekli erişilebilir olma baskısı ve dijital denetim yeni psikososyal riskler yaratıyor.
Özellikle algoritmik yönetim modelleri, çalışanı yalnızca performans verisine indirgeyen yeni bir emek rejimi kuruyor. İnsan emeği giderek görünmezleşirken, ruhsal yük daha da ağırlaşıyor. Teknoloji üretkenliği artırırken, insanın tükenmesini de hızlandırabiliyor.
Politika Eksikliği Ve Sistematik Körlük
ILO’nun 2025 araştırmasına göre kurumların yalnızca yüzde 37’si önümüzdeki beş yıl içinde bu alandaki verileri geliştirmeyi planlıyor. Sınır ötesi sosyal diyalog anlaşmalarının ise sadece yüzde 18’i ruh sağlığı ve psikososyal faktörleri kapsıyor. Bu durum, sorunun bilindiğini ancak siyasi ve kurumsal düzeyde yeterince ciddiye alınmadığını gösteriyor.
Raporda çözüm için üç temel alan öne çıkarılıyor: daha güçlü veri üretimi, daha tutarlı düzenlemeler ve iş yeri düzeyinde somut müdahaleler. Özellikle iş yükü yönetimi, rol netliği, güvenli iletişim ortamı ve yönetsel şeffaflık gibi başlıkların kritik olduğu vurgulanıyor.
Emek Sadece Beden Değildir
Sanayi çağının iş cinayetleri çoğu zaman fabrikadaki makinelerle açıklanıyordu; bugün ise ölüm, çoğu zaman masa başında, ekran karşısında, görünmeyen baskılar altında gerçekleşiyor. Kalp krizleri, tükenmişlik sendromları, depresyon ve intiharlar; çağımızın yeni iş cinayetleri olarak karşımızda duruyor.
Psikososyal riskler bireysel dayanıklılık eksikliği değil, sistematik sömürünün çağdaş biçimidir. İşçiden yalnızca zamanı değil, zihni ve ruhu da talep eden bir ekonomik düzen, görünmeyen ama sürekli bir yıkım üretmektedir.
ILO raporu bu nedenle yalnızca bir istatistik değil; modern çalışma hayatının ahlaki bilançosudur. Sorulması gereken soru artık şudur: İnsan çalışmak için mi yaşıyor, yoksa yaşamak hakkı çalışmanın gölgesinde mi kalıyor?
Kaynakça
- Uluslararası Çalışma Örgütü – “Psikososyal Çalışma Ortamı: Küresel Gelişmeler ve Eylem Yolları” Raporu
- ILO: İşyerinde Görünmeyen Ölüm - 22 Nisan 2026
- Çiftçi Üretiyor, Bankalar Hasadı Topluyor - 19 Nisan 2026
- Seçilmişlere Operasyon: Yerel Yönetimlere Müdahale Demokrasiyi Hedef Alıyor - 10 Nisan 2026
















