Kültürel Hegemonya
“Kültür lâfı duyduğum anda tabancamın emniyetini açarım.” Bu söz, yüzeysel yorumuyla, Nazilerin “kültür düşmanlığının” ikrarı sayılmıştır. O kadar basit değil. Sadece Nazizmin değil I. Dünya Savaşı sonrası Alman milliyetçi-muhafazakâr ideolojisinin, “kültür”ü bir millî hayat-memat meselesi sayan zihniyet dünyasının ifadesidir. “Yabancı”, “zararlı” sayılan kültür, nahoş, uygunsuz, mahzurlu filan değil, düpedüz düşmandır. Bu sebepten, zapturapt altında tutulmalı, zor kullanmaktan sakınmadan vaziyet edilmelidir kültüre.
Halay: Toplumsal Birlikteliğin ve Dayanışmanın Sembolü
Halay, Türkiye’nin doğu ve güneydoğu bölgelerinde köklü bir gelenek olarak varlığını sürdüren ve halk dansları içinde özel bir yere sahip olan bir dans türüdür....
Kapital 150 yaşında: Anlatılan bütün insanlığın hikâyesidir
Karl Marx’ın başyapıtı Kapital 150 yaşında… 14 Eylül 1867’de Hamburg’da yayınlanan ilk cildin üzerinden geçen bir buçuk asır boyunca bu eser, kapitalizmin işleyişini anlamanın temel kaynaklarından...
Edebiyat dünyayı kurtarabilir mi?
Edebiyatımızın çok sevilen, üretken yazarlarından Ahmet Ümit, edebiyatın ayna olma ve insan ruhunu tüm yönleriyle ele alma işlevlerine de inerek, edebiyatın ve yazarların dünyayı...
Sallama çay
Sosyal Medya da Çay Kurun satıldığı haberlerinin yaygınlaşması üzerine İsmail Kızıl Doğan gündemi yine yakaladı. Konuyla ilgili ilginç çizgileriyle gerçeği bir başka boyuta taşıyarak görmemizi yine sağlamayı başardı...
Sanat halk için, hayat zaten kısa
Yaklaşık iki yıl önce, siyasi partilerde, derneklerde, kahvehanelerde, evlerde, sokaklarda “Ne olacak bu memleketin hali?”, “Burası Türkiye, ne olursa olsun hiçbir şey değişmez”, “Bu...













