CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin yalnızca ekonomik daralma değil, doğrudan toplumsal yoksullaşma süreci yaşadığını söyledi. Kırşehir’de konuşan Gürer’e göre bugün emekli kirayı ödeyemiyor, çiftçi borçla üretim yapıyor, vatandaş ise market rafındaki ürüne ulaşamıyor. Gürer, mevcut ekonomik modelin tarımdan sanayiye kadar ülkenin tüm üretim yapısını kırılgan hale getirdiğini savundu.
Ekonomik Kriz Toplumun Her Kesimini Vuruyor
Ömer Fethi Gürer, partisinin saha çalışmaları kapsamında bulunduğu Kırşehir’de yaptığı açıklamada, Türkiye’nin “Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik sorunlarından biriyle” karşı karşıya olduğunu söyledi.
Gürer, özellikle emekliler, asgari ücretliler, çiftçiler ve küçük esnafın ciddi geçim krizi yaşadığını belirterek, “Vatandaş cebindeki parayla raftaki ürünü alamıyor” dedi.
Artan hayat pahalılığı nedeniyle temel gıdaya erişimin zorlaştığını ifade eden Gürer, et ve süt ürünlerinin birçok ev için artık ulaşılması güç hale geldiğini savundu. “Tabaklar küçüldü, üç öğün yemek yiyen aileler iki öğüne düştü” diyen Gürer, geniş toplum kesimlerinin açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.
“Dolaylı Bir Kıtlık Yaşanıyor”
Ekonomik krizin yalnızca gelir düşüşüyle sınırlı olmadığını belirten Gürer, Türkiye’de “dolaylı bir kıtlık” ortamının oluştuğunu öne sürdü.
Devletten sosyal yardım alan hane sayısındaki artışın ekonomik tablonun ağırlığını gösterdiğini ifade eden Gürer, yaklaşık 4,5 milyon hanenin sosyal destek mekanizmalarına bağımlı hale geldiğini söyledi.
Muhalefetin uzun süredir dile getirdiği “çalışan yoksulluğu” sorununun artık daha görünür hale geldiğini belirten Gürer, ücret artışlarının yüksek enflasyon karşısında kısa sürede etkisini kaybettiğini savundu.
Tarımda Borç Büyüyor, Üretim Daralıyor
Tarım Ekonomisi açısından da tabloyu değerlendiren Gürer, çiftçinin ağır borç yükü altında üretim yapmaya çalıştığını söyledi.
Gürer’in paylaştığı verilere göre çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına olan borcu 1 trilyon 377 milyar liraya ulaştı. Piyasa borçlarıyla birlikte toplam yükün yaklaşık 1,5 trilyon lirayı bulduğu ifade edildi.
Türkiye’nin birçok temel tarım ürününde dışa bağımlı hale geldiğini belirten Gürer, pamuk, mercimek, ayçiçeği ve hububat gibi stratejik alanlarda ithalatın arttığını söyledi.
“Nüfus artıyor ama çiftçi sayısı artmıyor” diyen Gürer, tarım alanlarının daraldığını ve üretici maliyetlerinin sürdürülemez seviyelere çıktığını kaydetti.
İthal Hayvan Geliyor, Et Fiyatı Düşmüyor
Hayvancılık politikalarını da eleştiren Gürer, canlı hayvan ithalatına rağmen et fiyatlarının gerilemediğini belirtti.
Geçen yıl yüz binlerce hayvan ithal edildiğini hatırlatan Gürer, buna rağmen hem hayvan varlığının artmadığını hem de vatandaşın ucuz ete ulaşamadığını söyledi.
Et ve Süt Kurumu’nun piyasa düzenleyici rolünü yeterince yerine getiremediğini savunan Gürer, kurumların kamusal hizmet anlayışı yerine ticari mantıkla yönetildiğini öne sürdü.
Sanayide Konkordato Alarmı
Ekonomik daralmanın yalnızca tarım sektöründe değil, sanayide de ciddi kırılmalar yarattığını söyleyen Gürer, son bir yılda binlerce fabrikanın konkordato ilan ettiğini ifade etti.
Sanayide yaşanan daralmanın işsizliği artıracağını belirten Gürer, üretim zincirinin tüm halkalarının birbirine bağlı olduğunu vurguladı. Çiftçinin, işçinin ve esnafın aynı ekonomik baskı altında bulunduğunu söyleyen Gürer, “Türkiye vatandaşın boğazının sıkıldığı bir süreçten geçiyor” dedi.
CHP’nin Tarım Vaatleri
Gürer, Cumhuriyet Halk Partisi’nin üretici odaklı yeni bir tarım modeli üzerinde çalıştığını belirterek, gübre ve yem desteği sağlanacağını, taban fiyat uygulamasının yeniden hayata geçirileceğini söyledi.
Ziraat Bankası’nın yeniden üretici destekleyen bir yapıya dönüştürüleceğini ifade eden Gürer, özellikle kadınların ve gençlerin kırsalda üretime katılımını teşvik edecek sosyal destek modellerinin planlandığını kaydetti.
Tartışma Ekonominin Ötesine Geçiyor
Gürer’in açıklamaları, Türkiye’de ekonomik krizin artık yalnızca büyüme rakamları veya enflasyon oranlarıyla değil; doğrudan yaşam kalitesi, gıda erişimi ve üretim kapasitesi üzerinden tartışıldığını bir kez daha ortaya koydu.
Muhalefet, mevcut ekonomik modeli geniş toplum kesimlerini yoksullaştıran bir yapı olarak tanımlarken; iktidar ise enflasyonla mücadele programının zaman içinde sonuç vereceğini savunuyor.
Ancak sahadaki tablo, özellikle dar gelirli kesimler açısından ekonomik baskının her geçen gün daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.
















