Ankara’da haklarını talep etmek için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek isteyen Bağımsız Maden İş üyesi yüzlerce madenci gözaltıyla durduruldu; 14 saatin ardından serbest bırakılan işçiler, yaşananların yalnızca bir “güvenlik” uygulaması değil, emeği bastırmaya dönük açık bir gözdağı olduğunu söyledi. Sendika Genel Başkanı Gökay Çakır, “Bu iş çözülmeden madenciler buradan gitmeyecek” diyerek mücadelenin süreceğini ilan etti.
Ankara’da İşçiye Müdahale
Ücretlerini aylarca alamayan ve çalışma koşullarına karşı seslerini duyurmak isteyen Bağımsız Maden İş üyesi madenciler, Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürümek isterken polis müdahalesiyle karşı karşıya kaldı. Sendikanın aktardığına göre toplam 110 işçi gözaltına alınırken, Genel Başkan Gökay Çakır’ın da aralarında bulunduğu 33 kişi uzun saatler boyunca fiili gözaltı altında tutuldu.
Çakır, Meclis binası ve Bakanlık çevresine ulaştıkları anda fiilen gözaltına alındıklarını belirterek, işçilerin herhangi bir taşkınlık yapmadığını, yalnızca alın terlerinin karşılığını talep ettiğini söyledi. Buna rağmen uygulanan sert müdahalenin, emek talebini bastırmaya dönük siyasi bir refleks olduğunu vurguladı.
Soğukta Bekletilen İşçiler
Gözaltı sürecinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda insani açıdan da ağır ihlaller içerdiği belirtildi. Çakır’ın anlatımına göre işçiler, Enerji Bakanlığı yakınında yaklaşık üç metre genişliğinde taş döşeli dar bir alana götürüldü; bir tarafları duvarla, diğer tarafları ise çok sayıda resmi araçla çevrildi.
Eksi bir dereceyi bulan hava koşullarında battaniye, karton ya da herhangi bir temel ihtiyaç sağlanmadan sabaha kadar bekletilen işçilerin adeta “ölüme terk edildiği” ifade edildi. Araçların egzoz gazı altında geçirilen gece, sendika tarafından yalnızca bir gözaltı değil, açık bir yıldırma politikası olarak tanımlandı.
Hak Arayana Ceza
Sabah saatlerinde yeniden polis müdahalesiyle karşı karşıya kalan işçiler, herhangi bir ifade işlemi yapılmaksızın saatlerce bekletildikten sonra serbest bırakıldı. Ancak sendika yönetimi, asıl sorunun serbest bırakılmak değil, emeğin sistematik biçimde değersizleştirilmesi olduğunu vurguladı.
Gökay Çakır, “Bu işçiler kimin hakkını aldı? Kime zarar verdi? Sadece alın terlerinin karşılığını istediler” diyerek iktidara ve Meclis’teki siyasi partilere çağrıda bulundu. Yerin metrelerce altında çalışan madencilerin, aylarca maaş alamadığı halde susturulmaya çalışıldığını söyleyen Çakır, bunun sosyal adalet değil, sınıfsal baskı olduğunu ifade etti.
Madencilerin Geri Adımı Yok
Bağımsız Maden İş, yaşananların ardından mücadeleyi büyüteceklerini duyurdu. Çakır, “Ne kadar gözaltına alırsanız alın, bu işçinin hakkını almadan biz bir yere gitmeyeceğiz” sözleriyle geri adım atmayacaklarını ilan etti.
Madencilerin talepleri yalnızca ücret değil; insanca çalışma koşulları, güvenceli istihdam ve sendikal hakların tanınması. Türkiye’de emek hareketlerine yönelik baskının son halkası olarak değerlendirilen bu süreç, işçi sınıfının yalnız ekonomik değil, aynı zamanda demokratik hak mücadelesi verdiğini bir kez daha ortaya koydu.
Bugün Ankara’da yaşanan tablo, yalnızca birkaç madencinin gözaltına alınması değil; emeğin kamusal alandan itilmesi, hak aramanın kriminalize edilmesi ve yoksulluğun disiplin aracı haline getirilmesidir. İşçiye reva görülen bu muamele, yalnızca bir sendikal kriz değil, doğrudan bir demokrasi meselesidir.
- Gözaltı Değil Gözdağı - 22 Nisan 2026
- Kartlı Harcama Rekoru Geçim Baskısını Gizlemiyor - 21 Nisan 2026
- Hayat Pahalı Değil, Yaşam Sistematik Olarak Erişilemez Hale Geldi - 19 Nisan 2026
















