back to top
Ana Sayfa Haber İBB Davasında 86. Gün: İmamoğlu’ndan 50 Milyar Liralık Kredi Ve “Sistem” Soruları,...

İBB Davasında 86. Gün: İmamoğlu’ndan 50 Milyar Liralık Kredi Ve “Sistem” Soruları, Duruşma UYAP Arızasıyla Yarıda Kaldı

Silivri’de görülen İBB davasının 86. gününde Ekrem İmamoğlu, eski İBB Genel Sekreter Yardımcısı Turgut Tuncay Önbilgin’e iddianamenin temel iddialarından “sistem”, şirket ödemeleri ve yaklaşık 50 milyar liralık dış kredi üzerinden sorular yöneltti. Önbilgin ise görev yaptığı dönemde herhangi bir hukuka aykırı talimat ya da suç örgütü yapılanmasına rastlamadığını söyledi. Günün ikinci yarısında UYAP sistemine erişilememesi üzerine duruşma yarına ertelendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı İBB davasının ikinci celsesi Silivri’de devam etti. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki yeni duruşma salonunda görülen davanın 86. gününde tutuksuz sanıkların savunmaları ve sorguları sürdü.

Duruşmaya İmamoğlu’nun yanı sıra Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ve bazı tutuklu sanıklar katıldı. Salonda sanık yakınları, avukatlar, gazeteciler ve izleyiciler de yer aldı. Günün sonunda kaynaklar arasında sanık sayısına ilişkin farklılık görüldü: Cumhuriyet ve bazı kaynaklar dosyayı 51’i tutuklu 435 sanık olarak aktarırken, BirGün ve Medyascope 436 sanık üzerinden haberleştirdi.

Duruşma Mehmet Karataş’ın Savunmasıyla Başladı

Duruşmanın ilk sanığı, Kirazlı-Halkalı metro hattı projesindeki ihale süreci nedeniyle yargılanan AKM Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Karataş oldu.

Karataş, 30 yılı aşkın süredir inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini ve kamu projelerinde çalıştığını belirterek, ihalelerde yaklaşık maliyetlerin öngörülmesinin sektör açısından olağan olduğunu savundu. Şirketinin Avrasya Tüneli gibi büyük projelerde görev aldığını belirten Karataş, kendisi ve çocuklarının böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalmasını kabul etmekte zorlandığını söyledi.

Tutuklu İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar ise Karataş’a, ihale sürecinde kendisiyle veya ortaklarıyla gizliliği ihlal edecek herhangi bir temasının olup olmadığını sordu.

Karataş’ın yanıtı net oldu: “Kesinlikle olmadı.”

Karataş ayrıca, devletin kullandığı parametreler üzerinden yaklaşık maliyetlerin yüzde 80-90 oranında öngörülebileceğini söyledi.

“Hem Zarar Ettim Hem Kamu Zararına Uğratmakla Suçlanıyorum”

Karataş’ın ardından oğlu Erdinç Karataş ve Can Karataş savunma yaptı. Kirazlı-Halkalı metro hattı dosyasıyla ilişkilendirilen Erdinç Karataş, AKM isimli şirketin çalışanı olduğunu ve iddianamede adı geçen kişilerden bazılarını tanımadığını belirterek beraatini istedi.

Can Karataş da önceki ifadesini tekrarladı ve suçlamalara ilişkin bilgisinin bulunmadığını söyledi.

Daha sonra reklam şirketi yöneticisi İsmail Oygur savunma yaptı. İBB’nin bisiklet parkı tesisi ve diğer reklam alanlarına ilişkin ihalelerde suçlandığını belirten Oygur, dikkat çeken bir çelişkiye işaret etti:

“Hem zarar ettim hem de ihaleye fesat karıştırıp kamu zararına uğratmakla suçlanıyorum.”

Oygur, ihaleyi kazanamadığını ve buna rağmen kamu zararına neden olmakla suçlandığını belirterek suçlamaları reddetti.

Reklam Panoları Tartışması: “İBB İhale Edemezdi”

Duruşmanın dikkat çeken başlıklarından biri de reklam alanlarına ilişkin savunma oldu.

Medya-reklam şirketi yöneticisi Ömer Gürsoy, iddianamede kamu zararı oluşturduğu ileri sürülen bazı reklam alanlarının uzun yıllardır Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne tahsis edildiğini söyledi.

Gürsoy, yaklaşık 27 yıldır bu reklam mecralarını kullandıklarını ve kullanımın Bakanlıkla yapılan sözleşmeye dayandığını belirtti.

İBB Emlak Dairesi Başkanı Kağan Sürmegöz’ün “Bu alanları İBB olarak ihale edebilir miydik?” sorusuna Gürsoy’un verdiği yanıt ise şöyle oldu:

“İhale edemezsiniz. Çünkü Kültür Bakanlığına verilen alanlardır.”

Gürsoy, 2020’den sonra İBB tarafından ecrimisil uygulandığını ve bu bedelleri ödeyerek Bakanlıkla sözleşmelerini sürdürdüklerini de savundu.

Kamil Timur Delibaş’ın Yakalama Kararı Kaldırıldı

Günün bir başka gelişmesi reklamcı Kamil Timur Delibaş hakkında yaşandı.

Bir önceki gün mahkemenin çağrılarına yanıt vermediği gerekçesiyle hakkında yakalama kararı çıkarılan Delibaş, kararın kendisine ulaşmadığını, durumu medyadan öğrendiğini söyledi. Beş kez arandığının belirtildiğini ancak herhangi bir çağrı almadığını savundu.

Delibaş, 2020 yılında yapılan altı ihaleye verdikleri tekliflerin “muvazaalı teklif” olarak değerlendirildiğini belirterek suçlamaları reddetti. Savunmasının ardından mahkeme hakkındaki yakalama kararını kaldırdı.

Yakalama kararı çıkarılan beş kişiden Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan hakkındaki kararın da yanlışlık nedeniyle kaldırıldığı aktarıldı.

İmamoğlu’nun Soruları Duruşmanın Merkezine Oturdu

Günün asıl dikkat çeken bölümü ise eski İBB Genel Sekreter Yardımcısı Turgut Tuncay Önbilgin’in savunması ve ardından Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı sorgu oldu.

Temmuz 2019 ile Mayıs 2021 arasında İBB’de görev yapan Önbilgin, kendisi hakkında iddianamede yer alan suçlamaların önemli bölümünün görev tarihleri dışında gerçekleştiğini söyledi.

Önbilgin, görev yaptığı dönemde herhangi bir hukuka aykırı talimat, gizli bilgi aktarımı veya bir kişinin ihaleden engellenmesine ilişkin delil bulunmadığını savundu.

Özellikle iddianamenin merkezindeki “sistem” iddiasını reddeden Önbilgin, görev yaptığı dönemde böyle bir yapılanmaya rastlamadığını belirtti.

“Öyle bir sistem olsa ben bir yıl sekiz ay çalışmaz, daha önce ayrılırdım” dedi.

“2019 Öncesinde Tanışıyor Muyduk?”

İmamoğlu, Önbilgin’in savunmasının ardından doğrudan sorular yöneltti.

İlk soru, Önbilgin’in İBB’de göreve geliş sürecine ilişkindi.

İmamoğlu, Mali Hizmetler ve Emlak Daireleri sorumluluğunu üstlenen Önbilgin’e, göreve başlamadan önce birbirlerini tanıyıp tanımadıklarını sordu.

Önbilgin’in yanıtı:

“Ben sizi daha öncesinde hiç tanımıyordum.”

Önbilgin, İmamoğlu ile ilk kez görevlendirme öncesindeki toplantıda görüştüğünü, yaklaşık bir yıl sekiz aylık görev süresi boyunca da üç veya dört kez görüştüklerini söyledi.

Bu yanıt, iddianamede İmamoğlu etrafında tarif edilen hiyerarşik ve örgütsel yapı iddiası bakımından duruşmadaki önemli sorgu başlıklarından biri oldu.

“Ödeme Listesini Getir, Şu Firmayı Önce Öde” Talimatı Verdim Mi?

İmamoğlu’nun ikinci soru başlığı belediyenin ödeme mekanizması oldu.

İmamoğlu, Önbilgin’e görev yaptığı dönemde yüzlerce firmanın ödeme sırasını belirlemek amacıyla kendisinin bir toplantı yapıp yapmadığını sordu.

Soru özetle şuydu:

“Şuradaki yüzlerce firmanın hangisini ödeyecekseniz bir bakalım diye bir toplantımız oldu mu?”

Önbilgin bu soruya da “hayır” yanıtını verdi.

Belediyenin ödeme mekanizmasının önceden oluşturulduğunu belirten Önbilgin, öncelikle vergi ve SGK borçlarının ödendiğini, belirlenen mekanizmanın kişisel talimatlarla değiştirilemeyeceğini söyledi.

Önbilgin, İmamoğlu’ndan bu yönde herhangi bir talimat almadığını açıkça ifade etti.

50 Milyar Liralık Dış Kredi Sorusu

İmamoğlu’nun en dikkat çeken sorularından biri ise iddianamede yaklaşık 50 milyar liralık kamu zararı iddiasına konu edilen dış kredilerle ilgiliydi.

İmamoğlu, söz konusu kredilerin dünyanın önemli finans kuruluşlarından sağlandığını, yüksek denetime tabi olduğunu ve metro hatları ile atık yakma tesisi gibi yatırımlar için kullanıldığını belirterek, bu paraların başka amaçlarla firmalara aktarılmasının mümkün olup olmadığını sordu.

İmamoğlu’nun sorusu şu çerçevedeydi:

“Biz krediyi yurtdışından, dünyanın en önemli finans kuruluşlarından alacağız, yüksek denetime tabi olacağız ve o paraları firmalara boca edeceğiz. Allah aşkına Tuncay Bey, böyle bir şey mümkün müdür?”

Önbilgin ise belirli bir proje için alınan kredilerin proje dışında kullanılmasının söz konusu olmadığını söyledi.

Medyascope/ANKA’nın aktardığına göre Önbilgin, kendi görev döneminde alınan kredilerin metrolara harcandığını belirterek, kullanılan kredilerin yaklaşık 3,1 milyar avro olduğunu ve bu kaynağın metro projelerinde kullanıldığını söyledi.

Burada önemli olan nokta, tarafların aynı ekonomik işlemi farklı çerçevelerden değerlendirmesi: İddianamede kamu zararı iddiasının parçası olarak sunulan kredi kullanımı, Önbilgin’in savunmasında proje finansmanı ve dış denetim mekanizmaları üzerinden anlatıldı.

“Sistem” Sözcüğü Üzerinden Doğrudan Sorgu

İmamoğlu’nun bir diğer sorusu doğrudan iddianamede kullanılan “sistem” kavramına yönelikti.

İmamoğlu, “Sistem diye bir şey üretilmiş” diyerek Önbilgin’e, görev yaptığı dönemde “sistem” şeklinde bir dil veya yapılanmanın olup olmadığını sordu.

Önbilgin’in yanıtı yine aynı yönde oldu:

“Öyle bir sistem olsa bir yıl sekiz ay çalışmaz, daha önce ayrılırdım.”

Önbilgin ayrıca Fatih Keleş’in kendi üzerinde herhangi bir talimat veya imza yetkisinin bulunmadığını, ihale sonucu, şartname, yaklaşık maliyet veya katılımcıların belirlenmesi konusunda Keleş’ten talimat almadığını savundu. MASAK kayıtlarında kendisi yönünden şüpheli para transferi veya olağan dışı malvarlığı artışı bulunmadığını da söyledi.

490 Milyon Liralık Kamu Zararı İddiasına İtiraz

Önbilgin’in savunmasında dikkat çeken bir başka başlık, reklam ve taşınmaz ihaleleriyle ilgili yaklaşık 490 milyon liralık kamu zararı tespitine ilişkin bilirkişi raporuydu.

Önbilgin, söz konusu hesabın hatalı olduğunu savundu. Hesabın kısa süreli tek bir satış fiyatının 10 yıla yayılmasıyla oluşturulan teorik bir hesaplamaya dayandığını söyledi.

Ayrıca İBB’deki ihalelerin birkaç kişinin iradesiyle hazırlanıp sonuçlandırılmasının mümkün olmadığını belirtti.

Bu savunma, davanın önemli tartışmalarından biri olan “kamu zararı” hesabının nasıl oluşturulduğu meselesini yeniden gündeme taşıdı.

Duruşma UYAP Nedeniyle Yarıda Kaldı

Önbilgin’in savunması, sorgusu ve avukatının beyanlarının tamamlanmasının ardından saat 14.30’da duruşmaya ara verildi.

Ancak saat 16.10’da verilen aranın ardından mahkeme salonunda UYAP sistemine erişilemediği duyuruldu. Teknik sorun nedeniyle duruşmaya devam edilemedi.

Bunun üzerine 23 Eylül oturumu sona erdirildi ve davanın ikinci celsesinin 23. günü için yarın devam edilmesine karar verildi.

325 Tutuksuz Sanıktan 247’sinin Savunması Tamamlandı

Davanın ikinci celsesinde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınması sürüyor.

Cumhuriyet’in duruşma takibine göre 325 kişilik tutuksuz sanık listesinden bugüne kadar 247 kişinin savunması tamamlandı. Böylece savunması henüz alınmayan 78 kişi kaldı.

Duruşmanın ekim ayının ilk günlerinde tamamlanmasının beklendiği aktarılıyor.

Davada daha önce 53 tutuklu sanığın tamamının tutukluluk halinin devamını isteyen savcılık mütalaasının ardından mahkeme iki sanığın tahliyesine karar vermiş, İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 51 kişinin tutukluluğunun devamına hükmetmişti.

Silivri’de Bir Gün Daha Geride Kaldı

İBB davasının 86. gününde ortaya çıkan tablo, duruşmanın artık yalnızca sanık savunmalarının sıralandığı bir süreç olmaktan çıktığını gösteriyor. İhale süreçleri, kamu zararı hesapları, dış kredilerin kullanımı, ödeme mekanizmaları ve iddianamede merkezi bir yere oturtulan “sistem” tanımı, sanık sorgularında tek tek tartışılıyor.

Bugünkü duruşmada özellikle dikkat çeken nokta ise İmamoğlu’nun soruları ile Önbilgin’in yanıtları arasındaki kesişimdi. İmamoğlu, iddianamenin “örgüt”, “sistem”, “ödeme listeleri” ve “50 milyar liralık dış kredi” iddialarını doğrudan sorgularken, Önbilgin görev yaptığı dönemde bu iddiaları doğrulayacak bir yapılanmaya rastlamadığını söyledi.

Ancak bunlar, duruşmada sanıkların ve müdafilerin beyanlarıdır; iddianamedeki suçlamaların mahkemece kesinleşmiş bir hüküm olmadığı da gözetilmelidir.

Bugünün son cümlesini ise mahkeme salonundaki hukuki tartışmadan ziyade teknik bir aksaklık belirledi: UYAP’a erişilemedi, duruşma yarına kaldı. İBB davasının 87. günü 24 Eylül’de Silivri’de devam edecek.