Bir bilimsel araştırma, Arktik bölgesinde buzulların erimesinden etkilenen göllerde virüslerin farklı canlılara bulaşabildiğini ortaya koydu. Buna rağmen, Arktik bölgesinde pandemi riski düşük.
Son yirmi yılda yaÅŸanan epidemilerin bir kısmı “viral yayılma”, yani bir virüsün yeni bir taşıyıcıya sürdürülebilir biçimde bulaÅŸması sonucu meydana geldi. Koronavirüs pandemisinin yanı sıra SARS, MERS ve H1N1 salgınları, virüsün hayvanlardan insanlara geçmesi sonucu doÄŸan kamu saÄŸlığı krizlerine birkaç örnek.
Küresel ısınmanın sürdüğü ortamda bilim insanları, iklim değişikliğinin yeni virüsler ve dolayısıyla gelecekte patlak vermesi olası pandemiler üzerinde nasıl bir rol oynadığını anlamaya çalışıyor.
Nature Communications adlı bir bilim dergisinde 2018 yılında yayınlanan bir araÅŸtırma, Arktik bölgesindeki en büyük göl olan Hazan Gölü yakınlarında, küresel ısınmanın buzulların kitlesel biçimde erimesine yol açtığını ortaya koymuÅŸ, bunun da “buzulların erimesi sonucu oluÅŸan sular, çökelti, organik karbon ve atıklarda 10 kat artışa” yol açtığı belirlenmiÅŸti.
19 Ekim tarihinde yayımlanan başka bir bilimsel çalışmanın bulgularına göre ise bilim insanları, viral yayılma olaylarının Arktik bölgesinin yüksek kısımlarında halihazırda gerçekleşmeye başlamış olabileceğini gösterdi. Söz konusu bölge, dünya tarihinde buzulların en hızlı biçimde eridiği bölge olma özelliğini taşıyor.
Gölde kapsamlı araştırma
AraÅŸtırma kapsamında Kanada’daki Ottawa Üniversitesi’nden araÅŸtırmacılar, Kuzey Kutup dairesinin kuzey kısmında bulunan gölde, boÅŸta salınan çökelti örnekleri ve gölün tabanından toprak numunesi topladı. Söz konusu numunelerden DNA ve RNA çıkarsaması yapan araÅŸtırmacılar, gölde ne tür virüs ve virüs taşıyıcıların mevcut olduÄŸu sorusuna yanıt aradı. Daha sonra bu virüsler ve taşıyıcılar için “hayat aÄŸaçları” yaratan bilim insanları, bunların ne tür spesifik genetik özellikler taşıdıklarını belgeledi.
Bu “hayat aÄŸaçları” sayesinde gölün farklı kısımlarından topladıkları numuneler arasında genetik açıdan benzerlikler olup olmadığını belirleyen bilim insanları, bir yayılma olayının gerçekleÅŸip gerçekleÅŸmediÄŸini anlamaya çalıştı.
Buzul erimesinden etkilenen gölden topladıkları numuneler arasında büyük farklar olduğunu tespit eden araştırmacılar, bu çerçevede göldeki viral yayılma riskinin yüksek olduğu sonucuna vardı. Dolayısıyla araştırmanın bulguları, buzul erimesinin gerçekleştiği yerlerde viral yayılmanın, yani bir virüsün farklı organizmalara bulaşması olgusunun meydana gelmesi riskinin mevcut olduğunu ve hatta bunun halihazırda gerçekleşmeye başlamış olabileceğini ortaya koyuyor.
Pandemi riski düşük
AraÅŸtırmayı yürüten bilim insanları, viral yayılma riskinin doÄŸrudan pandemi riskiyle aynı anlama gelmediÄŸine dikkat çekti. AraÅŸtırmacılar, yüksek Arktik bölgesinde pandemi benzeri olguların meydana gelme riskinin, “virüsler ve ‘köprü vektörleri’ eÅŸ zamanlı olarak aynı yerde bulunmadığı için” düşük olduÄŸuna vurgu yaptı. ‘Köprü vektörleri’, yeni virüslerin insanlara bulaÅŸmasına neden olan organizmalara verilen ad.
Öte yandan araştırmacılar, iklim değişikliğinin türleri ve yaşam alanlarını etkilemeyi sürdüreceğini ve bunun sonucunda da viral yayılmaya vesile olabilecek yeni vektörlerin ortaya çıkabileceğine vurgu yaptı. Ancak bu tür bir olayın gerçekleşmekte olduğuna dair henüz bir ibare yok.
Northumbria Üniversitesi’nde çevre mikrobiyolojisi alanında çalışan David Pearce, viral yayılma olaylarının pandemilere yol açması riskinin “gözden kaybolan derecede düşük” olduÄŸunu vurguladı. DW’ye yaptığı deÄŸerlendirmede Pearce, insanları etkileyebilecek bir virüs için ihtiyaç olan biyolojik koÅŸulların Arktik bölgesinde mevcut olmadığını vurguladı. Kutup ekosistemi alanında çalışmalar yürüten Pearce, “Ben derin buzulaltı göllerinden gelen suyu hiç tedirgin olmadan içiyorum çünkü buradaki herhangi bir ÅŸeyin daha önce insan vücudu ile karşılaÅŸmış olması veya bir insan vücudunda yaÅŸama adapte olabilme ihtimali son derece düşük” diye konuÅŸtu.
“İklim deÄŸiÅŸikliÄŸi pandemi riskini artırıyor”
Sydney Üniversitesi’nde evrim biyolojisi ve viroloji alanında çalışan Edward Holmes, “İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin pandemi riskini artırdığına yüzde yüz katılıyorum. Ancak bunun, eriyen buzulların pandemi riski doÄŸurduÄŸu anlamına geldiÄŸini düşünmek saçmalık” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Holmes, “AraÅŸtırma kapsamında bulunan virüslerin hiçbiri, insanlara veya hatta memelilere bulaÅŸabilecek türden deÄŸil. Bunların büyük çoÄŸunluÄŸu, bitki veya mantar virüsleri. Nitekim dünyanın her yerinde alacağınız her numune böyledir” diye konuÅŸtu.
Pearce, pandemilerin Arktik gibi bölgeler yerine nüfusun daha yoğun olduğu bölgelerde ortaya çıkma riskinin çok daha yüksek olduğuna dikkat çekti:
“Pandemiye yol açmaya yatkın virüsler, normalde yüksek biyoçeÅŸitlilik ve insanlarla yakın etkileÅŸim içerisindeki hayvan yoÄŸunluÄŸunun yüksek olduÄŸu yerlerden gelir. YaÅŸanan iklim deÄŸiÅŸikliÄŸine raÄŸmen, bunun Arktik’in yüksek kısımlarında gerçekleÅŸme olasılığı çok düşük. Beni tropikal ve subtropikal bölgeler daha çok endiÅŸelendiriyor.”
















