İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının 13 Ekim’de görülen 97. duruşma gününde, Ağaç AŞ’ye ilişkin suçlamalar, etkin pişmanlık ifadeleri ve bilirkişi raporları savunmaların merkezine yerleşti. Fatih Keleş, Ertan Yıldız’ın anlatımlarını reddederken avukatı Nergiz İnce, önceki duruşmalarda bir sanık hakkında yapılan tutuklama talebinin diğer itirafçıların ifadelerini etkileyebileceğini savundu. Ali Sukas, Aytekin Karaarslan ve Fatih Temür ise ihale işlemlerindeki yetki ve sorumlulukları belgeler üzerinden açıklamaya çalıştı. Savunmaların ortak noktası, tanık anlatımlarının somut mali ve idari kayıtlarla karşılaştırılması talebiydi. Mahkeme ayrıca Ekrem İmamoğlu ve avukatlarına 14–17 Ekim tarihleri arasında dört günlük savunma süresi ayırdı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasının Silivri’de görülen 97. duruşma günü, soruşturma aşamasında alınan ifadelerle mahkeme huzurunda yapılan savunmalar arasındaki farklılıkların ve belediye iştiraklerine ilişkin suçlamaların tartışıldığı bir oturum oldu. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen, 53’ü tutuklu 436 sanıklı davanın ikinci celsesinin 33. gününde, birleştirilen Ağaç AŞ ek iddianamesindeki suçlamalara karşı savunmalar alındı. Sanıklar ve avukatları, ihale süreçlerinde hangi işlemlerin kimlerin yetkisinde olduğunu, suçlamaların hangi ifadelere dayandığını ve bu anlatımları destekleyen belgelerin bulunup bulunmadığını gündeme getirdi.
Günün ilk önemli savunması İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’ten geldi. Keleş, ek iddianamede kendisi hakkında kullanılan Ertan Yıldız beyanlarının yeni olmadığını, ana iddianamede de yer aldığını belirtti. Yıldız’ın 2020 yılında Beylikdüzü’nden bazı firmaların Ağaç AŞ ile çalışması için girişimde bulunduğu ve bu firmalardan komisyon alınmasına yönelik toplantı yapıldığı iddiasını reddetti. Ali Sukas ile tanışıklığının bulunduğunu ancak yakın bir ilişkileri olmadığını söyleyen Keleş, Ağaç AŞ ile çalışan firmaların kimler olduğunu dahi bilmediğini savundu.
Keleş’in üzerinde durduğu çelişkilerden biri, Ertan Yıldız’ın aynı anlatımlarının farklı iddianamelerde nasıl değerlendirildiğiydi. Savunmasına göre Yıldız’ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği 17 Haziran 2025 tarihli ifade, ek iddianamedeki 12 yeni eylemin dayanaklarından biri olarak kullanıldı. Buna karşılık savcılık, söz konusu eylemler bakımından Yıldız hakkında ceza talep etmedi. Keleş, aynı anlatımın kendisine suçlama yöneltilmesinde kullanılırken beyan sahibi bakımından farklı bir hukuki sonuç doğurmasının açıklanması gerektiğini belirtti.
İtirafçı İfadelerinin Verildiği Koşullar Tartışıldı
Fatih Keleş’in avukatı Nergiz İnce, savunmasını etkin pişmanlık ifadelerinin güvenilirliği üzerine kurdu. İnce, 18 Ağustos’ta Muzaffer Beyaz hakkında, mahkeme huzurundaki beyanlarının önceki ifadeleriyle çeliştiği gerekçesiyle tutuklama talep edilmesini hatırlattı. Bu gelişmenin, duruşmada ifade vermeyi bekleyen diğer sanıklar üzerinde etkili olmuş olabileceğini savundu.
İnce’ye göre bazı sanıklar önce soruşturma aşamasındaki ifadelerini doğruladıklarını belirtiyor, ancak mahkemenin ve avukatların soruları karşısında önceki anlatımlarından farklı açıklamalar yapıyordu. Avukat, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren kişilerin ve yakınlarının tutukluluk ve tahliye süreçlerinin de beyanların güvenilirliği değerlendirilirken göz önünde bulundurulmasını istedi. İfadelerin basına yansımasının, daha sonra ifade veren kişilerin anlatımlarını etkileyebileceğini ileri sürdü.
Savunmada ayrıca Fatih Keleş’in belediye bürokratlarına ve iştirak çalışanlarına talimat verdiğini ya da para teslim aldığını gösteren somut bulguların bulunmadığı öne sürüldü. İnce, ticari defterlerin, ödeme tablolarının, banka hareketlerinin, sözleşmelerin, ihale belgelerinin ve ilgili kamu kurumlarının kararlarının incelenmesini talep etti. Bilirkişi raporlarını hazırlayan kişilerin uzmanlıkları ve raporların teknik yeterliliği hakkında da itirazlarını yineledi.
Bu açıklamalar, etkin pişmanlık ifadelerinin hukuken geçersiz olduğunun mahkeme tarafından kabul edildiği anlamına gelmiyor. Ancak savunmanın ortaya koyduğu itirazlar, ifadeler arasındaki farklılıkların ve bunların maddi delillerle desteklenip desteklenmediğinin yargılama sırasında açıklığa kavuşturulması gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor.
Ağaç AŞ İhalelerinde Yetki ve Sorumluluk Tartışması
Günün devamında savunma yapan tutuklu Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas, şirketin bitki alımları ve ihale süreçlerine ilişkin suçlamalara yanıt verdi. Sukas, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3/a ve 3/g maddeleri kapsamındaki istisna hükümlerinin uygulanmasının tek başına usulsüzlük oluşturmayacağını savundu. Bu yöntemlerin hangi koşullarda kullanılabileceğinin, şirketin faaliyet alanı ve ilgili işlemlerin özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesini istedi.
Sukas, 2021 yılındaki Sayıştay denetimlerinde alım yöntemleri konusunda değerlendirmeler yapıldığını, bazı işlemlerde 3/g kapsamındaki yöntemin kullanılmasının bu süreçle bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Bitki üreticilerinin ziyaret edilmesinin ve piyasadaki ürünlerin incelenmesinin şirketin olağan faaliyetlerinden olduğunu belirtti. Alımların belirli firmalara avantaj sağlamak amacıyla yönlendirildiği iddiasını reddederek ihtiyaçların belirlenmesinden sözleşme aşamasına kadar uzanan işlemlerin şirketin kurumsal işleyişi içerisinde yürütüldüğünü söyledi.
Savunmanın önemli bir bölümü, ticari kararlarla suç oluşturan işlemler arasındaki ayrıma ayrıldı. Sukas, alınan bazı ürünlerin zamanında satılamamasının veya stokta kalmasının her durumda suç işlenmiş olduğunu göstermeyeceğini, bunun planlama ve ticari yönetim bakımından ayrıca incelenmesi gerektiğini savundu. Bilirkişi raporlarında kullanılan değerlendirme yöntemlerine itiraz ederek alımların parçalandığı ve rekabetin engellendiği iddialarının her işlem bakımından ayrı ayrı araştırılmasını istedi.
Sukas’ın avukatı Kaptan Yılmaz da Ağaç AŞ’de uygulanan çalışma yöntemlerinin 2019 öncesinde de bulunduğunu belirtti. Böylece savunma, iddianamede suçlamaya konu edilen bazı uygulamaların yeni oluşturulmuş bir düzen mi, yoksa daha önce de kullanılan kurumsal işlemler mi olduğu sorusunu gündeme taşıdı.
Mali İşlemler ve İmza Yetkileri
Ağaç AŞ Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aytekin Karaarslan, savunmasında kendisine yöneltilen ihaleye fesat karıştırma suçlamasını reddetti. Hangi firmanın seçilmesine müdahale ettiğinin, hangi şirketin ihaleye katılmasını engellediğinin veya hangi gizli bilgiyi kime aktardığının somut biçimde ortaya konulmadığını savundu.
Karaarslan, şirketin ödeme süreçlerine ilişkin de ayrıntılar verdi. Tedarikçilere faturanın hemen ardından ödeme yapıldığı yönündeki anlatımlara karşı çıkarak işçilik ağırlıklı ödemelerde ortalama 50–60 günlük, ithal girdilere bağlı ödemelerde 80–90 günlük, ağaç ve fidan alımlarında ise yaklaşık 150 günlük vadeler bulunduğunu söyledi. Şirketin nakit akışında yaşanan aksaklıkların ödeme takvimini etkilediğini belirtti. Bu açıklamalarla savunma, mali işlemlerin olağan ticari koşullarının da incelenmesini istedi.
Günün son bölümünde savunma yapan Ağaç AŞ İhale Birimi Şefi Fatih Temür ise satın alma süreçlerindeki görevinin evrak hazırlama ve uygunluk kontrolüyle sınırlı olduğunu anlattı. İhale yetkilisi veya komisyon üyesi olmadığını, bazı belgelerde imzasının bulunmasının müdür vekilliği görevinden kaynaklandığını söyledi. Temür, gizli tanık Gürgen ile Selim Marangoz’un anlatımlarındaki iddialara karşı çıkarak bitki alımlarının kendi sorumluluk alanında bulunmadığını belirtti.
Temür’ün savunmasında dikkat çeken nokta, imza ile karar yetkisi arasındaki ayrımdı. İhale belgelerinde adının bulunmasının, ilgili alımın kararını kendisinin verdiğini göstermediğini savundu. Bazı işlemlerde adı geçen diğer görevlilerin tutuksuz yargılandığını, kendisinin ise tutuklu bulunduğunu belirterek tahliyesini istedi.
Sağlık durumunu da mahkemeye anlatan Temür, omuriliğinde dokuz platin bulunduğunu ve daha önce ağır bir ameliyat geçirdiğini söyledi. Tutukluluğunun sağlık kontrollerini ve ailesinin ekonomik yaşamını etkilediğini belirterek çocuklarının eğitim süreçlerinde yaşanan güçlükleri aktardı. Böylece tutukluluk tedbirlerinin yalnızca sanıkların özgürlüğüyle değil, ailelerinin geçim ve eğitim koşullarıyla da ilişkili sonuçları duruşma gündemine girdi.
İmamoğlu’nun Savunması Dört Gün Sürecek
Günün bir diğer önemli gelişmesi, mahkemenin Ekrem İmamoğlu ve avukatlarına dört günlük savunma süresi ayırması oldu. Mahkeme başkanının açıkladığı takvime göre savunma 14 Ekim Çarşamba günü başlayacak ve 17 Ekim Cumartesi gününe kadar sürecek. Duruşmaların cuma ve cumartesi günleri de devam etmesi kararlaştırıldı. İkinci celse sonunda yapılması beklenen tutukluluk incelemesi de cumartesi gününe bırakıldı. İmamoğlu’nun savunmasının tamamlanmasının ardından ara kararın açıklanması ve celsenin sona ermesi öngörülüyor.
İmamoğlu’nun dört günlük savunması, ana iddianamede kendisine yöneltilen 143 eylem ve birleştirilen dosyadaki ek suçlamalar bakımından önem taşıyor. Davanın önceki duruşmalarında sanıklar, etkin pişmanlık ifadelerindeki farklılıkları, ihale işlemlerinin hukuki niteliğini ve mali kayıtların değerlendirilmesini gündeme getirmişti. İmamoğlu’nun savunmasında bu başlıklara nasıl yanıt vereceği ve mahkemenin delil taleplerine nasıl yaklaşacağı, yargılamanın bundan sonraki aşamasında izlenecek.
13 Ekim duruşması sonunda tanık ve itirafçı beyanlarının topluca çürütüldüğüne ilişkin bir mahkeme kararı açıklanmış değil. Ancak savunmalar, bu beyanların bazı bölümlerine somut itirazlar yöneltti; kişilerin birbirleriyle ilişkileri, iddia edilen toplantılar, ödeme süreçleri, yetki sınırları ve belgelerdeki imzalar konusunda farklı açıklamalar ortaya konuldu. İddia makamının suçlamaları ile savunmanın karşı görüşleri arasındaki uyuşmazlıklar henüz hükme bağlanmış değil.
Davanın geldiği aşamada, iddianamede anlatılan olayların yalnızca kim tarafından dile getirildiği değil, hangi kayıtlarla doğrulanabildiği de önem kazanıyor. Bir belediye iştirakinde karar yetkisinin kimde bulunduğu, hangi ödemenin hangi sözleşmeye dayandığı ve bir tanığın anlattığı olayın başka delillerle desteklenip desteklenmediği, ceza sorumluluğunun belirlenmesinde birbirinden ayrı sorular oluşturuyor. Peki yüzlerce insanın özgürlüğünün tartışıldığı bu yargılamada, birbirinden farklı anlatımların doğruluğu bütün mali ve idari belgeler incelenmeden nasıl saptanacak?
- NHA / AçıkSilivri, Gamze Altunay, Fatoş Erdoğan, İstanbul Yargılıyor, Gazete Pencere, Cumhuriyet, Evrensel, Medyascope, Diken, ANKA Haber Ajansı.












