back to top
Ana Sayfa Haber DEM Parti’nin Ayak Bastığı Meydanı Sirkeli Suyla Yıkadılar: Kardeşlik Söyleminin Altından Ayrımcılık...

DEM Parti’nin Ayak Bastığı Meydanı Sirkeli Suyla Yıkadılar: Kardeşlik Söyleminin Altından Ayrımcılık Çıktı

Muğla’da Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Fatih Kocabıyık’ın, DEM Parti’nin açıklama yaptığı alanı sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkatması, siyasi ayrımcılığın ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Kocabıyık’ın temizliğin kırk gün sürdürüleceğini açıklaması, farklı siyasi görüşlere duyulan tepkinin ötesinde, bir siyasi partinin bulunduğu alanı kirlenmiş sayan dışlayıcı bir anlayışın ifadesi olarak tartışma yarattı. DEM Partili Meral Danış Beştaş, uygulamaya tepki göstererek asıl temizlenmesi gerekenin ayrımcı ve ırkçı zihniyet olduğunu söyledi. Olay, siyasi rekabetin hangi noktada insanların ve toplulukların varlığını kirletici sayan bir dile dönüştüğü sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Türkiye’de siyaset zaman zaman öyle görüntüler üretiyor ki, söylenen sözlerden çok yapılan hareketler bir zihniyetin bütün ağırlığını ortaya koyuyor. Muğla’da DEM Parti’nin basın açıklaması yaptığı alanın Yeniden Refah Partisi teşkilatı tarafından sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkanması da bunlardan biri oldu. Bir siyasi partinin açıklama yaptığı meydan, başka bir partinin yöneticileri tarafından temizlenmesi gereken bir yer olarak gösterildi. Üstelik bu işlem sıradan bir çevre temizliği olarak değil, kırk gün sürdürüleceği ilan edilen simgesel bir uygulama olarak kamuoyuna sunuldu. Böylece farklı bir siyasi görüşe yönelik tepki, o görüşü temsil eden insanların bulunduğu yeri kirlenmiş sayan bir gösteriye dönüştü.

Yeniden Refah Partisi Muğla İl Başkanı Fatih Kocabıyık, Gazete Pano tarafından aktarılan açıklamasında teşkilatına talimat verdiğini belirterek alanı kırk gün boyunca sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkayacaklarını söyledi. Kocabıyık’ın sözleri, yapılan işlemin yalnızca fiziksel bir temizlik amacı taşımadığını, DEM Parti’nin orada bulunmasına yönelik siyasi bir tepki olarak tasarlandığını gösteriyor. Bir meydanın farklı düşüncelere açık kamusal alan olma niteliği yerine, kimin orada bulunmasının kabul edilebilir olduğuna ilişkin bir ayrımın öne çıkarılması, olayın asıl tartışılması gereken yönünü oluşturuyor.

Sirkeli suyla temizlenmek istenen ne?

Demokratik bir toplumda siyasi partiler birbirlerinin düşüncelerini eleştirebilir, politikalarını reddedebilir, hatta en sert biçimde karşı çıkabilir. Ancak bir siyasi partinin açıklama yaptığı alanın ardından temizlenmesi gerektiğini ilan etmek, düşüncelerin tartışılmasından farklı bir anlam taşıyor. Burada karşı çıkılan yalnızca bir görüş değil; o görüşü dile getiren insanların kamusal alandaki varlığı da simgesel olarak istenmeyen bir şeye dönüştürülüyor. Kirlenme ve arınma çağrışımları taşıyan bu tür uygulamalar, tarih boyunca farklı toplulukları dışlamanın ve aralarına görünmez sınırlar çizmenin araçlarından biri olarak kullanıldı.

Muğla’da yaşanan olayın dikkat çekici yanı da bu simgesel dilde yatıyor. DEM Parti’nin açıklamasından sonra meydanın kırk gün boyunca yıkanacağının söylenmesi, sıradan bir siyasi protestonun ötesine geçen bir dışlama mesajı içeriyor. Uygulamanın doğrudan etnik kimliği hedef alma amacıyla yapılıp yapılmadığına ilişkin ayrıca kanıt bulunmasa da Kürt siyasi hareketiyle ilişkilendirilen bir partiye karşı kullanılan bu dilin ayrımcı çağrışımları görmezden gelinemiyor. Çünkü bir siyasi görüşün eleştirilmesiyle o görüşü savunanların bulunduğu yerin kirlenmiş sayılması arasında, demokratik yaşam bakımından önemli bir sınır bulunuyor.

DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada tam olarak bu sınıra dikkat çekti. Yeniden Refah Partisi yöneticilerinin her fırsatta dile getirdikleri kardeşlik söylemiyle Muğla’daki uygulama arasındaki çelişkiyi sorgulayan Beştaş, siyasi nezaketsizliğin, halkın iradesine saygısızlığın ve antidemokratik kültürün sirkeli suyla temizlenemeyeceğini belirtti. Asıl temizlenmesi gerekenin ayrımcı ve ırkçı zihniyet olduğunu vurgulayan Beştaş, farklı toplumsal kesimlerin bir arada yaşama kültürüne zarar veren anlayışlara karşı çıktı.

<WritingBlock id=”58317″ variant=”document”>### Kardeşlik söylemi ile dışlayıcı siyaset arasındaki mesafe

Türkiye, uzun yıllardır farklı kimliklerin, inançların ve siyasi görüşlerin bir arada yaşama sorununu tartışıyor. Bir tarafta toplumsal barıştan, kardeşlikten ve ortak gelecekten söz edilirken diğer tarafta farklı düşüncelere yönelik dışlayıcı davranışlar, bu sözlerin toplumsal karşılığını zayıflatıyor. Muğla’daki olayın yarattığı tepki de burada anlam kazanıyor. Bir siyasi partinin açıklama yaptığı meydanın ardından simgesel bir temizlik yapılması, yalnızca o partiye yönelik itirazı değil, farklı düşüncelerin aynı kamusal alanı paylaşabilmesine ilişkin anlayışı da tartışmalı hale getiriyor.

Üstelik söz konusu meydanın adı Sınırsızlık Meydanı. Muğla’nın Menteşe ilçesindeki bu meydanda DEM Parti İl Örgütü, 9 Ekim’de Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep eden bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Fatih Kocabıyık ve beraberindeki partililer ise 12 Ekim’de aynı alana gelerek sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkama eylemi yaptı. Bir siyasi talebe karşı çıkmak, onu eleştirmek ve başka bir siyasi görüşü savunmak demokratik siyasetin doğal parçalarıdır. Ancak buna karşılık verilen yanıtın bir temizlik gösterisine dönüştürülmesi, tartışmanın içeriğini geri plana iterek karşı tarafı dışlayan bir simgeselliği öne çıkarıyor.

Meral Danış Beştaş’ın açıklamasında dikkat çektiği kardeşlik söylemi de tam bu noktada sınanıyor. Kardeşlik, yalnızca aynı düşünceyi paylaşanların birbirlerine gösterdikleri yakınlıkla kurulamaz. Farklı düşünenlerin, birbirlerinin varlığını ve haklarını kabul edebilmesiyle anlam kazanır. İnsanların aynı meydanda farklı günlerde konuşabilmesi, birbirlerinin düşüncelerine karşı çıkabilmesi ve buna rağmen aynı toplumun eşit üyeleri olarak yaşamayı sürdürebilmesi, demokratik kültürün en temel koşullarından biridir.

Muğla’da yaşanan olay, Türkiye’de siyasi rekabetin hangi dil ve yöntemlerle yürütüldüğünü yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Bir meydanı sirkeli suyla yıkamak, orada dile getirilen düşünceyi ortadan kaldırmaz; yalnızca o düşünceye karşı nasıl bir tutum alındığını gösterir. Toplumsal barışın konuşulduğu bir dönemde ihtiyaç duyulan ise farklılıkları simgesel olarak temizlemeye çalışmak değil, anlaşmazlıkların demokratik yollarla ifade edilebildiği ortak yaşam alanlarını korumaktır.

Bir meydanı paylaşamayanların bir ülkenin ortak geleceğini nasıl paylaşacağı sorusu, Muğla’daki bu görüntülerin ardından yanıt bekliyor. Çünkü meydanlar, yalnızca aynı düşünenlerin değil, birbirine itiraz edenlerin de eşit haklarla bulunabildiği ölçüde kamusal alan olma niteliğini koruyabilir.


  • NHA / Muğla Yenigün Gazetesi, Muğla Gazetesi, Gazete Pano, Halk TV, SonDakika, Meral Danış Beştaş’ın sosyal medya açıklaması.