Hakları için Ankara’da direnen madencilerin ardından bu kez aileleri ve destek için bekleyen diğer işçiler de gözaltına alındı. İşçilerin hakkını ödemeyenlere karşı sessiz kalan devletin, hakkını isteyenlerin karşısına güvenlik güçleriyle çıkması tepki çekti.
Elazığ Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen ücret ve tazminatları için Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem başlattı. Ancak çözüm bekleyen madenciler, polis müdahalesiyle gözaltına alındı. Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendika yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 82 madenci gözaltına alınırken, gözaltı süresi 24 saat uzatıldı.
Bugün ise müdahalenin boyutu daha da büyüdü. Gözaltındaki madencilerin eşleri ile destek için Akköprü Metro İstasyonu’nda bekleyen diğer işçiler de gözaltına alındı. Böylece haklarını isteyen işçilerin ardından, aileleri de güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşı karşıya kaldı.
Bu kadar da olmaz!
Burada artık yalnızca bir işçi eylemine yönelik polis müdahalesinden söz edilemiyor.
Madenci gözaltında.
Eşi dışarıda bekliyor, o da gözaltına alınıyor.
İnsanın sormadan edemeyeceği soru şu:
İşçinin hakkını ödemeyenlere karşı neden aynı devlet gücü gösterilmiyor da hakkını isteyen işçiye ve ailesine gösteriliyor?
Madenciler yeni bir ayrıcalık istemiyor; alın terlerinin karşılığını, ücretlerini ve tazminatlarını istiyor. Buna karşılık Ankara’da yasak, polis ablukası ve gözaltıyla karşılaşıyorlar.
Devletin görevi, hakkını arayan yurttaşı susturmak değil, hakkın sahibine ulaşmasını sağlamaktır.
Bugün ortaya çıkan tablo, devletin kimin yanında olduğu sorusunu hiç olmadığı kadar görünür hale getiriyor.
İşçi hakkını istediğinde polis var.
Peki işçinin hakkı ödenmediğinde devlet nerede?
Bu kadar da olmaz!














