back to top
Ana Sayfa Haber Süleymancılar Soruşturmasında 100 Milyar TL İddiası

Süleymancılar Soruşturmasında 100 Milyar TL İddiası

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen dini yapılanmanın lideri Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi; 17 ilde düzenlenen operasyonlarda 30 kişi gözaltına alınırken, MASAK incelemelerinde 100 milyar TL’yi aşan para hareketinin mercek altına alındığı bildirildi.

17 İlde Eş Zamanlı Operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması kapsamında İstanbul, Ankara ve Antalya’nın da aralarında bulunduğu 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda yapılanmanın lideri olarak bilinen Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı. Toplam 49 kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu, üç şüphelinin yurt dışında olduğu ve diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğü açıklandı.

Soruşturma kapsamında şüphelilere ait 43 adres ile 33 şirkete ait 80 adres olmak üzere toplam 123 adreste arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi. Savcılık, soruşturmanın dini faaliyetlerin kendisinden ziyade, Kuriş ve çevresindeki kişilerin hiyerarşik bir yapı içerisinde ekonomik çıkar amacıyla suç örgütü oluşturup oluşturmadığı iddiasına odaklandığını bildirdi.

Şüpheliler hakkında “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlamaları yöneltiliyor. Ancak söz konusu iddiaların henüz soruşturma aşamasında olduğu ve kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmadığı özellikle belirtiliyor.

Merceğin Altında Şirketler Ve Para Trafiği

Soruşturmanın kritik ayağını, yapılanmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen şirketlerin mali hareketleri oluşturuyor. Savcılığın aktardığı MASAK değerlendirmelerine göre bazı şirketlerin finansal işlem ve mal alış-satış hacimlerinde 2020 sonrasında dikkat çekici artışlar yaşandı. Aynı dönemde bazı şirketlerin bölündüğü veya devredildiği, yüksek sermayeli yeni şirketler kurulduğu ve yeni şirketlerin farklı kentlerde farklı faaliyet alanlarına yöneldiği belirtildi.

MASAK raporunda ayrıca bazı şirketlerde kaynağının açıklanması gerektiği değerlendirilen yüksek miktarda nakit girişleri bulunduğu, şirketler ve ortakları arasında yüksek tutarlı para transferleri yapıldığı ve ticari kayıtlarla banka hareketleri arasında uyumsuzluklar tespit edildiği öne sürülüyor. Yurt dışındaki şirketlerden gerçekleştirilen döviz transferleri de soruşturmanın mali boyutunda incelenen başlıklar arasında.

Bu tablo, soruşturmanın yalnızca tek tek şirketlerin ticari faaliyetleriyle sınırlı olmadığını; şirketler, ortaklık yapıları, sermaye hareketleri ve yurt dışı para transferleri arasındaki bağlantıların bütünsel biçimde araştırıldığını gösteriyor. Savcılık, söz konusu işlemlerin organize biçimde gerçekleştirilmiş olabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

100 Milyar TL’yi Aşan Hareket İddiası

Soruşturmanın en çarpıcı unsurlarından biri ise MASAK incelemelerine dayandırılan 100 milyar TL’yi aşan para hareketi iddiası. Yapılanmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen kişi ve şirketler üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen bu hareketlerin bir bölümünün çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarılmış olabileceği araştırılıyor.

Ancak burada kritik ayrım, yüksek tutarlı para hareketinin tek başına suç gelirini kanıtlamadığı. Soruşturmanın temel sorusu, söz konusu finansal hareketlerin hangi ekonomik faaliyetlerden kaynaklandığı, ticari kayıtlarla ne ölçüde örtüştüğü ve suçtan elde edildiği ileri sürülen gelirlerle bağlantısının bulunup bulunmadığı. Bu nedenle MASAK tespitleri, adli sürecin sonucundan ziyade soruşturmanın mali dayanaklarını ortaya koyan incelemeler niteliğinde.

Savcılık ayrıca yüksek nakit hareketleri, sermaye artırımları, şirketler arasındaki para transferleri ve mal alış-satış kayıtlarını inceliyor. Bazı işlemlerin sahte faturalandırmayla bağlantılı olabileceği iddiası da soruşturmanın kapsamındaki başlıklardan biri. Şirketler ve bağlantılı malvarlıkları hakkında uygulanan tedbirler ise soruşturmanın ekonomik boyutunu daha da genişletiyor.

Dini Yapıdan Ekonomik Organizasyona

Alihan Kuriş, 2016 yılında Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün ardından kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapılanmanın liderliğini üstlenen isim olarak tanınıyor. Süleyman Hilmi Tunahan’ın adını taşıyan yapı, uzun yıllardır Kur’an kursları, öğrenci yurtları, dernekler ve eğitim faaliyetleri üzerinden Türkiye’de ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde örgütleniyor.

Yapının ekonomik kapasitesi, kamu kurumlarıyla ilişkileri ve eğitim-yurt faaliyetleri geçmiş dönemlerde de kamuoyunda tartışma konusu oldu. Son operasyon ise bu tartışmayı farklı bir zemine taşıyor: Devletin yürüttüğü soruşturma, dini yapılanmanın faaliyetlerinden çok, onun çevresinde şekillendiği ileri sürülen şirketler ağı, sermaye hareketleri ve mali organizasyon üzerine yoğunlaşıyor.

Bu açıdan soruşturmanın seyri yalnızca gözaltıların sayısı veya operasyonun büyüklüğüyle değil, dini-sosyal bir yapının ekonomik ağlarının hukuken nasıl değerlendirileceğiyle de önem taşıyor. Özellikle 100 milyar TL’yi aşan para hareketi iddiasının hangi bölümünün meşru ticari faaliyet, hangi bölümünün ise savcılığın ileri sürdüğü suç ilişkileriyle bağlantılı olduğunun ortaya konulması, soruşturmanın en kritik aşamasını oluşturacak.