Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yarın tüm camilerde okutulacak cuma hutbesinde, doğrudan isim vermese de komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisini hedef alan ifadeler kullanıldı. Hutbede, “kutsalların mizah adı altında alaya alınmasının çocukları değerlerden uzaklaştırdığı” savunulurken, açıklama ifade özgürlüğü, kurumun toplumsal öncelikleri ve kamusal sorumluluğu bakımından yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan “Yaz Kur’an Kursları” başlıklı cuma hutbesinde, modern çağın çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri sıralanırken, “kutsallarımızın mizah adı altında alaya alınması” da bu başlıklar arasında yer aldı. Hutbede, dijital mecraların bilinçsiz kullanımı, tüketim kültürü, bağımlılık, batıl inançlar ve akran zorbalığıyla birlikte mizah da çocukların değerlerden uzaklaşmasına neden olan unsurlar arasında gösterildi.
Hutbenin yayımlanma zamanı ve kullanılan ifadeler, yurtdışından dönüşünde gözaltına alınan ve “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma yürütülen komedyen Deniz Göktaş’a yönelik devam eden tartışmaların ortasında gelmesi nedeniyle dikkat çekti.
İfade Özgürlüğü Yerine Mizah Tartışması
Son günlerde Deniz Göktaş hakkında başlatılan adli süreç, ifade ve sanat özgürlüğü ekseninde yoğun eleştirilere neden olurken, Diyanet’in cuma hutbesinde benzer bir söylemi benimsemesi, devlet kurumlarının eleştirel mizaha yaklaşımı konusunda yeni soru işaretleri doğurdu.
Hutbede çocukların korunmasına vurgu yapılmasına karşın, eleştirilerin odağına mizahın yerleştirilmesi; kamusal kurumların toplumsal sorunlara ilişkin öncelikleri bakımından da tartışılıyor. Hukukçular ve ifade özgürlüğü savunucuları, demokratik toplumlarda mizahın rahatsız edici, eleştirel ve hatta kutsalları sorgulayan yönünün ifade özgürlüğünün koruma alanı içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Toplumsal Sorunlar Karşısındaki Sessizlik Eleştiri Konusu
Diyanet İşleri Başkanlığı, geçmiş yıllarda çocuk istismarı, tarikat ve cemaat yurtlarında yaşanan hak ihlalleri, kadınlara yönelik şiddet, derinleşen yoksulluk, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tartışmalar ve çocukların suç örgütleri ya da radikal yapılar tarafından istismar edilmesine ilişkin süreçlerde yeterince güçlü ve süreklilik taşıyan bir kamusal tutum ortaya koymadığı gerekçesiyle sık sık eleştirilerin hedefi oldu.
Bu nedenle, kurumun toplumsal krizler karşısında sınırlı açıklamalar yaparken bir stand-up gösterisini cuma hutbesinin konusu haline getirmesi, kamuoyunda “önceliklerin ne olduğu” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Eleştiriler, çocukların korunmasının yalnızca kültürel veya dini referanslarla değil; güvenli eğitim ortamları, sosyal adalet, ekonomik eşitsizliklerin azaltılması, istismar vakalarının etkin biçimde soruşturulması ve çocuk haklarının eksiksiz uygulanmasıyla mümkün olabileceğine işaret ediyor.
Tartışma Bir Komedyenden Daha Fazlası
Deniz Göktaş etrafında büyüyen tartışma, artık yalnızca bir komedyenin sahnede kurduğu cümlelerle sınırlı değil. Tartışma, devlet kurumlarının eleştirel mizaha nasıl yaklaştığı, ifade özgürlüğünün sınırlarının nasıl çizildiği ve kamusal otoritenin hangi toplumsal sorunları öncelik haline getirdiği ekseninde daha geniş bir siyasal ve hukuki zemine taşınmış durumda.
Diyanet’in cuma hutbesinde kullandığı dil de bu tartışmanın yeni halkası oldu. Bir yanda çocukların manevi gelişimini koruma iddiası öne çıkarılırken, diğer yanda ifade özgürlüğüne yönelik baskılar, sanatçılar üzerindeki yargısal süreçler ve toplumun gündelik yaşamını doğrudan etkileyen ekonomik ve sosyal krizler karşısındaki sessizlik, kurumun toplumsal rolüne ilişkin eleştirileri daha görünür hale getirdi.
Demokratik toplumlarda dini kurumların ahlaki rehberlik işlevi kadar, evrensel insan hakları, adalet ve toplumsal vicdan konularında da tutarlı bir yaklaşım sergilemesi bekleniyor. Bu nedenle tartışma, yalnızca bir hutbenin içeriğine değil, kamu gücü kullanan kurumların hangi meselelerde ses yükselttiğine ve hangi meselelerde sessiz kaldığına ilişkin daha kapsamlı bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor.









