Gaziantep’te son 13 yılda en az 555 işçinin hayatını kaybetmesi, hızla büyüyen sanayi üretiminin ardındaki emek rejimini ve işçi sağlığı ihlallerini yeniden tartışmaya açarken, sendikal mücadelenin bastırılması ile iş cinayetleri arasındaki bağ dikkat çekiyor.
İş Cinayetleri Sistematik Bir Soruna İşaret Ediyor
İSİG Meclisi verilerine göre, 2013’ten 2026’ya kadar Gaziantep’te en az 555 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Yıllara yayılan bu tablo, işçi ölümlerinin münferit kazalar değil, yapısal bir sorunun sonucu olduğunu ortaya koyuyor.
Rapora göre en fazla ölüm inşaat, tarım, taşımacılık ve tekstil sektörlerinde gerçekleşti. Özellikle tekstil sektörünün kent ekonomisindeki belirleyici rolü, iş cinayetlerinin bu alanda yoğunlaşmasına neden olurken, Gaziantep bu alanda Türkiye’nin en riskli merkezlerinden biri haline gelmiş durumda.
Sanayi Büyüyor, İşçi Güvencesizleşiyor
Türkiye tekstil üretiminin büyük bölümünü karşılayan Gaziantep, aynı zamanda düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve yetersiz iş güvenliği önlemleriyle tanımlanan bir emek rejimine sahip. Kentteki organize sanayi bölgelerinde üretim temposunun korunması adına işçi sağlığı önlemlerinin ikinci plana itildiği yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor.
Raporda, iş kazalarının çoğunun önlenebilir olduğu vurgulanırken, bu nedenle “iş kazası” yerine “iş cinayeti” kavramı kullanılıyor. Bu yaklaşım, yaşanan ölümlerin teknik eksikliklerden çok politik ve ekonomik tercihlerle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Sendikal Mücadele Baskı Altında
BirTek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanması, işçi hakları mücadelesi ile yargı süreçleri arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Türkmen’in, işçi ölümleri ve hak ihlallerine dikkat çeken konuşması nedeniyle tutuklanması, eleştirel sendikal faaliyetlerin sınırlandırıldığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Bu durum, işçi sağlığı mücadelesinin yalnızca işyeri koşullarıyla değil, aynı zamanda ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Rapora göre kentte sendikalaşma oranı son derece düşük ve işçilerin büyük çoğunluğu güvencesiz koşullarda çalışıyor.
Göçmen Ve Çocuk İşçiler En Kırılgan Kesim
Veriler, iş cinayetlerinin özellikle göçmen ve çocuk işçiler açısından daha ağır sonuçlar doğurduğunu ortaya koyuyor. Son 13 yılda hayatını kaybeden işçilerin en az 66’sının göçmen olduğu belirtilirken, çocuk işçi ölümlerinin Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde olduğu ifade ediliyor.
Bu tablo, ucuz ve güvencesiz işgücü politikalarının en kırılgan kesimler üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Özellikle tarım ve tekstil sektörlerinde çocuk ve genç işçilerin yaygınlığı, yapısal bir denetim eksikliğine işaret ediyor.
“Kaza” Değil, Önlenebilir Bir Sonuç
İş cinayetlerinin nedenlerine bakıldığında trafik kazaları, ezilme-göçük ve yüksekten düşmeler ilk sıralarda yer alıyor. Bunun yanı sıra patlamalar, şiddet vakaları ve Covid-19 gibi nedenler de dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu nedenlerin büyük bölümü etkin denetim ve iş güvenliği önlemleriyle önlenebilir nitelikte.
Raporda ayrıca birçok olayın kayıt dışı kaldığı, bazı yaralanmaların “bireysel kaza” olarak gösterildiği ve bu nedenle gerçek tablonun açıklanan verilerin ötesinde olduğu vurgulanıyor.
Üretim Modeli Ve Adalet Sorusu
Gaziantep örneği, yüksek ihracat ve büyüme rakamlarının hangi koşullar altında üretildiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yetersizliği ile sendikal baskıların kesiştiği bu model, ekonomik başarı ile sosyal maliyet arasındaki çelişkiyi derinleştiriyor.
Bu çerçevede iş cinayetleri, yalnızca işyeri ihlalleri değil; aynı zamanda hukuk, denetim ve sosyal politika alanlarının kesişiminde yer alan bir yapısal sorun olarak öne çıkıyor.
- NHY / İSİG Meclisi Gaziantep iş cinayetleri raporu

















