CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesinin ardından toplumsal muhalefet cephesinde yaşanan kırılma büyürken, Halkevleri, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal hakkında sert bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Sarıbal’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın grupla birlikte hareket etmesi “işbirlikçilik” olarak tanımlandı ve örgütün “somut adımlar atacağı” duyuruldu.
Müdahale Sonrası Muhalefet İçinde Yeni Fay Hatları
CHP Genel Merkezi’ne polis eşliğinde girilmesiyle başlayan siyasi kriz, yalnızca iktidar ile muhalefet arasındaki gerilimi değil; muhalefet içindeki saflaşmaları da görünür hale getirdi.
Halkevleri tarafından yapılan açıklamada, yaşananların “CHP içi bir rekabet” olarak değerlendirilemeyeceği özellikle vurgulandı. Açıklamada, sürecin doğrudan “Saray iktidarının toplumsal muhalefeti örgütsüz ve etkisiz bırakma stratejisinin parçası” olduğu ifade edildi.
Bu yaklaşım, son günlerde özellikle sol-sosyalist çevrelerde giderek güçlenen bir değerlendirmeyi yansıtıyor: CHP’ye yönelik yargı ve polis müdahaleleri artık yalnızca bir parti krizinden değil, Türkiye’de demokratik siyaset alanının yeniden dizayn edilme girişiminden söz edildiği bir eşik olarak okunuyor.
Halkevleri’nin açıklaması da tam bu noktada dikkat çekici bir politik sınır çizdi. Açıklamada, böylesi bir süreçte iktidarın müdahalesine dolaylı ya da doğrudan destek veren tutumların “tarafsızlık” değil, açık biçimde “işbirlikçilik” anlamına geldiği savunuldu.
Orhan Sarıbal’a Açık Mesaj
Açıklamanın merkezinde ise Halkevleri Genel Yönetim Kurulu üyesi de olan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal yer aldı.
Halkevleri, Sarıbal’ın polis müdahalesi sırasında Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen grupla birlikte hareket ettiğinin görüldüğünü belirterek, bunun örgütün mücadele ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
Açıklamada kullanılan dil dikkat çekiciydi:
“Saray iktidarının saldırılarının doğrudan ya da dolaylı parçası olmak tartışmasız işbirlikçiliktir; izahı, mazereti, kabul edilebilirliği yoktur.”
Bu ifadeler, Türkiye’de uzun süredir parçalı halde duran muhalif toplumsal kesimlerin artık yalnızca iktidarı değil, muhalefet içindeki pozisyonları da daha sert biçimde tartışmaya başladığını gösteriyor.
Halkevleri ayrıca, örgüt içi süreçlerin işletileceğini ve “somut adımlar” atılacağını duyurdu. Bu açıklama, Sarıbal’ın örgüt içindeki konumuna ilişkin yaptırım ihtimalini de gündeme taşıdı.
“Mesele CHP Değil, Rejim Meselesi”
Halkevleri’nin açıklamasında öne çıkan en önemli vurgu ise yaşanan sürecin bir “rejim krizi” olarak tanımlanması oldu.
Açıklamada, “Mesele ne CHP meselesidir ne de CHP içi rekabet meselesidir” denilerek, yaşananların halk ile iktidar arasındaki siyasal gerilimin yeni bir aşaması olduğu ifade edildi.
Bu yaklaşım, son dönemde özellikle emek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve sol muhalefet içinde giderek daha fazla dile getirilen ortak bir görüşe işaret ediyor: Türkiye’de yaşanan kriz artık yalnızca seçim, liderlik ya da parti yönetimi tartışmalarını aşmış durumda.
Muhalefet çevrelerinde giderek güçlenen değerlendirmeye göre, CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesi, Türkiye’de siyasal alanın yargı ve güvenlik mekanizmaları üzerinden yeniden şekillendirilmesinin sembolik eşiklerinden biri olarak görülüyor.
Bu nedenle Halkevleri’nin açıklaması, yalnızca bir örgüt içi disiplin tartışması değil; toplumsal muhalefetin kendi içindeki saflaşmasının da ilanı niteliği taşıyor.
- TB / Evrensel










