İSİG Meclisi verilerine göre 2025’te en az 2105 işçi çalışırken yaşamını yitirdi; pandemi sonrası en yüksek can kaybı, güvencesiz çalışma, yoksullaştırma ve çocuk işçiliğinin kitleselleştiği bir emek rejimini bir kez daha gözler önüne serdi.
İş Cinayetleri Pandemi Sonrası Zirvede
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin 2025 raporu, Türkiye’de işçi ölümlerinin yapısal ve süreklilik gösteren bir rejim hâline geldiğini ortaya koydu. Yıl boyunca her gün “en az” altı işçi hayatını kaybederken, toplam can kaybı 2105’e ulaştı. İSİG Meclisi, bu tabloyu tekil kazalarla değil; neoliberal politikalar, güvencesiz istihdam, sendikasızlaştırma ve sermaye birikim modeliyle açıklıyor.
Güvencesiz Çalışma Ve Sektörel Yoğunlaşma
İş cinayetlerinin yüzde 56’sı inşaat, tarım ve taşımacılık işkollarında meydana geldi. İnşaatta yüksekten düşme ve göçükler; tarımda kayıt dışılık ve mevsimlik çalışma; taşımacılıkta ise aşırı ve uzun mesailer ölümlerin başlıca nedenleri oldu. Deprem bölgelerinde yürütülen yeniden inşa faaliyetlerinde yalnızca son üç yılda en az 289 inşaat işçisi yaşamını yitirdi.
Çocuk İşçiliği Kitleselleşiyor
Rapora göre 2025’te 94 çocuk işçi hayatını kaybetti; bu, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sayı. İSİG Meclisi, çocuk işçiliğindeki artışı eğitim sisteminin çökertilmesi, yoksullaştırma politikaları ve MESEM uygulamalarıyla ilişkilendiriyor. Çocuk işçiliği artık yalnızca kırsalda değil, OSB’ler ve kent merkezlerinde de yoğunlaşıyor.
Görünmez Ölümler: Kalp Krizi, İntihar, Şiddet
İş cinayetlerinin önemli bir bölümü trafik kazası, kalp krizi, intihar ve şiddet başlığı altında “görünmez” kılınıyor. Rapora göre uzun çalışma saatleri, yoğun stres ve güvencesizlik, özellikle genç işçilerde intihar ve ani ölümleri artırıyor. Meslek hastalıklarına bağlı ölümler ise neredeyse tamamen kayıt dışı bırakılıyor.
Sendikasızlık Ve Göçmen Emeği
2025’te ölen işçilerin yüzde 97’si sendikasızdı. Aynı yıl en az 91 göçmen/mülteci işçi çalışırken yaşamını yitirdi. İSİG Meclisi, bu verilerin işçi denetimi ve örgütlülüğün iş cinayetlerini önlemedeki kritik rolünü bir kez daha gösterdiğini vurguluyor.
“Bu Bir Kaza Değil, Cinayet”
İSİG Meclisi, “iş kazası” yerine “iş cinayeti” kavramını kullanarak sorumluluğun patronlar ve devlet politikalarında olduğunu hatırlatıyor. Raporda, işçi ölümlerinin basit önlemlerle engellenebileceği, ancak maliyet hesabının insan hayatının önüne geçirildiği vurgulanıyor.
Kaynaklar:
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi 2025 Yıllık Raporu; ulusal ve yerel basın taramaları; işçi ve sendika bildirimleri.















