Merkez Bankasının 30 Ekim haftasına ilişkin verileri, yabancı yatırımcıların Türkiye’nin hisse senedi ve devlet tahvili piyasalarında satışlarını sürdürdüğünü ortaya koydu. Devlet İç Borçlanma Senetlerinde 750,4 milyon dolara ulaşan net satış, son yedi ayın en yüksek haftalık düzeyi olarak kaydedildi. Hisse senetlerindeki satış 66,3 milyon dolarda kalırken yabancı yatırımcıların beş haftadır net satıcı konumunda olması dikkat çekti. Gelişme, Türkiye ekonomisinin dış finansmana bağımlılığı, yüksek faiz politikası ve kısa vadeli sermaye hareketlerinin yarattığı kırılganlıkları yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 5 Kasım’da yayımladığı haftalık menkul kıymet istatistikleri, yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarındaki satış eğiliminin ekim ayının son haftasında da devam ettiğini gösterdi. Yurt dışında yerleşik yatırımcılar, 30 Ekim’de sona eren haftada 750,4 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 66,3 milyon dolarlık hisse senedi sattı. Böylece yalnızca bu iki yatırım aracında gerçekleşen toplam net satış 816,7 milyon dolara ulaştı.
Tahvil piyasasında gerçekleşen satış, 3 Nisan 2026 haftasından bu yana kaydedilen en yüksek haftalık düzey oldu. Bir önceki hafta 183,8 milyon dolar olan devlet tahvili satışı, yaklaşık dört katına yükseldi. Hisse senetlerinde ise 23 Ekim haftasında 100 milyon dolar olan net satış, son haftada 66,3 milyon dolara geriledi.
Bu veriler, yabancı yatırımcıların hisse senedi piyasasındaki satışlarını azaltmasına karşılık devlet tahvillerinden çıkışlarını belirgin biçimde hızlandırdığını ortaya koyuyor. Ancak bir haftalık hareket, yabancı sermayenin Türkiye’den kalıcı biçimde çekildiğini veya bütün satış gelirlerinin yurt dışına çıkarıldığını tek başına göstermiyor.
Devlet Tahvillerinde Yedi Ayın En Büyük Satışı
Yabancı yatırımcıların devlet tahvillerindeki net satışları, Türkiye’nin kamu borçlanma piyasası açısından dikkat çekici bir gelişme oluşturdu. Devlet İç Borçlanma Senetleri, Hazine ve Maliye Bakanlığının kamu finansmanı amacıyla ihraç ettiği ve yatırımcılarına belirli koşullarda faiz getirisi sağlayan borçlanma araçlarından oluşuyor.
Bu senetlere yatırım yapan yabancı sermaye, faiz getirisi kadar Türk lirasının döviz karşısındaki değerini, enflasyon beklentilerini ve küresel piyasalardaki alternatif kazanç olanaklarını da dikkate alıyor.
Merkez Bankası verilerine göre yabancıların DİBS portföyünün piyasa değeri, 23 Ekim haftasındaki 16 milyar 555,1 milyon dolardan 30 Ekim haftasında 15 milyar 829,9 milyon dolara geriledi. Böylece yabancı yatırımcıların elinde bulunan devlet tahvillerinin toplam piyasa değeri yaklaşık 725 milyon dolar azaldı.
Net satış tutarı ile portföy değerindeki değişimin aynı olmaması, menkul kıymet fiyatları ve döviz kuru hareketlerinin portföy değerini de etkilemesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla iki rakamın birbirine eşit olması beklenmiyor.
Tahvil piyasasındaki satışların hızlanması, yabancı yatırımcıların Türkiye’nin kamu borçlanma araçlarına yönelik kısa vadeli tercihlerinde bir değişiklik olduğunu gösteriyor. Bunun geçici bir portföy düzenlemesi mi, yoksa daha uzun süreli bir eğilimin başlangıcı mı olduğu, izleyen haftaların verileriyle anlaşılabilecek.
Borsada Beş Haftadır Satış Sürüyor
Yabancı yatırımcıların hisse senedi piyasasındaki net satışları da beşinci haftasına ulaştı. Ekim ayının son haftasında 66,3 milyon dolarlık satış gerçekleşirken yabancıların hisse senedi portföyünün piyasa değeri 31 milyar 569,3 milyon dolardan 31 milyar 323,1 milyon dolara geriledi.
Hisse senetlerindeki net satışın önceki haftaya göre azalması, satış baskısının bu alanda hafiflediğini gösteriyor. Ancak yabancı yatırımcıların henüz net alıcı konumuna dönmediği de verilerden anlaşılıyor.
Devlet tahvilleri ve hisse senetleri dışında, genel yönetim dışındaki sektörlerin ihraç ettiği tahvil ve bonolarda da 62,3 milyon dolarlık net satış gerçekleşti. Böylece üç menkul kıymet grubunda toplam net satış yaklaşık 879 milyon dolara ulaştı.
Bu tutarlar, yabancı yatırımcıların söz konusu haftadaki menkul kıymet işlemlerini gösteriyor. Türkiye’ye gelen veya ülkeden çıkan bütün yabancı sermayeyi kapsamıyor; doğrudan yatırımlar, banka kredileri ve diğer finansal hareketler bu istatistiklerden ayrı değerlendiriliyor.
Yüksek Faiz Politikası Ve Kısa Vadeli Sermaye
Türkiye ekonomisinde son yıllarda uygulanan yüksek faiz politikası, enflasyonla mücadele ve Türk lirasına yönelik talebi artırma hedefleriyle birlikte yürütülüyor. Bu politika, yabancı yatırımcılar açısından Türk lirası cinsinden finansal varlıkların getirisini yükseltirken ülke ekonomisini uluslararası sermaye hareketlerindeki değişimlere de açık tutuyor.
Yabancı yatırımcılar, yüksek faiz getirisi elde edebilecekleri piyasalara yönelirken döviz kuru, enflasyon, siyasi ve hukuki gelişmeler ile küresel faiz koşullarındaki değişimlere göre portföylerini yeniden düzenleyebiliyor.
Türkiye’nin üretim, teknoloji ve uzun vadeli yatırım gereksinimleri ile kısa vadeli finansal sermayenin kazanç beklentileri aynı ekonomik davranışları doğurmuyor. Bir fabrika kurmak veya üretim kapasitesini genişletmek amacıyla gelen sermaye ile devlet tahvili satın alarak faiz getirisi elde etmeyi amaçlayan yatırımcıların ekonomiye etkileri birbirinden farklı.
Devlet tahvillerine yönelik talep azaldığında, Hazine’nin yeni borçlanmalarında oluşacak faiz koşulları önem kazanabiliyor. Ancak ikincil piyasadaki bir haftalık yabancı satışı, kamu borçlanma maliyetinin mutlaka artacağı anlamına gelmiyor. Bunun için tahvil faizleri, yeni ihraçlar, yerli yatırımcı talebi ve genel piyasa koşullarının birlikte incelenmesi gerekiyor.
Merkez Bankası Rezervleri De Geriledi
Aynı haftaya ilişkin açıklanan verilere göre Merkez Bankasının toplam brüt rezervleri yaklaşık 4,1 milyar dolar azalarak 158,1 milyar dolara geriledi. Rezervlerin dört ayın en düşük düzeyine inmesi, yabancı yatırımcıların menkul kıymet satışlarıyla aynı dönemde gerçekleşmesi bakımından dikkat çekti.
Bununla birlikte rezervlerdeki azalışın tamamını yabancıların tahvil ve hisse senedi satışlarına bağlamak doğru değil. Rezervlerin dolar cinsinden değeri, altın fiyatları, döviz pariteleri ve Merkez Bankasının diğer bilanço işlemlerinden de etkileniyor.
Bu nedenle yabancıların menkul kıymet satışlarıyla rezervlerdeki gerileme arasında doğrudan ve aynı tutarda bir para çıkışı bulunduğunu söylemek mümkün değil.
Ekonomik Güven Ve Finansmana Bağımlılık
Yabancı yatırımcıların ekim ayının son haftasındaki işlemleri, Türkiye ekonomisinin uluslararası finansal piyasalara olan bağımlılığını yeniden gündeme taşıdı. Kamu borçlanmasının finansmanında, şirketlerin sermaye piyasalarına erişiminde ve döviz dengelerinin korunmasında yabancı sermaye hareketleri önemli rol oynuyor.
Ancak yabancı sermayenin varlığı ile ekonominin üretim kapasitesinin gelişmesi aynı şey değil. Kısa vadeli finansal yatırımların sağladığı kaynak, kalıcı üretim yatırımlarından farklı olarak faiz, kur ve küresel risk koşullarına bağlı biçimde hızla yön değiştirebiliyor.
Bu hareketlerin ekonomik sonuçları da yalnızca finans piyasalarıyla sınırlı kalmayabiliyor. Kamu borçlanma maliyetlerinde kalıcı bir artış yaşanması durumunda bütçenin faiz giderleri üzerinde baskı oluşabiliyor. Şirketlerin finansmana erişim koşullarının ağırlaşması ise yatırım kararlarını ve istihdamı etkileyebiliyor. Bununla birlikte söz konusu sonuçların 30 Ekim haftasındaki satışlardan doğrudan kaynaklandığını söylemek için henüz yeterli veri bulunmuyor.
Merkez Bankasının son istatistikleri, yabancı yatırımcıların devlet tahvillerinde yedi ayın en büyük haftalık satışını gerçekleştirdiğini, hisse senetlerinde ise beş haftadır net satıcı olduğunu gösteriyor. Bundan sonraki süreçte satışların devam edip etmeyeceği, tahvil faizlerinin nasıl değişeceği ve yabancı yatırımcıların yeniden alıma yönelip yönelmeyeceği önem taşıyacak.
Türkiye ekonomisi açısından daha geniş soru ise varlığını koruyor: Üretim ve uzun vadeli yatırımlarla desteklenen bir finansman yapısı güçlendirilmeden, ekonominin kısa vadeli yabancı sermaye hareketlerine duyarlılığı ne ölçüde azaltılabilecek?
- NHA / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri, Bloomberg HT, Ekonomim, CNBC-e, Dünya, T24, Midas.


















