İktidarın “varlık barışı” düzenlemesini geri çekmek yerine girişim sermayesi yatırım fonlarını da kapsayacak şekilde genişletmesi, Türkiye ekonomisinde üretim yerine kaynağı tartışmalı sermayeye dayalı yeni bir finansal düzenin inşa edildiği eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.
Varlık Barışında Kapsam Genişledi
TBMM’de görüşülen vergi düzenlemelerine ilişkin kanun teklifinde, kamuoyunda yoğun tepki çeken “varlık barışı” uygulaması geri çekilmek yerine daha da genişletildi. AKP’nin son dakika önergesiyle birlikte, yurtdışından getirilecek ve kaynağı beyan edilen servetlerin artık girişim sermayesi yatırım fonları içinde de değerlendirilebilmesinin önü açıldı.
Yeni düzenleme ile birlikte söz konusu varlıklar yalnızca banka hesapları, devlet tahvilleri ya da klasik finans araçlarında değil; daha karmaşık ve çok katmanlı finansal yapılar içinde de değerlendirilebilecek. Muhalefet ise bunun, para hareketlerinin denetlenmesini zorlaştıracağı ve mali şeffaflık açısından ciddi riskler doğuracağı görüşünde.
Muhalefetten “Finansal Geçiş Alanı” Eleştirisi
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, düzenlemenin teknik bir değişiklik gibi sunulamayacağını belirterek iktidarın, “varlık barışı kapsamındaki servetlere yeni finansal geçiş alanları açtığını” söyledi.
Akay’a göre girişim sermayesi yatırım fonları, doğrudan ve şeffaf biçimde takip edilen klasik mevduat sistemlerinden farklı işliyor. Fon katılım modelleri, ortaklık yapıları ve çok katmanlı işlemler nedeniyle sermaye hareketlerinin izlenmesi zorlaşıyor. Bu nedenle düzenleme yalnızca vergi teşviki değil; aynı zamanda denetim mekanizmalarını tartışmalı hale getiren yeni bir ekonomik tercih anlamına geliyor.
Vergi Yükü Yurttaşa, Finansal Kolaylık Sermayeye
Düzenleme, iktidarın son dönemde artırdığı vergi ve harç politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir ekonomik tabloyu da ortaya koyuyor. Yurttaşın alım gücü düşerken, üretim maliyetleri yükselirken ve doğrudan yabancı yatırımlar gerilerken; çözümün yeniden “varlık barışı”, vergi istisnası ve finansal kolaylık mekanizmalarında aranması dikkat çekiyor.
Eleştirilerin merkezinde ise aynı soru yer alıyor: Ekonomik kaynak yaratmanın tek yolu, kaynağı tartışmalı sermayeye yeni alanlar açmak mı?
Uzmanlara göre Türkiye ekonomisinin temel ihtiyacı; kısa vadeli sermaye girişlerini teşvik eden istisna paketleri değil, hukuka güven veren, öngörülebilir, üretim odaklı ve şeffaf bir ekonomik model. Aksi halde “varlık barışı” adı altında yapılan her yeni düzenleme, kayıt dışı servetin sisteme entegrasyonunu kolaylaştıran geçici bir araç olmaktan öteye geçemiyor.
Düzenleme Ne Getiriyor?
TBMM’de görüşülen teklif kapsamında, Türkiye’ye yeni yerleşen ve son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmayan kişiler; yurtdışında elde ettikleri döviz, altın ve çeşitli menkul varlıkları 31 Temmuz 2027’ye kadar Türkiye’ye getirip kayıt altına aldırmaları halinde 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulacak.
Ayrıca bu kişiler için veraset yoluyla gerçekleşen mal intikallerinde uygulanacak vergi oranı da yüzde 1 olarak belirlendi. Düzenleme, kamuoyunda “kara para” ve kaynağı belirsiz servetlerin Türkiye’ye girişini kolaylaştıracağı gerekçesiyle yoğun biçimde eleştiriliyor.















