Eski CHP milletvekili Hüseyin Aygün, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde yaptığı konuşmayı “ibretlik” olarak nitelendirerek, eski genel başkanın iktidara yönelik eleştirilerini tamamen terk edip kendi partisini hedef aldığını savundu. Aygün’e göre Kılıçdaroğlu’nun son açıklamaları, yalnızca parti içi bir hesaplaşmanın değil, aynı zamanda muhalefetin siyasal meşruiyetini tartışmaya açan yeni bir kırılmanın işareti niteliğinde.
CHP İle Hesaplaşan Bir Eski Genel Başkan
CHP’de kurultay tartışmaları ve yargı süreçleri üzerinden yaşanan gerilim sürerken, eski CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı değerlendirmede Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önündeki açıklamalarına sert tepki gösterdi.
Aygün, Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimini hedef alırken kullandığı “topyekûn halk ayaklanması yapanlar” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, parti yönetiminin herhangi bir ayaklanma çağrısı yapmadığını, yalnızca CHP’nin yargı eliyle şekillendirilmeye çalışılan müdahalelere teslim olmayacağını açıkladığını hatırlattı. Aygün’e göre bu tavır demokratik siyaset açısından hem meşru bir hak hem de siyasi bir sorumluluk niteliği taşıyor.
İktidara Sessizlik, Muhalefete Yüklenme Eleştirisi
Aygün’ün değerlendirmesindeki en dikkat çekici başlıklardan biri, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında iktidara ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik hiçbir eleştiri yöneltmemesi oldu.
Eski CHP milletvekiline göre Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve demokratik krizlerinin sorumlusu CHP değil, uzun yıllardır ülkeyi yöneten AKP iktidarı. Kamusal kaynakların kullanımından yolsuzluk iddialarına, iş cinayetlerinden hukuk sistemindeki tartışmalara kadar birçok başlıkta iktidarın hesap vermesi gerektiğini savunan Aygün, buna rağmen Kılıçdaroğlu’nun eleştiri oklarını yalnızca CHP’ye yöneltmesini “akıl tutulması” ve “karşı safa geçme hali” olarak değerlendirdi.
Aygün, Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi “arındırma” söylemini de bu nedenle sorunlu bulduğunu belirterek, kamuoyunda tartışılan yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının asıl muhatabının iktidar çevreleri olduğunu, buna karşın muhalefetin yargı süreçleri üzerinden hedef alınmasının demokratik hukuk devleti açısından ciddi soru işaretleri yarattığını ifade etti.
Yargı Süreçleri Ve Muhalefet Tartışması
Aygün’ün eleştirilerinin bir diğer odağında, Halk TV sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturmalara ilişkin Kılıçdaroğlu’nun sözleri yer aldı.
Kılıçdaroğlu’nun, yurda dönemeyen medya patronlarından söz ederken Mahiroğlu’nun neden Türkiye’ye gelemediğine değinmediğini belirten Aygün, bu durumun siyasi nitelikli olduğu öne sürülen soruşturmalara dolaylı destek anlamına geldiğini savundu. Özellikle itirafçı beyanları üzerinden yürütülen soruşturmaların hukuk güvenliği açısından tartışmalı olduğunu ifade eden Aygün, bu yaklaşımın yalnızca medya temsilcilerini değil, halen yargılanan CHP’li belediye başkanlarını da peşinen suçlu ilan eden bir sonuç doğurduğunu ileri sürdü.
Muhalefet çevrelerinde son dönemde giderek güçlenen değerlendirmeler de benzer bir noktaya işaret ediyor. Kılıçdaroğlu’nun kurultay sonrası başlayan süreçte parti yönetimine karşı izlediği çizginin, parti içi rekabet sınırlarını aşarak muhalefetin bütünlüğünü zedeleyen bir boyuta ulaştığı yönündeki görüşler dikkat çekiyor.
CHP Krizinin Ötesinde Bir Siyasal Kırılma
Hüseyin Aygün, açıklamasının sonunda Kılıçdaroğlu’nun üç yıldır siyasi enerjisini ülkenin temel sorunları yerine CHP içindeki iktidar mücadelesine yönelttiğini savundu. Gençlerin geleceksizlik nedeniyle ülkeyi terk ettiği, emeklilerin ve çalışanların ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde eski CHP liderinin önceliğinin parti yönetimini yeniden ele geçirmek olduğunu öne süren Aygün, bu durumu “utanç verici bir dava” olarak nitelendirdi.
CHP’de kurultay sonrası başlayan liderlik ve meşruiyet tartışmaları, artık yalnızca parti içi bir çekişme olmaktan çıkmış durumda. Tartışma, muhalefetin geleceği, yargının siyasetteki rolü ve Türkiye’de demokratik rekabetin sınırları üzerine daha geniş bir siyasal mücadeleye dönüşmüş görünüyor. Aygün’ün açıklamaları da bu mücadelenin giderek sertleşen dilini ve derinleşen ayrışmasını gözler önüne seriyor.
- TB / Hüseyin Aygün’ün 9 Haziran 2026 tarihli sosyal medya paylaşımı.










