BirGün muhabiri İsmail Arı, eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin hakkında hazırladığı haber öncesinde Şahin’e ulaşarak “cevap hakkınızı kullanmak isterseniz geri dönüş yapın” mesajı gönderdi. Arı’nın paylaştığı iddianameye göre bu mesaj ve arama, “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçlamasına dayanak gösterildi. Gazetecilikte haberin muhatabına görüş sormak temel meslek ilkelerinden biri olarak kabul edilirken, Yargıtay içtihatlarında ise söz konusu suçun oluşması için ısrar ve huzuru bozma kastı aranıyor.
BirGün gazetesi muhabiri gazeteci İsmail Arı, eski Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı ve halen Türk Telekom Genel Müdürü olarak görev yapan Ebubekir Şahin hakkında hazırladığı haber kapsamında Şahin’e gönderdiği mesaj nedeniyle yargılanıyor.
Arı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Şahin’in RTÜK Başkanlığı döneminde kurumda akrabalarının yönetici olarak görevlendirildiğine ilişkin haber yaptığını, haberin yayımlanmasından yaklaşık iki yıl sonra Şahin’in şikâyeti üzerine hakkında “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçlamasıyla dava açıldığını belirtti.
Arı’nın paylaştığı WhatsApp ekran görüntüsünde, 24 Eylül 2024 tarihinde Şahin’e gönderilen mesajda şu ifadeler yer alıyor:
“Sizinle alakalı bir haber hazırlıyorum, cevap hakkınızı kullanmak isterseniz geri dönüş yapın lütfen.”
Arı ayrıca 3 Ekim 2024 tarihli başka bir mesajında RTÜK’le ilgili yeni bir haber hazırladığını belirterek, kurumda akrabalık ilişkilerini konu alan habere ilişkin “Yanıt hakkınızı kullanacaksanız geri dönüş yapın lütfen” ifadelerini kullanıyor.
Gazeteci, bu yazışmaların iddianamede suçun delili olarak değerlendirildiğini savundu.
“Cevap hakkı gazeteciliğin ilk kuralıdır”
Arı, açıklamasında, haber konusu kişiye ulaşarak görüş istemenin gazetecilik faaliyetinin doğal bir parçası olduğunu belirterek, “Cevap hakkı kullandırmak, yani olayı taraflarına sormak gazeteciliğin ilk kuralıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası gazetecilik pratiğinde de haberin muhatabına ulaşılması ve suçlama veya eleştiriler karşısında görüşünün alınması, özellikle kamu yararı taşıyan ve kişiler hakkında olumsuz iddialar içeren haberlerde temel meslek ilkelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Finlandiya Gazeteciler Birliği’nin gazetecilik kuralları, bir kişi veya kurumun faaliyetlerinin açık biçimde olumsuz bir şekilde ele alınacağı haberlerde, haberin konusuna yanıt hakkı tanınmasını öngörüyor. Kurallar, tarafların aynı anda dinlenemediği durumlarda eleştirilen tarafa görüşünü açıklama fırsatı verilmesi gerektiğini belirtiyor.
Benzer biçimde, profesyonel gazetecilik standartlarında haber konusu kişilere ulaşılması ve iddialara yanıt verme fırsatı tanınması, haberin doğrulanması ve adil biçimde sunulmasının bir parçası olarak görülüyor.
Dolayısıyla Arı’nın paylaştığı yazışmada görülen “cevap hakkınızı kullanmak isterseniz geri dönüş yapın” ifadesi, gazetecilik açısından haberin muhatabına ulaşma ve karşı görüş alma çabasını gösteriyor.
Şahin iddiaları reddetmişti
İsmail Arı’nın 2024 yılında yaptığı haberlerde Ebubekir Şahin’in yakınlarının RTÜK’te çeşitli görevlere getirildiğini ileri sürmesi üzerine Şahin iddiaları reddetmişti.
Dönemin RTÜK Başkanı Şahin, Arı’nın kendisini ve farklı kamu kurumlarını arayarak ailesi hakkında bilgi toplamaya çalıştığını savunmuş ve bunun gazetecilik etiğiyle bağdaşıp bağdaşmadığını sormuştu.
Dönemin haberlerinde, Şahin’in RTÜK’te akrabalarının çeşitli görevlere getirildiğine ilişkin iddiaların yanı sıra başka kamu görevlilerinin yakınlarının kurumdaki atamalarına ilişkin iddialar da yer almıştı.
Şahin’in daha sonra Arı ve BirGün’e yönelik hukuki girişimleri de devam etti. 2026 yılında Şahin, kızının Rekabet Kurumu’na istisnai kadroyla alındığına ilişkin haber nedeniyle BirGün, gazetenin yönetim kurulu başkanı İbrahim Aydın ve İsmail Arı hakkında 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı.
“Huzur ve sükununu bozma” suçunda ısrar şartı
Arı hakkında yöneltilen suçlamanın dayandığı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesi, kişilerin huzur ve sükununu bozmak amacıyla ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasını düzenliyor.
Yargıtay’ın geçmiş kararlarında da bu suç bakımından yalnızca bir telefon görüşmesinin veya tek bir temasın yeterli olmadığı yönünde değerlendirmeler bulunuyor.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2016 tarihli bir kararında, sanığın olay tarihinde müştekiyi bir kez aramasının, suçun “ısrar” unsurunu oluşturmadığı gerekçesiyle verilen mahkûmiyet kararını bozdu.
Yargıtay’ın başka kararlarında da suçun oluşması için eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik göstermesi ve kişinin huzur ve sükununu bozma amacıyla gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Bu nedenle Arı’nın paylaştığı iddianamedeki değerlendirme açısından belirleyici olan yalnızca mesajın varlığı değil; mesajların ve aramaların hangi bağlamda gerçekleştirildiği, süreklilik gösterip göstermediği ve amacın haber yapmak mı yoksa kişinin huzurunu bozmak mı olduğunun yargılama sırasında değerlendirilmesi olacak.
Gazetecilik faaliyeti suç deliline dönüşürse
Ortaya çıkan tartışmanın asıl boyutu ise bir gazetecinin haber hazırlarken kullandığı mesleki yöntemin ne ölçüde cezai soruşturmanın konusu yapılabileceği.
Bir gazetecinin hakkında haber hazırladığı kamu görevlisine veya kamuoyunca tanınan kişiye ulaşması, iddiaları aktarması ve “yanıt vermek ister misiniz?” diye sorması, haberin tek taraflı yayımlanmaması için yapılan olağan bir gazetecilik girişimidir.
Bu nedenle Arı’nın paylaştığı yazışmada dikkat çeken nokta, mesajın içeriğinin tehdit, hakaret veya kişisel bir talep değil, doğrudan haber ve cevap hakkı bağlamında kurulmuş olmasıdır.
Üstelik söz konusu yazışmanın tarihleri de bu bağlamı destekliyor: Arı, mesajlarında Şahin’e kişisel bir mesele nedeniyle değil, hazırlamakta olduğu haber hakkında görüş vermesi için ulaştığını açıkça belirtiyor.
Bu durum, gazetecilik açısından ironik bir tablo ortaya çıkarıyor:
Gazeteci, haberin muhatabına ulaşmadığında “neden karşı tarafın görüşünü almadın?” sorusuyla karşılaşabilir; ulaştığında ise bu temasın kendisi suçlamanın deliline dönüşebilir.
Türkiye’de basın özgürlüğü bakımından tartışmanın kritik noktası da tam burada ortaya çıkıyor. Çünkü gazeteciliğin temel yöntemlerinden biri olan sorma, doğrulama ve karşı tarafa yanıt hakkı tanıma, cezai yaptırım tehdidiyle karşılaştığında yalnızca tek bir gazetecinin değil, haber üretme sürecinin tamamının üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilir.
Arı’nın yargılandığı davanın sonucunu ise mahkeme belirleyecek. Ancak dosyada tartışılan WhatsApp mesajının içeriği, en azından gazetecinin kendi açıklaması ve paylaştığı belgeler bakımından, bir haberin muhatabına “cevap vermek ister misiniz?” diye yöneltilmiş açık bir görüş alma çağrısı niteliğinde görünüyor.












