İsrail’de 27 Ekim’de yapılan parlamento seçimleri, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iktidarını sürdürmesini belirsizliğe sürükledi. Oy sayımının ilk sonuçlarına göre Netanyahu’nun aşırı sağcı ve dinî partilerden oluşan ittifakı, hükümet kurmak için gerekli 61 sandalyeye ulaşamıyor. Buna karşılık İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partilerin parlamentodaki ağırlığı belirgin biçimde artıyor. Haaretz ve +972 Magazine’in değerlendirmelerinde öne çıkan soru ise yalnızca Netanyahu’nun gidip gitmeyeceği değil, kendisine karşı birleşen muhalefetin Filistinli yurttaşların siyasi eşitliğini kabul edip etmeyeceği.
Hasan KAYA
İsrail’de 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından Gazze’de yürütülen savaşın, İran’la yaşanan çatışmaların ve Netanyahu hükümetine yönelik toplumsal tepkilerin gölgesinde yapılan seçimlerde hiçbir siyasi blok kesin çoğunluğu elde edemedi. 28 Ekim sabahı oy sandıklarının yaklaşık üçte ikisi sayıldığında Netanyahu’nun Likud Partisi öncülüğündeki sağ ve dinî partiler bloğu 56, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un öncülük ettiği muhalefet bloğu 48, Filistinli partiler ise 16 sandalye düzeyinde görünüyordu. Kesinleşmemiş sonuçlar değişebilecek olsa da 120 üyeli Knesset’te hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye iki büyük blok da tek başına ulaşamıyor.
Seçime katılımın yüzde 77,7’ye yükselmesi, 1999’dan bu yana en yüksek oran olarak kaydedildi. Özellikle Filistinli yurttaşların yaşadığı kentlerde katılımın belirgin biçimde artması, seçimin siyasi dengesini değiştiren gelişmelerden biri oldu. Sandık çıkış anketleri, Ortak Liste ile Ra’am’ın toplam temsilinin önceki parlamentodaki 10 sandalyeden 17–18 sandalyeye kadar çıkabileceğini gösterdi. Ancak oy sayımının ilerleyen aşamalarında bu rakamın değişebileceği belirtiliyor.
Netanyahu’ya Karşı Çoğunluk Var, Ama Ortak Bir Siyaset Yok
İsrail’in sol-liberal gazetesi Haaretz, seçim sonrasındaki değerlendirmesinde Netanyahu karşıtı oyların toplamının, muhalefetin hükümet kurabileceği bir çoğunluğa işaret ettiğini; ancak Filistinli partilerin dışlanmasının bu olanağı ortadan kaldırabileceğini vurguladı. Gazetenin yaklaşımına göre sorun yalnızca parlamentodaki sandalye dağılımı değil, Filistinli yurttaşların oylarının meşru siyasi iradenin bir parçası olarak kabul edilip edilmemesi.
Netanyahu ise seçim gecesi yaptığı açıklamada güçlü bir sağcı hükümet kurulması gerektiğini savundu ve Filistinli partilerin desteğine dayanan bir yönetimi kabul etmeyeceğini söyledi. Eisenkot’un öncülüğündeki muhalefetin bazı bileşenleri de Filistinli partilerle koalisyon kurmaya karşı çıkıyor. Böylece Netanyahu’ya karşı çıkan siyasi güçler, iktidarı değiştirebilecek çoğunluğa ulaşmak için ihtiyaç duyabilecekleri seçmen temsilcileriyle iş birliği konusunda kendi sınırlarına takılıyor.
Filistinli Seçmenlerin Mesajı
İsrailli ve Filistinli gazetecilerin ortak yayın organı +972 Magazine, seçim öncesinde yayımladığı analizlerde Filistinli partilerin yalnızca Netanyahu’yu görevden uzaklaştırmayı değil, siyasal temsil ve yurttaşlık eşitliği konularını da gündeme taşıdığını ortaya koydu. Ortak Liste, işgale ve ayrımcı politikalara karşı daha açık bir siyasi çizgi izlerken, Mansur Abbas’ın liderliğindeki Ra’am, parlamentoda etkili olabilmek için Yahudi partileriyle daha geniş uzlaşmalar kurulmasını savunuyor.
Bu farklılığa rağmen iki siyasi hareketin güçlenmesi, Filistinli seçmenlerin siyasal süreçten bütünüyle uzaklaşmadığını gösteriyor. Özellikle Gazze’deki savaş, Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti, Filistinli yerleşimlerde artan suç oranları ve konut yıkımları, seçim davranışını etkileyen başlıca sorunlar arasında bulunuyor. +972 Magazine’in aktardığına göre Ortak Liste, Yahudi seçmenlere de ulaşmaya çalışarak savaş karşıtı ve eşit yurttaşlık temelinde ortak bir siyasal alan oluşturmayı hedefledi.
Bununla birlikte seçim, İsrail siyasetinin sağa kayışını bütünüyle tersine çevirmiş değil. Netanyahu’nun başlıca rakibi Eisenkot da askerî geçmişi ve güvenlik merkezli yaklaşımıyla tanınıyor. Merkez muhalefetin önemli bölümü, Filistin devletinin tanınması, işgalin sona erdirilmesi ve Gazze politikasının köklü biçimde değiştirilmesi konularında ortak bir program ortaya koymuş değil. Dolayısıyla Netanyahu’nun iktidardan uzaklaşması ihtimali, İsrail’in Filistin politikasında kendiliğinden temel bir değişiklik yaşanacağı anlamına gelmiyor.
Seçimden önce +972 Magazine’de yayımlanan bir başka değerlendirme, Balad yöneticisi Sami Abu Shehadeh’in adaylığının engellenmesine yönelik girişimleri hatırlatarak Filistinli yurttaşların siyasal temsilinin önündeki kurumsal engellere dikkat çekmişti. Bu tartışma, seçim sonuçlarının ötesinde İsrail demokrasisinin kimleri eşit siyasi özne olarak kabul ettiği sorusunu gündemde tutuyor.
İktidar Değişebilir, Peki Siyaset Değişecek mi?
Seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un hükümeti kurma olasılığı en yüksek siyasi lidere görev vermesi bekleniyor. Ancak mevcut dağılım, uzun koalisyon görüşmelerine, azınlık hükümeti arayışlarına veya siyasi uzlaşma sağlanamaması halinde yeni bir seçime yol açabilir. Netanyahu’nun partisi Likud’un en büyük parti olarak kalması da iktidar değişikliğinin henüz kesinleşmediğini gösteriyor.
İsrail seçimlerinin ortaya koyduğu asıl çelişki, Netanyahu karşıtı siyasetin kendi içinde taşıdığı sınırlarla ilgili. Bir yanda aşırı sağcı hükümetin politikalarından uzaklaşmak isteyen geniş bir seçmen kitlesi, diğer yanda bu değişimi mümkün kılabilecek Filistinli partilerin siyasi ortak olarak kabul edilmesine yönelik direnç bulunuyor. Gazze’de yaşanan büyük yıkımın ardından kurulacak herhangi bir hükümetin barış, eşitlik ve demokratik haklar konusunda nasıl davranacağı ise seçim sonuçlarından daha uzun süre etkisini gösterecek.
İsrail’de sandık, Netanyahu’nun yönetimine karşı güçlü bir itirazı görünür kıldı. Ancak bu itirazın gerçek bir demokratik değişime dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek olan yalnızca başbakanlık koltuğuna kimin oturacağı değil, Filistinlilerin siyasi iradesinin ve eşit haklarının yeni düzende hangi karşılığı bulacağı olacak.
- NHA / Haaretz, +972 Magazine, The Times of Israel, Reuters, Associated Press, The Guardian












