Brezilya’da 25 Ekim’de yapılan devlet başkanlığı seçimini Luiz Inácio Lula da Silva karşısında kaybeden aşırı sağcı Flávio Bolsonaro’nun ABD’ye gittiği bildirildi. Reuters’a konuşan Bolsonaro’nun yakın çevresinden bir kaynak, ülkeden ayrıldığını doğruladı. Kara para aklama soruşturması kapsamında pasaportlarına el konulması istenen Bolsonaro’nun bu karara uymaması üzerine belgeleri iptal edildi. Seçim sonucunu tanımayı reddeden Bolsonaro’nun ülkeyi terk etmesi, Brezilya’da siyasal iktidar, yargı ve demokrasi arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı.
Hasan KAYA
Brezilya’da 25 Ekim’de yapılan devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda, İşçi Partisi lideri Luiz Inácio Lula da Silva karşısında yaklaşık 4,4 milyon oy farkıyla yenilgiye uğrayan Flávio Bolsonaro’nun ABD’ye gittiği bildirildi. Reuters haber ajansına konuşan Bolsonaro’nun yakın çevresinden bir kişi, aşırı sağcı siyasetçinin ülkeyi terk ettiğini doğruladı. Böylece seçim yenilgisinin ardından nerede olduğu bilinmeyen Bolsonaro’nun akıbetine ilişkin tartışmalar yeni bir boyut kazandı.
Eski Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu olan Flávio Bolsonaro, seçim sonuçlarını kabul etmeyerek oylamanın iptalini istemişti. Bolsonaro, Yüksek Mahkeme kararıyla oy verme süresinin iki saat uzatılmasını seçim sonuçlarına müdahale olarak nitelendirmiş, ancak bu iddiasını destekleyen bir kanıt ortaya koyamamıştı. Lula’nın milyonlarca oy farkıyla kazandığı seçimin sonucunu Bolsonaro’nun Liberal Partisi daha sonra resmen tanıdı.
Pasaportları İptal Edildi, Polis Yerini Arıyordu
Seçim yenilgisinden bir gün sonra Brezilya Federal Polisi, Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes’in kararı doğrultusunda Flávio Bolsonaro’dan pasaportlarını 24 saat içinde teslim etmesini istedi. Kara para aklama iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında verilen karar, Bolsonaro’nun ülke dışına çıkmasını da yasaklıyordu.
Bolsonaro, hakkındaki suçlamaları reddederek ülkeyi terk etmeyi düşünmediğini ve karara uyacağını açıklamıştı. Ancak belirlenen sürede pasaportlarını teslim etmemesi üzerine belgeler 27 Ekim’de iptal edildi. Federal Polis kaynakları, Bolsonaro’nun olağan sınır geçiş noktalarından ayrıldığına ilişkin kayıt bulunmadığını belirtirken, ABD’ye nasıl ve hangi güzergâhtan ulaştığı henüz açıklığa kavuşmadı.
Washington’un Desteklediği Siyasi Hareket Yenilgiye Uğradı
Flávio Bolsonaro’nun seçim yenilgisi, Brezilya iç siyasetinin ötesinde Washington açısından da önemli bir gelişme oldu. Reuters’ın seçimden bir gün önce yayımladığı araştırma, Trump yönetimindeki bazı ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Bolsonaro ailesini yeniden iktidara taşımak amacıyla diplomatik ve ekonomik girişimlerde bulunduğunu ortaya koymuştu. Araştırmaya göre başlangıçta eski Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’nun dönüşünü hedefleyen girişimler, onun darbe planlaması nedeniyle mahkûm edilmesinin ardından oğlu Flávio’nun adaylığına yöneldi.
ABD Başkanı Donald Trump da Lula’nın seçim zaferinin ardından herhangi bir kanıt sunmadan seçim sonuçlarının şaibeli olduğunu ileri sürdü. Ancak Brezilya seçim makamlarının açıkladığı sonuçlar Lula’nın zaferini ortaya koyarken, Bolsonaro’nun kendi partisi de yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldı.
Brezilya’da 2022 seçimlerini kaybeden Jair Bolsonaro da Lula’nın göreve başlamasından önce ABD’ye gitmiş, daha sonra ülkesine dönmüştü. Eski Cumhurbaşkanı, seçim sonucunu tersine çevirmeye yönelik darbe girişimi nedeniyle 2025 yılında 27 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Şimdi oğlu Flávio’nun da seçim yenilgisinin ardından ABD’ye gitmesi, Bolsonaro ailesinin siyasal yenilgiler karşısındaki tutumunu yeniden tartışmaya açtı.
Brezilya’da seçmenler sandıkta kararını verdi. Ancak seçim sonucunu kabul etmeyen bir siyasetçinin, hakkında yürütülen soruşturma ve yurt dışına çıkış yasağına rağmen ülkeyi terk etmesi, yalnızca bireysel bir kaçış öyküsü değil. Demokratik meşruiyeti seçim kazanıldığında kabul edip kaybedildiğinde tartışmaya açan bir siyaset anlayışının, hukuk karşısındaki sorumluluğuyla yüzleşmek yerine başka ülkelerde güvence aramasının da çarpıcı bir örneği.
- NHA / Reuters, Associated Press, The Guardian, Financial Times, UOL












