back to top
Ana Sayfa Haber Bursa’da Kadın İşçiye Fazla Mesai Baskısı: Patron ve Oğluna Tehdit Suçlaması

Bursa’da Kadın İşçiye Fazla Mesai Baskısı: Patron ve Oğluna Tehdit Suçlaması

Bursa’nın Kestel ilçesinde faaliyet gösteren Taymes Tekstil’de çalışan bir kadın işçi, fazla mesaiye kalmayı reddettiği için işveren ve oğlunun tehdit, hakaret ve fiziksel saldırısına uğradığını ileri sürerek şikâyetçi oldu. BİRTEK-SEN’in kamuoyuyla paylaştığı olayda, işçinin sendika üyeliğinin de hedef alındığı, kendisine gönüllü olarak işten ayrıldığına ilişkin belge imzalatılmak istendiği belirtildi. Kadın işçinin karakolda verdiği ifade, çalışma yaşamında işveren otoritesinin hangi noktada baskı ve tehdide dönüşebildiğini ortaya koyan ciddi iddialar içeriyor.

Bursa Kestel Organize Sanayi Bölgesi’nde konfeksiyon ve hazır giyim üretimi yapan Taymes Tekstil’de çalışan bir kadın işçi, 26 Ekim 2026’da fazla mesaiye kalmak istemediği için işveren Taner Çelik ve oğlu Doğukan Çelik tarafından tehdit ve hakarete uğradığını belirterek jandarmaya başvurdu. BİRTEK-SEN’in paylaştığı müşteki ifade tutanağına göre yaklaşık dört yıldır aynı fabrikada çalışan işçi, mesai bitimine yakın hazırlanan fazla mesai listesine adının yazılması üzerine çalışmaya devam etmek istemediğini bildirdi.

İşçinin anlatımına göre bölüm şefi tarafından muhasebe birimine götürüldü. Burada işverenin oğlu Caner Çelik, neden fazla mesaiye kalmadığını ve bunun sendika üyeliğiyle ilgisi olup olmadığını sordu. İşçi, fazla mesaiye kalmak istemediğini, normal çalışma saatlerini tamamladığını ve yorgun olduğunu söyledi. Tutanakta Caner Çelik’in tehdit veya hakarette bulunmadığı özellikle belirtilirken, işveren Taner Çelik’in odaya girmesiyle tartışmanın büyüdüğü aktarıldı.

“Parmaklarını Kırarım, Seni Duvardan Duvara Vururum”

Kadın işçinin jandarmaya verdiği ifadede, Taner Çelik’in kendisine hakaret ederek işten ayrılmasını istediği, ardından “Senin parmaklarını kırarım, o ellerini benim karşımda indir, yoksa seni duvardan duvara vururum” sözleriyle tehdit ettiği öne sürüldü. İşçi, bu sırada odaya giren Doğukan Çelik’in yüzüne yaklaşarak bağırdığını, kendisini korkutmaya çalıştığını anlattı.

İfadesinde işveren ve oğluna karşılık vermediğini belirten kadın işçi, daha sonra kendi isteğiyle işten ayrıldığına ilişkin bir belge imzalamasının istendiğini, bunu reddettiğini ve fabrikadan çıkarıldığını söyledi. İşçi, Taner Çelik ve Doğukan Çelik’ten tehdit ve hakaret nedeniyle şikâyetçi oldu.

BİRTEK-SEN ise açıklamasında kadın işçinin yalnızca fazla mesaiye kalmayı reddettiği için değil, sendikaya üye olduğu ve çalışma arkadaşlarını hakları konusunda bilgilendirdiği için de hedef alındığını savundu. Sendika, işçinin fiziksel saldırıya uğradığını belirterek darp ve sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi iddialarıyla da suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı. Paylaşılan müşteki ifade tutanağında tehdit ve hakaret iddiaları ayrıntılı biçimde yer alırken, fiziksel saldırının nasıl gerçekleştiğine ilişkin ayrıntılar bulunmuyor.

İşyerinde Hak Aramak Neden Bir Çatışmaya Dönüşüyor?

Türkiye’de fazla mesai, işçinin sınırsız biçimde çalıştırılabileceği bir yükümlülük değil. İş Kanunu ve ilgili düzenlemeler, fazla çalışma için işçinin onayını ve çalışma süresine ilişkin yasal sınırlara uyulmasını öngörüyor. Sendikaya üye olmak ve sendikal faaliyette bulunmak da anayasal güvence altında. Buna rağmen işçilerin işlerini kaybetme korkusuyla fazla mesaiye, ağır çalışma koşullarına ve sendikasız çalışmaya zorlandıkları yönündeki şikâyetler, özellikle emek yoğun sektörlerde gündeme gelmeye devam ediyor.

Bursa’daki olayda dikkat çeken nokta, bir kadın işçinin çalışma süresi üzerindeki yasal hakkını kullanma isteğinin, iddiaya göre işverenin doğrudan müdahalesiyle karşılaşması. İşverenin ekonomik gücü ile işçinin geçimini sürdürme zorunluluğu arasındaki eşitsizlik, işyerindeki her anlaşmazlığın aynı koşullarda yaşanmadığını gösteriyor. Sendika üyeliğinin sorgulanması ve işçiye kendi isteğiyle ayrıldığına ilişkin belge imzalatılmak istendiği iddiası ise olayın yalnızca fazla mesai anlaşmazlığından ibaret olmadığını düşündürüyor.

BİRTEK-SEN, kadın işçinin haklarını savunacaklarını belirterek Bursa’daki tekstil işçilerini ve emek örgütlerini dayanışmaya çağırdı. İşveren Taner Çelik ve Doğukan Çelik hakkındaki suçlamalar henüz yargı kararıyla kesinleşmiş değil. Paylaşılan belgelerde işveren tarafının açıklaması da yer almıyor.

Bir işçinin fazla mesaiye kalmayı reddetmesi, işverenin tehdit ve baskısıyla karşılaşmasının gerekçesi olamaz. Bursa’da yaşanan olayın soruşturulması, yalnızca bir kadın işçinin şikâyetinin sonucunu değil, çalışma yaşamında yasal hakların işverenin ekonomik gücü karşısında ne ölçüde korunabildiğini de gösterecek.


  • NHA / BİRTEK-SEN’in 27 Ekim 2026 tarihli açıklaması, 26 Ekim 2026 tarihli müşteki ifade tutanağı