BirGün muhabiri İsmail Arı, mart ayında 75 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmişti. Eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine başlatılan yeni soruşturma kapsamında yeniden tutuklanan Arı, ifade vermek için emniyete kendi isteğiyle gitmesine rağmen hakkında kaçma şüphesi gerekçesiyle tutuklama kararı verilmesine tepki gösterdi. Aynı gazetecinin aynı yıl içerisinde iki kez tutuklanması, gazetecilik faaliyetleriyle bağlantılı soruşturmalarda tutuklama tedbirinin uygulanışını yeniden gündeme taşıdı.
BirGün muhabiri İsmail Arı, 2026 yılı içerisinde ikinci kez “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanarak Ankara Sincan Cezaevi’ne gönderildi. İlk olarak 21 Mart’ta Tokat’ta gözaltına alınan ve 22 Mart’ta tutuklanan Arı, 75 gün cezaevinde kaldıktan sonra 5 Haziran’da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından herhangi bir adli kontrol uygulanmadan tahliye edilmişti. Gazetecinin özgürlüğüne kavuşmasından yaklaşık dört buçuk ay sonra aynı suçlama kapsamında yeniden tutuklanması, iki ayrı soruşturmanın hukuki gerekçelerini ve tutuklama kararlarının ölçülülüğünü tartışmaya açtı.
İkinci tutuklama süreci, eski Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmayla gelişti. Arı, 20 Ekim’de ifade vermek üzere çağrıldığı Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne avukatıyla birlikte kendi isteğiyle gitti. Burada gözaltına alınan gazeteci, ertesi gün sevk edildiği Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından kaçma ve delilleri karartma ihtimalleri gerekçe gösterilerek tutuklandı. Arı’nın çağrıya uyarak emniyete gitmesi, tutuklama kararındaki kaçma şüphesinin hangi somut olgulara dayandırıldığı sorusunu gündeme getirdi.
Cezaevinden Mesaj: “Memleketimden Kaçmam”
İkinci kez tutuklanmasının ardından cezaevinden mesaj gönderen Arı, aynı yıl içinde aynı adliyede aynı suç iddiasıyla yeniden tutuklandığını belirterek karara tepki gösterdi. Gazeteci, mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Aynı yıl, aynı adliyede, aynı suç iddiası ile ikinci kez tutuklanarak cezaevine atıldım. Tutuklandığım gün Dünya Gazeteciler Günü’ydü.
Yine yatarı olmayan bir suç iddiası ile cezaevindeyim. Emniyete kendi ayağımla gitmeme rağmen hâkim, beni kaçma şüphesi var diye tutuklamış.
Ben bu memleketi de halkımızı da çok seviyorum. Bu yüzden de memleketimden kaçmam. Gazeteciliği savunmaya devam edeceğim.
Sevgiler, İsmail.”
Kamu kurumları ve yöneticileri hakkındaki haberleriyle tanınan Arı’nın yeniden tutuklanması, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle karşılaştıkları yargısal süreçlerin basın özgürlüğü üzerindeki etkisini de gündeme getiriyor. Kamu yöneticileri hakkındaki iddiaların araştırılması ve haberleştirilmesi, toplumun bilgi edinme ve kamu kaynaklarının kullanımını denetleme hakkının önemli bir parçasını oluşturuyor. Gazetecilere yöneltilen suçlamaların yargı tarafından incelenmesi mümkün olmakla birlikte, tutuklamanın cezalandırma aracı değil, somut gerekçelere dayanması gereken istisnai bir koruma tedbiri olması gerekiyor.
İsmail Arı hakkında yürütülen iki ayrı soruşturmanın sonuçları henüz kesinleşmiş değil. Ancak mart ayında 75 gün tutuklu kaldıktan sonra adli kontrol uygulanmadan tahliye edilen gazetecinin, ekim ayında ifade vermeye kendiliğinden gitmesine rağmen yeniden tutuklanması, hukuki gerekçelerin kamuoyu önünde açıklığa kavuşturulmasını gerekli kılıyor. Bir gazetecinin yargılanabilmesi için özgürlüğünden yoksun bırakılmasını zorunlu kılan koşulların neler olduğu, Arı hakkında verilen iki tutuklama kararının da merkezindeki soru olmayı sürdürüyor.
🔵 NHA / BirGün, bianet, Evrensel, T24












