Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, NATO Zirvesi öncesinde Financial Times’ta yayımlanan makalesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yalnızca Türkiye’deki demokratik rekabeti tasfiye etmeye çalışmadığını, aynı zamanda NATO’nun güvenlik mimarisini de riske atan bir yönetim modeli inşa ettiğini savundu. Özel, Erdoğan’ın “kendi sadık muhalefetini yaratmaya çalıştığını” belirterek uluslararası kamuoyuna, Türkiye’deki demokrasi krizini jeopolitik dengeler uğruna görmezden gelmeme çağrısında bulundu.
Muhalefete Müdahalenin Uluslararası Boyutunu Gündeme Taşıdı
Financial Times için kaleme aldığı “Erdoğan’ın Demokrasiye Saldırısı, Türkiye’nin Müttefikleri İçin De Tehdit” başlıklı yazısında Özgür Özel, Türkiye’de yaşanan demokratik gerilemenin yalnızca ülkenin iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. NATO Zirvesi öncesinde yayımlanan makale, Türkiye’deki hukuk devleti, siyasal rekabet ve temel haklara ilişkin tartışmaları uluslararası güvenlik perspektifiyle ele alması bakımından dikkat çekti.
Özel, Erdoğan yönetiminin protestocuları, gazetecileri, akademisyenleri ve avukatları hedef alan uygulamalarının demokratik meşruiyeti zayıflattığını belirtirken, Türkiye’nin stratejik öneminin bu tabloyu görünmez kılamayacağını vurguladı. Yazıda, ekonomik kriz, yüksek enflasyon, artan yoksulluk ve cezaevlerindeki yoğunluğun da siyasal baskının toplumsal yansımaları arasında yer aldığı ifade edildi.
“Sadık Muhalefet” İddiası Ve Yargı Müdahalesi Vurgusu
Makalenin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Erdoğan’ın “kendi sadık muhalefetini yaratmaya çalıştığı” yönündeki değerlendirme oldu. Özel’e göre iktidarın hedefi, seçimlerin sürdüğü ancak gerçek siyasi rekabetin ortadan kaldırıldığı kontrollü bir siyasal düzen oluşturmak.
Bu çerçevede Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ve CHP kurultayına ilişkin yargı kararına dikkat çeken Özel, mahkeme kararıyla genel başkanlık görevinden uzaklaştırıldığını, yerine Erdoğan karşısında geçmişte birçok seçim kaybetmiş eski genel başkanın getirildiğini belirtti. Bu gelişmelerin münferit hukuki süreçler değil, muhalefetin siyasal kapasitesini sınırlandırmaya yönelik bütüncül bir stratejinin parçaları olduğu görüşünü dile getirdi.
Batıya “İstikrar” Uyarısı
Özel, Batılı müttefiklere yönelik mesajında ise otoriterleşmenin “istikrar” olarak okunmasının ciddi bir stratejik hata olacağını savundu. Demokratik meşruiyetini yitiren bir Türkiye’nin öngörülebilir ve güvenilir bir NATO müttefiki olamayacağını ifade eden Özel, dış politikanın kurumsal devlet aklı yerine iktidarın siyasi bekasına göre şekillenmesinin bölgesel güvenlik açısından da risk oluşturacağını kaydetti.
Makalede ayrıca demokratik değişimin dış müdahaleyle değil, Türkiye toplumunun iradesiyle gerçekleşeceği vurgulanırken, uluslararası toplumdan beklenenin herhangi bir siyasi aktöre destek vermek değil; hukukun üstünlüğü, demokratik rekabet ve temel haklar konusundaki ilkesel tutumunu koruması olduğu ifade edildi.
Özel’in Financial Times’ta yayımlanan yazısı, NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’deki demokrasi tartışmasını uluslararası gündeme taşıması bakımından dikkat çekerken, aynı zamanda Erdoğan yönetimine yönelik eleştirileri ilk kez doğrudan Batı’nın güvenlik ve dış politika perspektifi üzerinden temellendirmesi açısından da yeni bir siyasal söylem olarak değerlendiriliyor.
Kaynaklar:
- Financial Times, “Erdoğan’s assault on democracy threatens Turkey’s allies too” başlıklı Özgür Özel imzalı makale.










