back to top
Ana Sayfa Haber Sandıkta Kaybeden, Yargıyla Geri Dönüyor

Sandıkta Kaybeden, Yargıyla Geri Dönüyor

İçişleri Bakanlığı’nın peş peşe üç CHP’li belediye başkanını görevden uzaklaştırması, Türkiye’de yerel yönetimlere yönelik yargı merkezli siyasi müdahale tartışmalarını yeniden büyüttü. Adana Yüreğir, Uşak Eşme ve İstanbul Ataşehir’de alınan kararlar; muhalefet tarafından yalnızca adli süreç değil, seçmen iradesine doğrudan müdahale ve muhalefeti tasfiye operasyonu olarak değerlendiriliyor. Son iki yılda yaklaşık 90 belediyenin el değiştirmesi ise tabloyu münferit değil, sistematik bir siyasal yeniden dizayn süreci olarak ortaya koyuyor.

Yargı Kararı Mı, Siyasi Tasfiye Mi?

Türkiye’de muhalefet belediyelerine yönelik soruşturmalar ve görevden uzaklaştırma kararları yeni bir aşamaya geçti. Son üç gün içinde İçişleri Bakanlığı tarafından üç CHP’li belediye başkanının peş peşe görevden uzaklaştırılması, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda açık biçimde siyasi bir tartışmanın merkezine yerleşti.

Adana Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, Uşak Eşme Belediye Başkanı Yılmaz Tozan ve İstanbul Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel hakkında verilen kararlar; farklı dosyalar ve farklı suç isnatlarıyla gerekçelendirilse de, ortaya çıkan siyasal sonuç aynı: seçimle kazanılmış belediyelerin merkezi idare eliyle fiilen yeniden şekillendirilmesi.

Muhalefet cephesi ise bu tabloyu “hukukun uygulanması” değil, “sandıkta alınamayan sonucun yargı eliyle tahsili” olarak okuyor.

Yüreğir’de Karar, Protestoyla Karşılandı

İçişleri Bakanlığı, 21 Nisan’da Adana Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’nın görevden uzaklaştırıldığını duyurdu. Gerekçe, Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 3 Nisan’da verdiği 5 yıl 3 ay 10 günlük hapis cezası oldu.

Demirçalı hakkında “imarda usulsüzlük”, “rüşvet” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlamalarıyla hüküm kurulurken, kararın ardından CHP belediye binası önünde protesto düzenledi. Parti yönetimi, yargı sürecinin siyasi baskı atmosferinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu.

Yüreğir Belediye Meclisi’nde CHP’nin 21, AKP’nin 13, MHP’nin ise 3 üyesi bulunuyor. Başkanvekilliği seçiminin sonucu yalnızca yerel yönetim dengesi değil, siyasi sembol açısından da önem taşıyor.

Eşme’de Tutuklama, Hızlı Görevden Alma

Uşak’ın Eşme ilçesinde ise süreç çok daha hızlı ilerledi. Belediye Başkanı Yılmaz Tozan, “icbar suretiyle irtikap” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlamalarıyla düzenlenen operasyon kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklandı ve hemen ardından görevden uzaklaştırıldı.

Tozan ile birlikte iki belediye çalışanının da tutuklanması, yerel yönetim üzerinde doğrudan idari boşluk yarattı. Başkanvekilliği seçiminin 27 Nisan’da yapılacağı açıklandı.

Belediye meclisinde CHP’nin 7, AKP’nin ise 4 üyesi bulunuyor. Ancak mesele yalnızca aritmetik değil; muhalefet açısından bu süreç, belediyelerin yargı operasyonları üzerinden baskı altına alınmasının yeni halkası olarak görülüyor.

Ataşehir Operasyonu Ve Büyük Siyasi Mesaj

En dikkat çekici gelişme ise İstanbul Ataşehir Belediyesi’nde yaşandı. Gece yarısı düzenlenen operasyonla Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel hakkında “ihaleye fesat karıştırma”, “örgüt kurma” ve “rüşvet” suçlamalarıyla işlem başlatıldı. Gözaltıların ardından Adıgüzel dahil 19 kişi tutuklandı.

İçişleri Bakanlığı’nın görevden uzaklaştırma kararı, özellikle İstanbul özelinde siyasi yankıyı büyüttü. Çünkü İstanbul, yalnızca bir büyükşehir değil; aynı zamanda iktidar ile muhalefet arasındaki en sert siyasal mücadele alanı.

Ataşehir Belediye Meclisi’nde CHP’nin halen 24 üyesi bulunurken, AKP’nin 10, MHP’nin ise 2 üyesi var. Başkanvekili seçimi 30 Nisan’da yapılacak. Ancak asıl mesele, seçimin teknik sonucu değil; muhalefetin İstanbul’daki kurumsal varlığına verilen mesaj olarak okunuyor.

İki Yılda 90 Belediye El Değiştirdi

2024 yerel seçimlerinde birinci parti olarak çıkan CHP’nin belediyeleri, seçim sonrası yoğun soruşturma ve operasyon dalgasıyla karşı karşıya kaldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil birçok isim hakkında açılan davalar, tutuklamalar ve görevden almalar, siyasi rekabetin hukuk alanına taşındığı eleştirilerini güçlendirdi.

Son iki yılda yaklaşık 90 belediyenin el değiştirmesi; bunların içinde DEM Parti belediyelerine atanan kayyumlar da düşünüldüğünde, yerel yönetimlerin merkezi iktidar tarafından yeniden dizayn edildiği yönündeki tartışmaları büyüttü.

Bu tablo, yalnızca belediye başkanlarının değil, doğrudan seçmenin iradesinin tartışma konusu haline geldiğini gösteriyor. Sandıkla belirlenen yönetimin, idari ve yargısal mekanizmalarla değiştirilebilmesi; demokratik meşruiyet krizini derinleştiriyor.

Muhalefetten Sert Tepki

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 18 Nisan’da yaptığı açıklamada artık “operasyonlara karşı izleyici kalamayacaklarını” belirterek, bu sürecin uluslararası kamuoyuna taşınması gerektiğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Ataşehir Belediye Başkanı’nın tutuklanmasının ardından sosyal medya hesabından, “Bu kadar hukuksuzluk, bu kadar haksızlık artık yeter” diyerek tepki gösterdi.

Muhalefetin ortak vurgusu net: mesele bireysel dosyalar değil, kurumsal olarak muhalefetin siyasal alanının daraltılmasıdır.

Türkiye’de yerel yönetimlere yönelik bu yeni dalga, yalnızca belediye başkanlarının değil; demokrasi, hukuk devleti ve halk iradesinin geleceğinin de tartışıldığı bir eşiğe işaret ediyor. Çünkü sandıkla gelenin, yargı yoluyla gitmesi; yalnızca bir yönetim değişikliği değil, rejim tartışmasının ta kendisidir.


  • NHY / DW Türkçe, ANKA Haber Ajansı