back to top
Ana Sayfa Haber Özgür Özel, Erdoğan’la Tokalaşmadan Resepsiyondan Ayrıldı

Özgür Özel, Erdoğan’la Tokalaşmadan Resepsiyondan Ayrıldı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 23 Nisan resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile tokalaşmadan salondan ayrılması, yalnızca protokol tercihi değil; muhalefete yönelik yargı operasyonlarına karşı verilmiş açık bir siyasal mesaj olarak okundu. Özel’in “Millet bizden dik durmamızı bekliyor” sözleri, CHP’nin uzlaşma değil direniş hattını öne çıkaracağını gösterdi.

Resepsiyonda Protokol Değil, Siyaset Konuştu

TBMM Tören Salonu’nda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle düzenlenen resepsiyon, bu yıl kutlamadan çok siyasi gerilimle gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve diğer parti liderlerinin katıldığı törende en dikkat çeken an, Özgür Özel’in Erdoğan ile tokalaşmadan salondan ayrılması oldu.

Özel’in MHP lideri Devlet Bahçeli ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile tokalaşması, ancak Erdoğan ile karşılaşmadan ayrılması; muhalefet cephesinde bunun bilinçli bir siyasi tavır olduğu yorumlarını güçlendirdi. CHP kaynakları bu tutumu, “nezaket değil, demokrasi krizine karşı pozisyon alma” olarak değerlendiriyor.

Bu görüntü, son dönemde CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar, tutuklamalar ve görevden uzaklaştırmaların gölgesinde şekillenen yeni muhalefet dilinin sembolik bir yansıması haline geldi.

“Millet Dik Durmamızı Bekliyor”

Özgür Özel, resepsiyon çıkışında yaptığı açıklamada, CHP’nin geri çekilme ya da pasifleşme gibi bir seçeneği olmadığını net biçimde ortaya koydu. Özellikle Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in tutuklanması ve belediyelere yönelik artan yargı baskısı üzerinden konuşan Özel, mücadelenin yalnızca partisel değil, demokratik temsil meselesi olduğunu vurguladı.

“Millet bizden dik durmamızı, dirençli olmamızı, sandığı getirmemizi ve iktidarı almamızı bekliyor” diyen Özel, bu sürecin yalnızca belediyelere yönelik bir operasyon değil, doğrudan seçmen iradesine müdahale olduğunu ima etti.

Özel’in bu çıkışı, CHP’nin son dönemde “hukuksuzluk” ve “siyasi kuşatma” başlıkları altında örmeye çalıştığı muhalefet stratejisinin yeni halkası olarak görülüyor. Mesaj net: geri adım değil, görünür direnç.

“Bayrağı Bırakmayız”

Geçen yıl resepsiyona katılmaması hatırlatılan Özel, bu kez neden salonda olduğunu da siyasi bir çerçeveye oturttu. “Biz burada ev sahibiyiz” diyerek Meclis’i ve kurumsal siyaseti terk etmeyeceklerini belirten CHP lideri, protesto ile kurumsal mücadeleyi birbirinden ayırdı.

“Milletten bir bayrak aldıysanız onu bırakmayacaksınız” sözleriyle hem parti tabanına hem de muhalefet seçmenine seslenen Özel, görev bırakma ya da kurumsal çekilme tartışmalarına kapıyı kapattı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile yaptığı görüşmeye de değinen Özel, belediyelere dönük baskılar karşısında ortak bir siyasi refleks geliştirmeye çalıştıklarını söyledi. Yavaş’ın da görev bırakma gibi bir düşüncesi olmadığını vurguladı.

Bu yaklaşım, CHP’nin sokak tepkisini kurumsal meşruiyet içinde büyütme arayışını işaret ediyor: Meclis’te kalmak ama sessiz kalmamak.

Hukuk Tartışması Ve Çifte Standart Eleştirisi

Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izinlerine ilişkin değerlendirmesi ise Özel’in eleştirel tonunu daha da sertleştirdi. Yavaş’ın tüm denetimlerden geçtiğini ve hukuki cevaplarını verdiğini belirten CHP lideri, asıl meselenin dosyaların siyasi propaganda malzemesine dönüştürülmesi olduğunu söyledi.

Bu noktada Melih Gökçek örneğini veren Özel, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında çok sayıda suç duyurusuna rağmen işlem yapılmamasını “çifte standart” olarak niteledi. “Melih Gökçek’in yargılanmadığı yerde kimseye bir kelime soru sorulmaz” diyerek yargının seçici işleyişine dikkat çekti.

Muhalefetin temel itirazı burada düğümleniyor: hukuk, evrensel bir denetim mekanizması mı, yoksa yalnızca siyasi rakipler için işletilen bir araç mı?

Rejim Tartışması Derinleşiyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Erdoğan’a yönelik “Sultan Süleyman” benzetmesi sorulduğunda Özel’in verdiği yanıt, tartışmayı yalnızca güncel operasyonların ötesine taşıdı.

“İlla bir adım atması için padişah benzetmesi gerekiyorsa bizim rejimle ilgili endişelerimiz boşa değil” diyen Özel, Türkiye’de yönetim biçimi ve güç yoğunlaşmasına dair muhalefetin uzun süredir dile getirdiği kaygıları yeniden gündeme taşıdı.

Bu ifade, yalnızca bir siyasi polemik değil; parlamenter denge, yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı tartışmalarının da özeti niteliğinde. Muhalefet açısından mesele artık sadece seçim değil, rejimin karakteri.

Sessiz Tokalaşmamanın Gürültülü Mesajı

Siyasette bazen en yüksek ses, söylenmeyen cümlelerden çıkar. Özgür Özel’in Erdoğan’la tokalaşmaması da bu anlamda sembolik ama güçlü bir siyasal metin olarak kayda geçti.

Bu tavır, diplomatik bir kırılmadan çok; seçilmiş belediye başkanlarının tutuklandığı, muhalefetin yargı baskısıyla kuşatıldığı bir dönemde “normalleşme” görüntüsü vermeyi reddeden bir pozisyondu.

CHP’nin önümüzdeki süreçte bu çizgiyi nasıl sürdüreceği, yalnızca parti stratejisini değil, Türkiye’de muhalefetin rejim karşısındaki konumunu da belirleyecek. Çünkü bazen bir tokalaşma kadar, tokalaşmamak da siyasettir.