Muğla Milas’taki Akbelen Ormanı direnişi kapsamında yaşanan tutuklamalar, siyasal ve hukuksal tartışmaları derinleştirirken, DEM Parti yargının yönelimine dikkat çekerek “doğayı savunanların değil, onu tahrip edenlerin yargılanması gerektiğini” vurguladı.
Ekoloji Mücadelesi Ve Yargı Kıskacı
DEM Parti tarafından yapılan açıklamada, Akbelen Ormanı çevresinde süren direniş kapsamında yaşanan tutuklamaların, yalnızca bireysel bir yargı süreci değil, aynı zamanda ekoloji ve emek mücadelesine yönelik sistematik bir baskı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, yaşam alanlarını savunduğu için tutuklanan Esra Işık ile dayanışma gösteren Başaran Aksu ve Doğukan Akan’ın da tutuklanmasının, yargının yönelimine dair kaygıları büyüttüğü belirtildi.
Emek Ve Doğa Arasında Kurulan Siyasal Hat
DEM Parti, açıklamasında yalnızca Akbelen ile sınırlı olmayan bir tabloya işaret ederek, 16 Mart’ta tutuklanan Mehmet Türkmen örneğini de hatırlattı. Bu çerçevede emek mücadelesi ile ekoloji mücadelesinin kesiştiği noktada artan yargı baskısının dikkat çekici olduğu vurgulandı.
Parti, “yaşam alanları ve alın teri” vurgusuyla, doğa talanına karşı direnen yerel halk, sendikalar ve sivil yapıların kriminalize edildiğini savunarak, bu sürecin yalnızca çevresel değil aynı zamanda sınıfsal bir boyut taşıdığına işaret etti.
“Yargı Kimi Koruyor?” Tartışması
Açıklamanın en çarpıcı bölümü ise yargının tarafsızlığına ilişkin eleştiri oldu. DEM Parti, mahkemelerin yönünü “yaşamı savunanlar” yerine “çıkar grupları”na çevirdiğini öne sürerek, hukuk sisteminin koruma refleksinin kamusal yarardan uzaklaştığını dile getirdi.
Bu eleştiri, son dönemde özellikle çevre mücadeleleri ve işçi hareketleri bağlamında sıkça gündeme gelen “yargının siyasallaşması” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Akbelen direnişi özelinde yaşanan gelişmeler, Türkiye’de çevre politikaları ile hukuk sistemi arasındaki gerilimi bir kez daha görünür kıldı.
Mücadele Mesajı Ve Siyasi Pozisyon
DEM Parti, açıklamasını tutuklananların serbest bırakılması çağrısıyla tamamladı ve emek ile ekoloji mücadelesinin süreceğini vurguladı. Bu tutum, yalnızca bir dayanışma mesajı değil, aynı zamanda mevcut politik hattın sürdürüleceğine dair açık bir siyasi pozisyon olarak değerlendirildi.
Akbelen’de yaşananlar, Türkiye’de çevre mücadelelerinin yalnızca yerel bir direniş değil, giderek daha geniş bir siyasal ve toplumsal çatışma alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor.
- NHY / Artı Gerçek, DEM Parti resmi sosyal medya açıklaması











