back to top
Ana Sayfa Haber Siyasette “Küfür” Tartışması Büyürken, İddia–Yalanlama Hattında Güven Krizi Derinleşiyor

Siyasette “Küfür” Tartışması Büyürken, İddia–Yalanlama Hattında Güven Krizi Derinleşiyor

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın “Özgür Özel bana küfür etti” iddiası, CHP liderinin sert yalanlaması ve sosyal medyada yükselen “az bile” tepkileriyle birlikte, Türkiye siyasetinde dil, etik ve kamuoyu algısı ekseninde yeni bir gerilim başlığına dönüştü.

İddia Ve Yalanlama Arasında Sertleşen Söylem

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın kendisine yönelik “küfür etti” iddiasını reddederek, aile bireylerine yönelik herhangi bir hakaret kullanmadığını söyledi. Özel, Özarslan’a yönelttiği sözlerin, iddialara göre “seni doğuran anneyi de, evlatlarını da, ileride torunlarını da utandıracak” şeklinde bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti.

Özel’in aktardığına göre görüşmede asıl vurgu, Özarslan hakkında daha önce gündeme gelen yolsuzluk ve hırsızlık iddiaları karşısında kendisine duyulan güvenin boşa çıkarıldığı yönündeydi. CHP lideri, “Aileye yönelik bir ifade kullanmadım” diyerek iddiaları “yalan” olarak niteledi ve tartışmanın kişisel hakaret boyutuna çekilmesini reddetti.

Siyasi Gerilimde Etik Dil Ve Meşruiyet Tartışması

Yaşanan polemik, Türkiye’de siyasal rekabetin giderek sertleşen üslubu içinde, “eleştiri ile hakaret” sınırının yeniden tartışılmasına yol açtı. Siyasi aktörler arasındaki gerilim, yalnızca iki isim arasındaki kişisel bir anlaşmazlık olmaktan çıkarak, kamuoyunda siyasetin hangi dil üzerinden yürütülmesi gerektiğine dair daha geniş bir etik tartışmayı tetikledi.

Uzmanlara göre bu tür krizler, özellikle yerel yönetimlerden merkezi siyasete uzanan hat üzerinde güven ilişkisini zedeleyebiliyor ve seçmen nezdinde kurumsal itibarın aşınmasına yol açabiliyor. İddia ve yalanlamaların karşılıklı sertleşmesi, siyasi iletişimin içerikten çok ton ve üslup üzerinden okunmasına neden oluyor.

Sosyal Medyada Yükselen Tepkiler Ve Toplumsal Algı

Tartışmanın bir diğer boyutu ise sosyal medya tepkileri oldu. Çevrimiçi platformlarda çok sayıda kullanıcı, Özel’in sözlerinin sert olsa da “yerinde” olduğunu savunan yorumlar paylaştı; bazı paylaşımlarda “az bile” ifadesinin öne çıkması, siyasal tartışmalarda cezalandırıcı ve öfke temelli dilin toplumsal karşılık bulduğunu gösterdi.

Bu tablo, siyaset dilindeki sertleşmenin yalnızca aktörlere değil, seçmen davranışına ve kamusal tartışma kültürüne de sirayet ettiğine işaret ediyor. Analistler, kamusal alanda normalleşen sert söylemin uzun vadede demokratik müzakere zeminini daraltabileceği uyarısında bulunuyor.

Kurumsal Siyasette Güven Ve Hesap Verebilirlik Eşiği

Özarslan’ın iddiaları ile Özel’in yalanlaması arasındaki gerilim, aynı zamanda yerel yönetimlerde şeffaflık, siyasi sadakat ve hesap verebilirlik başlıklarını yeniden gündeme taşıdı. Siyasi partiler arası geçişler ve bu süreçlere eşlik eden suçlama–savunma döngüsü, Türkiye siyasetinde kurumsal bağlılık ile pragmatik ittifaklar arasındaki gerilimin sürdüğünü gösteriyor.

Uzmanlara göre bu tür krizlerin kalıcı etkisi, yalnızca hukuki süreçlerin sonucuyla değil, kamuoyunun hangi anlatıyı daha inandırıcı bulacağıyla şekilleniyor; bu da siyasette algı yönetiminin, en az somut deliller kadar belirleyici hale geldiğini ortaya koyuyor.

  • NHY / BirGün, Halk TV; İsmail Saymaz