Almanya’nın Focus dergisinde yayımlanan Sebastian Scheffel imzalı analiz, Financial Times verilerine dayanarak Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde ABD’de yaşanan demokratik gerilemenin hızının, Vladimir Putin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın erken dönem otoriterleşme süreçlerini dahi aştığını ortaya koyuyor.
Financial Times Ölçeği: ABD’de Tarihsel Hızda Gerileme
Financial Times için çalışan ve London School of Economics’te görev yapan veri gazetecisi John Burn-Murdoch, “özgürlük, kurumsal bağımsızlık ve demokratik erozyon” başlıklarında geliştirdiği ölçekte, ABD’deki demokratik gerilemenin Trump’ın ikinci döneminde modern tarihte benzeri görülmemiş bir hız kazandığını saptadı. Burn-Murdoch’a göre ABD, toplam puanda hâlâ otoriter rejimlerin gerisinde olsa da, düşüş eğrisinin dikliği açısından tüm ülkeleri geride bırakıyor.
Putin, Erdoğan Ve Orbán’dan Daha Hızlı
Scheffel’in aktardığına göre Burn-Murdoch’un analizi, Trump dönemindeki demokratik aşınmanın Rusya’da Putin, Türkiye’de Erdoğan ve Macaristan’da Viktor Orbán dönemlerinin ilk yıllarından daha hızlı gerçekleştiğini gösteriyor. Rusya’da yaklaşık on yılda ulaşılan seviyeye ABD yalnızca bir yılda yaklaşırken, Türkiye’de benzer bir tablo ancak dört yıl sonra ortaya çıkmıştı.
Tek Seferlik Kararlar, Kalıcı Hasar
Analize göre ABD’deki gerilemenin ayırt edici yönü, uzun vadeli anayasal dönüşümlerden çok, tekil ve ani yürütme hamleleriyle ilerlemesi. Trump’ın mahkeme kararlarını ve yasal sınırları bir defaya mahsus hiçe sayan kararları, demokrasi erozyonu ölçeğinde sert sıçramalara yol açtı. Bu yönüyle ABD, Venezuela gibi sistematik rejim dönüşümlerinden farklı bir örnek sunuyor.
Kurumsal Direnç Ve Dekret Rejimi
Burn-Murdoch, ABD kurumlarının görece dayanıklılığının durumu hafifletmediği uyarısında bulunuyor. Aksine, güçlü kurumlar Trump’ı kalıcı yapısal değişiklikler yerine başkanlık kararnamelerine yöneltiyor. Analize göre bu durum, hukukun üstünlüğünün normlara dayanması halinde ne kadar kırılgan olabileceğini açığa çıkarıyor.
“Project 2025” Ve Planlı Güç Yoğunlaşması
Scheffel, Trump’ın attığı adımların büyük bölümünün Heritage Foundation tarafından hazırlanan “Project 2025” adlı programla örtüştüğüne dikkat çekiyor. Federal bürokrasinin siyasileştirilmesi, göçmenlere yönelik sert ve ölümcül uygulamalar, Venezuela’ya yönelik Kongre’den gizlenen askeri adımlar ve cinsiyet politikalarına ilişkin kararnameyle tanımlanan bu süreç, Trump’ın demokratik sınırları bilinçli biçimde zorladığını gösteriyor.
Normlara Dayalı Demokrasi Uyarısı
Burn-Murdoch’un Financial Times’taki değerlendirmesi, Focus’un yorumunda şu cümleyle özetleniyor: ABD’de demokrasi, özgürlük ve yurttaş haklarının büyük ölçüde yazılı kurallardan çok teamüllere dayanması, Trump ve çevresinin kısa sürede ciddi tahribat yaratabilmesini mümkün kıldı. Scheffel’e göre bu tablo, yalnızca ABD için değil, Batı demokrasilerinin tamamı için yapısal bir uyarı niteliği taşıyor.
- NHY / Focus, Sebastian Scheffel – Financial Times, John Burn-Murdoch – Financial Times, London School of Economics (Demokrasi Ölçüm Çalışmaları)
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















