back to top
Ana Sayfa Haber Ekonomi İhracat Rekoru Söylemi, İthalat Ve Cari Açık Gerçeğini Gizliyor

İhracat Rekoru Söylemi, İthalat Ve Cari Açık Gerçeğini Gizliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılı için açıklanan 396,5 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedefinin aşıldığı yönündeki açıklaması, ithalat verileri, cari denge ve iç ekonomik göstergelerle birlikte değerlendirildiğinde tabloya dair önemli boşlukları ve çelişkileri ortaya koyuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye’nin 2025 yılı mal ve hizmet ihracatının 396,5 milyar dolara ulaştığını ve daha önce açıklanan 390 milyar dolarlık hedefin aşıldığını duyurdu. Erdoğan, bu tabloyu “mali disiplin, düşen enflasyon ve cari fazla yolunda ilerleme” söylemiyle birlikte sundu. Ancak iktidarın paylaştığı bu veriler, ithalat ve dış ticaret dengesiyle birlikte ele alındığında ekonominin bütününe dair farklı bir resme işaret ediyor.

İhracat Var, İthalat Yok

Resmî açıklamalarda öne çıkarılan ihracat artışı, ithalat rakamlarıyla birlikte sunulmuyor. Oysa Türkiye ekonomisinde dış ticaretin gerçek etkisi, ihracatın ithalatı ne ölçüde karşıladığıyla ortaya çıkıyor. Son yıllarda ihracat artarken, enerji, ara malı ve sermaye malı ithalatındaki yüksek seyir dış ticaret açığını yapısal biçimde beslemeyi sürdürüyor.

Ekonomistler, ihracatın önemli bir bölümünün yüksek ithal girdi bağımlılığına dayandığını, bu nedenle ihracattaki artışın net döviz kazancına sınırlı katkı sağladığını vurguluyor. İthalat verileri açıklanmadığında, ihracat başarısının cari denge üzerindeki gerçek etkisi görünmez kılınıyor.

Cari Fazla Söylemi Ve Gerçekler

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında Türkiye’nin “cari fazlaya doğru emin adımlarla ilerlediğini” ifade etti. Ancak son yıllarda açıklanan veriler, cari dengenin büyük ölçüde iç talebin daralması, yüksek faiz ve ithalatın baskılanması yoluyla geçici olarak iyileştiğini gösteriyor.

Sanayi üretimindeki yavaşlama, yatırımlardaki durgunluk ve hanehalkı tüketimindeki gerileme, cari açığın düşmesinde belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu durum, cari dengedeki iyileşmenin yapısal bir dönüşümden ziyade ekonomik daralmanın yan ürünü olduğu yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.

Enflasyon Düşüyor Mu, Alım Gücü Artıyor Mu?

Erdoğan’ın açıklamasında enflasyonun düştüğü ve refah artışının 86 milyona yayılacağı vurgusu da dikkat çekti. Buna karşın bağımsız iktisatçılar, enflasyondaki düşüşün baz etkisi ve sıkı para politikası kaynaklı olduğunu, buna rağmen gıda, konut ve enerji gibi temel kalemlerde fiyat baskısının sürdüğünü belirtiyor.

Ücret artışlarının enflasyonun gerisinde kalması, emekliler ve dar gelirli kesimler açısından alım gücü kaybını derinleştiriyor. Bu tablo, büyümenin ve ihracat artışının toplumun geniş kesimlerine doğrudan refah olarak yansıdığı iddiasını tartışmalı hâle getiriyor.

Reform Söylemi Ve Yapısal Sorunlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği reformlar, uzun süredir dile getirilen ancak kapsamı ve takvimi netleşmeyen başlıklar olarak öne çıkıyor. Hukuk güvenliği, kurumların bağımsızlığı ve öngörülebilir ekonomi politikaları gibi alanlarda yaşanan sorunlar, yabancı sermaye girişini sınırlayan temel faktörler arasında sayılıyor.

Uzmanlara göre, ihracat rakamları tek başına ekonomik başarıyı ölçmeye yetmiyor. İthalat, dış ticaret dengesi, gelir dağılımı ve alım gücü birlikte değerlendirilmeden yapılan iyimser açıklamalar, ekonomideki yapısal kırılganlıkları perdeleme riskini taşıyor.


Kaynaklar:
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 27 Ocak tarihli sosyal medya paylaşımı
– TÜİK dış ticaret ve enflasyon verileri
– Ekonomi çevreleri ve bağımsız iktisatçı değerlendirmeleri


Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.