ABD-İran savaşı sonrası Ortadoğu’da değişen güç dengeleri, bölgesel rekabetin merkezine artık İran’ı değil Türkiye ile İsrail arasındaki stratejik mücadeleyi yerleştiriyor. Washington Times’ın analizine göre; Suriye’den Afrika Boynuzu’na uzanan yeni jeopolitik hat, iki ABD müttefikini giderek daha sert bir nüfuz savaşının içine çekiyor.
İran’ın Zayıflaması Yeni Güç Mücadelesini Tetikledi
The Washington Times tarafından yayımlanan kapsamlı analiz, ABD-İsrail eksenli İran operasyonlarının ardından Ortadoğu’daki güç boşluğunun yeni bir bölgesel rekabet doğurduğunu ortaya koydu. Haberde, askeri kapasitesi zayıflayan ve ekonomik olarak ağır darbe alan İran’ın ardından, bölgesel liderlik mücadelesinin artık Türkiye ile İsrail arasında şekillendiği vurgulandı.
Analize göre, hem Türkiye hem de İsrail, Washington’un yakın müttefikleri olmalarına rağmen; Suriye, Körfez hattı ve Afrika Boynuzu’nda giderek daha sert pozisyonlar alıyor. Özellikle İran’ın bölgesel etkisinin gerilemesiyle birlikte Ankara’nın yeni dönemde daha görünür ve aktif bir güç merkezi olmayı hedeflediği belirtiliyor.
Haberde, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in “Yeni İran Türkiye olabilir” yönündeki açıklamalarına dikkat çekilirken, İsrail çevrelerinde Ankara’nın giderek “potansiyel tehdit” olarak tanımlandığı ifade edildi.
Erdoğan-Netanyahu Hattında Sertleşen Söylem
Recep Tayyip Erdoğan ile Benjamin Netanyahu arasındaki sert söylem trafiği de analizde geniş yer buldu.
Erdoğan’ın, ABD-İsrail saldırılarını İran’ın egemenliğine yönelik ihlal olarak tanımladığı ve Netanyahu’yu “siyasi ömrünü uzatmak için savaş çıkarmakla” suçladığı aktarıldı. Netanyahu’nun ise Türkiye’yi dolaylı biçimde “terör rejimlerini desteklemekle” itham ederek Ankara’yı İran benzeri bir tehdit çerçevesine yerleştirmeye çalıştığı ifade edildi.
Ancak analizde dikkat çeken unsur, Ankara’nın retorik düzeyde sertleşmesine rağmen doğrudan askeri çatışmadan kaçınan pragmatik bir çizgi izlediği değerlendirmesi oldu. Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü’nden Gonul Tol’un görüşlerine yer verilen haberde, Erdoğan yönetiminin iç politikada Filistin yanlısı söylemden fayda sağlarken; dış politikada kontrollü hareket ettiği belirtildi.
Suriye Yeni Rekabet Alanına Dönüştü
Analize göre Türkiye ile İsrail arasındaki en kritik mücadele sahası bugün Suriye.
Esad sonrası dönemde Ankara’nın Suriye’yi ekonomik ve güvenlik açısından yeniden yapılandırmaya çalıştığı; İsrail’in ise yeni Şam yönetimine derin kuşkuyla yaklaştığı ifade edildi. Özellikle İsrail’in güney Suriye’de askeri varlığını sürdürmesi ve Dürzi topluluklarla ilişkilerini güçlendirmesi, Ankara açısından dikkatle izleniyor.
Haberde, İran’ın Suriye’deki etkisinin gerilemesiyle Türkiye’nin sahadaki en etkili dış aktör haline geldiği; buna karşın İsrail’in operasyonel askeri kapasitesini koruduğu vurgulandı.
Washington’un ise doğrudan Türkiye-İsrail çatışmasını engellemek için diplomatik arabuluculuk yürüttüğü belirtildi. Ancak ABD içinde bazı İsrail yanlısı çevrelerin Ankara’ya yönelik sert eleştirileri artırdığına dikkat çekildi.
Afrika Boynuzu’nda Yeni Jeopolitik Yarış
Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin yalnızca Ortadoğu’yla sınırlı kalmadığı, Afrika Boynuzu’na kadar yayıldığı kaydedildi.
Özellikle Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan Babülmendep Boğazı çevresinde iki ülkenin askeri ve lojistik üs yarışına girdiği aktarıldı. Türkiye’nin Somali’de askeri varlığını büyüttüğü; İsrail’in ise Somaliland ile geliştirdiği ilişkiler üzerinden bölgede yeni üs imkanları aradığı ifade edildi.
Analizde, İran destekli Husilerin zayıflamasıyla oluşan boşluğun Türkiye ve İsrail tarafından doldurulmaya çalışıldığı öne sürülürken; bölgede El-Şebab-Husi ilişkilerine dair güvenlik risklerinin de arttığı belirtildi.
Bu gelişmelerin, Ortadoğu’daki klasik İran merkezli güvenlik paradigmasının yerini; Türkiye, İsrail, Körfez ülkeleri ve Afrika eksenli çok katmanlı yeni bir güç rekabetine bıraktığı değerlendirmesi yapıldı.
Washington’un Yeni İkilemi
Analizin en dikkat çekici boyutlarından biri ise ABD açısından ortaya çıkan stratejik ikilem oldu. Washington’un bir yandan İsrail’in güvenlik önceliklerini desteklerken, diğer yandan NATO müttefiki Türkiye ile ilişkileri tamamen koparmak istemediği vurgulandı.
Ancak İsrail çevrelerinde Türkiye’nin giderek “güvenilmez ortak” olarak kodlanmaya başladığı; Ankara’nın ise İsrail’in bölgesel askeri hamlelerini “yayılmacı strateji” olarak gördüğü ifade edildi.
Ortadoğu’daki yeni dönemin, artık yalnızca İran merkezli değil; Türkiye-İsrail eksenli daha karmaşık ve daha kırılgan bir jeopolitik denge üzerine şekillendiği değerlendirmesi öne çıkıyor.
TB / The Washington Times, AP, Middle East Institute












