back to top
Ana Sayfa Haber Çevre Çöllerden Atmosfere: Bir Bilim İnsanı İklim Biliminin Kör Noktalarını Dolduruyor

Çöllerden Atmosfere: Bir Bilim İnsanı İklim Biliminin Kör Noktalarını Dolduruyor

Ben-Gurion Üniversitesi’nden Prof. Ilya Gelfand, Orta Doğu çöllerinde neredeyse hiç ölçülmemiş sera gazlarını doğrudan sahada izleyerek, küresel iklim modellerinin varsayımlarla dolu boşluklarına veriyle müdahale ediyor; bulgular hem iklim politikalarını hem de tarımsal üretimi yeniden düşünmeye zorluyor.

Haritalardaki Sessizlik Ve Varsayımların Hâkimiyeti

Küresel sera gazı emisyon haritalarında Orta Doğu çoğu zaman tekdüze renklerle kaplıdır. Ne belirgin artışlar ne de şaşırtıcı düşüşler vardır; çünkü bu bölgelerden gerçek ölçüm verileri yok denecek kadar azdır. Prof. Ilya Gelfand’a göre bu “düzlük”, gerçeğin değil varsayımların ürünüdür.

Ben-Gurion Üniversitesi Negev Çölü Enstitüleri’nde çalışan Gelfand, özellikle azot protoksit (N₂O), metan (CH₄) ve azot oksitler gibi “iz gazlar”a odaklanıyor. Karbondioksite kıyasla kamuoyunda daha az tartışılan bu gazlar, iklim sistemi üzerinde orantısız derecede büyük etkilere sahip. Ancak Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya gibi geniş bölgelerde neredeyse hiç ölçülmemiş durumdalar.

Alışılmadık Bir Bilim Yolculuğu

Gelfand’ın iklim bilimine yönelişi doğrusal bir akademik kariyerin sonucu değil. 1990’ların ortasında Kudüs İbrani Üniversitesi’nde çevre bilimleri eğitimi alırken, alanın neye dönüşeceği bile net değildi. Yüksek lisans döneminde ise çöller ya da atmosfer değil, kapalı devre akuakültür sistemlerinde su filtrasyonu üzerine çalıştı.

Bu çalışmalar onu azot döngüsüne götürdü. Mikroorganizmalar aracılığıyla işleyen bu döngü, modern tarım ve sanayi nedeniyle ciddi biçimde bozulmuş durumda. Doktorasını Weizmann Bilim Enstitüsü’nde Yatir Ormanı’nda yapan Gelfand, İsrail ekosistemlerinde azot bütçesini bütüncül biçimde inceleyen az sayıdaki araştırmacıdan biri oldu.

Üçüncü Büyük Sera Gazı: Azot Protoksit

Azot protoksit, karbondioksit ve metandan sonra en etkili üçüncü sera gazı olarak kabul ediliyor; ayrıca ozon tabakasına da zarar veriyor. Buna rağmen İsrail’de ve bölgenin büyük kısmında uzun yıllar neredeyse hiç gündeme gelmedi.

Gelfand, doktorası sonrasında ABD’de Michigan State Üniversitesi’nde Prof. Phil Robertson ile çalışarak, topraktan atmosfere gaz akışlarını doğrudan ölçme tekniklerini öğrendi. 2017’de İsrail’e döndüğünde ise bu bilgi birikimi, ülkede neredeyse kimsenin yapmadığı türden saha ölçümlerinin önünü açtı.

Çöller Metan Yutmazsa Ne Olur?

Gelfand’ın en çarpıcı bulgularından biri, çöllerin metanla ilişkisine dair. Yaygın kabule göre kuru topraklar atmosferdeki metanı emer, yani “yutak” görevi görür. Ancak Negev’de yapılan ölçümler bunun her zaman geçerli olmadığını gösterdi.

Yaz aylarında, son derece kuru koşullarda bile, bazı çöl topraklarının metan saldığı tespit edildi. Bu durum, küresel iklim modellerinin çöllerden kaynaklanan metan emisyonlarını sistematik biçimde eksik hesaplıyor olabileceği anlamına geliyor. Mekanizma henüz tam açıklanamasa da bulgu, modellerin güvenilirliği açısından ciddi sorular doğuruyor.

Boşlukları Doldurmak: Yerel Veri, Küresel Etki

Gelfand kendisini romantik bir kâşif olarak değil, bilimsel bir “boşluk doldurucu” olarak tanımlıyor. İsrail’in coğrafi konumu bu açıdan stratejik: Afrika, Asya ve Akdeniz ekosistemlerinin kesiştiği dar bir alanda, çöl, tarım ve yarı-kurak sistemler yan yana bulunuyor.

Küresel iklim modellerinin “yer gerçeği”ne ihtiyacı olduğunu vurgulayan Gelfand, laboratuvar yerine sahada, lazer tabanlı cihazlarla milyarda bir düzeyinde gaz ölçümleri yapıyor. Amaç, tahminleri değil, ölçülmüş gerçekleri modele taşımak.

Tarımda Aşırı Azot Ve Görünmeyen Emisyonlar

Araştırmalar yalnızca iklim bilimiyle sınırlı değil. Gelfand’a göre İsrail tarımı, dünyadaki en yüksek azot gübreleme oranlarından bazılarına sahip. Bu durum hem yeraltı sularında nitrat kirliliğine hem de gereksiz sera gazı salımına yol açıyor.

Özellikle hurma üretimi üzerine yürütülen uzun soluklu saha deneyleri, mevcut gübreleme düzeylerinin verim için şart olmadığını ortaya koydu. Yüzlerce yetişkin hurma ağacı üzerinde yapılan çalışmalarda, kullanılan azot miktarının yarıdan fazla azaltılmasıyla aynı verimin elde edilebildiği görüldü.

Beklenmedik Bir Sonuç: Düşük Emisyonlar

Araştırmanın belki de en şaşırtıcı sonucu, İsrail tarımından kaynaklanan azot protoksit emisyonlarının beklenenden düşük çıkması oldu. Gelfand, çalışmaya başlarken çok daha yüksek emisyonlar beklediğini, ancak ölçümlerin bunu doğrulamadığını söylüyor.

Bu bulgu, tarımın iklim politikaları kapsamında vergilendirilmesi ve düzenlenmesi tartışmalarında doğrudan veri ihtiyacını bir kez daha ortaya koyuyor. Varsayımlara dayalı politikaların, gerçek emisyon profilleriyle çelişebileceği uyarısını yapıyor.

Çöller Boş Değil, Etkisiz Hiç Değil

Gelfand’ın çalışmaları, çöllerin iklim sistemi içindeki rolüne dair yerleşik algıyı sorguluyor. “Buralar boş değil,” diyor, “ve olan biten sadece yerel değil, küresel sonuçlar doğuruyor.”

Sessizce ve ısrarla yapılan bu ölçümler, iklim biliminin en büyük kör noktalarından birini doldururken, hem bilim insanlarını hem de politika yapıcıları alışılmış kabulleri yeniden düşünmeye zorluyor.


Kaynaklar:
– The Jerusalem Post, Environment and Climate Change Portal
– Ben-Gurion University of the Negev, Jacob Blaustein Institutes for Desert Research
– Prof. Ilya Gelfand ile yapılan açıklamalar ve saha çalışmaları


Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.