Ekim ayında en az 169 işçi yaşamını yitirdi. Her gün ortalama altı emekçi iş başında ölürken, çocuklar, göçmenler ve kadın işçiler bu görünmez savaşın sessiz kurbanları olmaya devam ediyor.
Her Gün Altı İşçi: İstatistik Değil, Bir Ülkenin Gerçeği
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporuna göre, 2025 yılının ilk on ayında en az 1737 işçi, Ekim ayında ise en az 169 işçi hayatını kaybetti.
Bu tablo, iş cinayetlerinin artık olağanlaştığı bir ülkenin özetidir. Ekim ayı verileri, sanayiden tarıma, inşaattan taşımacılığa kadar bütün üretim alanlarında işçilerin ölümle çalıştırıldığını gösteriyor.
En çok ölüm tarım (46), inşaat (43) ve taşımacılık (25) işkollarında meydana geldi. Sanayi üretiminde 58, hizmet sektöründe 21 işçi yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinin yüzde 98’inden fazlasında işçiler sendikasızdı.
Tersanelerden Tarlalara: Ölüm Her Yerde Aynı Disiplinle İşliyor
Ekim ayı raporunun en çarpıcı bölümlerinden biri tersanelerde yaşanan ölümler. Tuzla’da Ukraynalı işçi Vlasyuk Yevgen, havuz dışında yapılan uygunsuz bir kesim çalışması sırasında yaşamını yitirdi.
Aynı günlerde Serdar Dur, 19 gün önce kafasına düşen cisim sonucu tedavi gördüğü hastanede öldü. Murat Mustafa, Torlak Tersanesi’nde karbonmonoksit gazından zehirlenerek can verdi.
Bu vakalar, sermaye için “zaman kaybı” sayılan iş güvenliği önlemlerinin, işçiler için “hayat” anlamına geldiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Çocuk İşçiler: Yoksulluğun En Küçük Tanıkları
Ekim ayında en az 8 çocuk işçi hayatını kaybetti.
Kahramanmaraş’ta 17 yaşındaki Miraç Sağlam, ormanda çalışırken uçuruma düştü.
Kütahya’da 9 yaşındaki Hüseyin Başkan, tarlada traktöre bağlı mibzerin altında kaldı.
İzmir’de 17 yaşındaki Adem Kaygısız, traktör rotovatörüne kolunu kaptırarak yaşamını yitirdi.
Hatay’da Fatma Şanverdi, servis minibüsünün çarpışması sonucu öldü.
Bu ölümler, çocuk işçiliğinin yalnızca bir “yoksulluk meselesi” değil, aynı zamanda politik bir sonuç olduğunu gösteriyor. Devletin denetimsizliği, sermayenin açgözlülüğü ve eğitim sisteminin ticarileşmesi birleştiğinde, çocuklar üretim bandına mahkûm ediliyor.
Kadın ve Göçmen Emekçiler: Görünmeyen İki Katman
Rapora göre Ekim ayında 12 kadın işçi ve 7 göçmen işçi yaşamını yitirdi.
Kadın işçilerin çoğu tarım, tekstil, sağlık ve hizmet sektörlerinde; göçmenlerin çoğu ise inşaat, tersane ve tarım alanlarında çalışıyordu.
Göçmen işçiler arasında üç Suriyeli, bir Azerbaycanlı, bir Mısırlı, bir Türkmen ve bir Ukraynalı emekçi yer aldı.
Bu tablo, Türkiye’nin ekonomik modelinde “ucuz, güvencesiz ve sessiz emek”in sistematik olarak tercih edildiğini gösteriyor. Kadın ve göçmen emeği, en düşük ücret ve en yüksek riskle sömürülüyor.
Ezilme, Göçük, Düşme, Kalp Krizi: Her Gün Aynı Senaryo
İş cinayetlerinin nedenleri de sistematik bir sömürü zincirini ortaya koyuyor.
Ekim ayında ölümlerin:
- 39’u ezilme/göçük,
- 34’ü trafik veya servis kazası,
- 29’u yüksekten düşme,
- 28’i kalp krizi/beyin kanaması nedeniyle yaşandı.
Bu nedenlerin ortak paydası, aşırı çalışma, denetimsizlik ve maliyet baskısı. Yani bu ölümler “kaza” değil, üretim zorlamasının politik sonucu.
YÖK Günü’nde Gençliğe Selam, Emeğe Yas
Raporun girişinde İSİG Meclisi, Yükseköğretim Kurulu’nun kuruluş gününde barınma, beslenme ve özerk-demokratik üniversite talebiyle sokakta olan gençleri selamladı:
“Bu mücadelede yarınımız olan gençlerle bugün de omuz omuzayız. Üniversiteler bizimdir.”
Bu vurgu, emeğin sadece fabrikada değil, kampüslerde, tarlalarda ve tersanelerde de aynı sömürü düzenine karşı mücadele ettiğini hatırlatıyor. İş cinayetlerine karşı mücadele, yalnızca işçilerin değil, tüm toplumun geleceğiyle doğrudan ilgili bir yaşam mücadelesi haline gelmiş durumda.
Biriken Sessizlik: 1737 Ölü, 1737 Sessiz Alarm
2025’in ilk on ayında her gün ortalama 6 işçi iş başında öldü.
Bu sayı, sadece rakam değil, her biri ardında bir aile, bir yoksulluk hikayesi ve bir toplumsal suskunluk bırakan ölümler zinciri.
İş cinayetleri Türkiye’de artık yalnızca “iş güvenliği sorunu” değil; sınıfsal bir adalet meselesidir.
Bir ülkede emek, hayatını kazanırken hayatını kaybediyorsa, orada hukuk, ahlak ve siyaset susmuştur.
Ve o sessizlik, her gün bir işçinin kanıyla yeniden yazılmaktadır.
- NHY / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Ekim 2025 Raporu
- Bingöl’de 50 Milyon Yıllık Deniz Canlısı Fosilleri Bulundu - 29 Kasım 2025
- Suriye’nin Güneyine İsrail Baskını: İşgalin Yeni Eşiğinde En Kanlı Saldırı - 29 Kasım 2025
- Atıl İşgücü Uçurumu Derinleşiyor: Gerçek İşsizlik 12 Milyonu Aştı - 29 Kasım 2025
















